

KÖŞE YAZISI ¦ SİYASETTE ÇÜRÜMENİN ADI; NEFSİN ESARETİ… / 31 Mart 2026
Siyaset,
Bir dava işidir derler.
Bir memleket meselesidir.
Bir sorumluluk, bir yük, bir emanettir.
Ama görüyoruz ki;
Bazıları için siyaset;
ne dava, ne memleket, ne de sorumluluk,
Sadece bir güç alanı,
sadece bir imtiyaz kapısı olarak görüyor.
Ve ne yazık ki çoğu zaman da
nefsin en rahat hareket ettiği bir zemin hâline gelmiş durumda.
Bugün konuşulan mesele,
bir kişinin yaptığı hata değildir sadece.
Bugün konuşulan mesele,
siyasetin içine sızmış olan ahlaki zafiyetin açık teşhiridir.
Bir belediye başkanı
Elinde kamu gücü, arkasında bir şehir,
ama en basit sınavda sınıfta kalıyor.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü bir insan,
kendi nefsine söz geçiremiyorsa,
başkasına adalet dağıtamaz.
Evet,
Ortada bir çirkinlik var.
Tasvip edilmesi mümkün değil.
Ama bir başka çirkinlik daha var.
Mahremiyetin ayaklar altına alınması,
kişisel hayatın teşhir edilmesi,
insanların özelinin siyasi malzeme hâline getirilmesi,
Bu da ayrı bir rezalettir.
Ve burada altını özellikle çizmek gerekir.
Eğer aynı olay, farklı bir siyasi kimlikte yaşansaydı,
aynı yöntem mi uygulanacaktı?
Yoksa isimler gizlenir,
konu büyütülmeden kapatılır mıydı?
Bugün yaşanan tabloda,
özellikle muhalefet cephesinden bir isim olunca,
olayın sadece hukuki boyutuyla değil,
itibarsızlaştırma boyutuyla da servis edildiği açıkça görülmektedir.
Bir insanın hatası üzerinden,
bir partiyi, hatta bir geleneği yıpratma çabası,
Bu, siyasetin kirli yüzüdür.
Ama tekrar altını çizelim,
Bu durum, yapılan yanlışı meşrulaştırmaz,
Bir yanlış, başka bir yanlışın bahanesi olamaz.
Aksine,
İki yanlış bir araya geldiğinde
ortaya daha büyük bir çürüme çıkar.
Asıl tehlike şudur.
Biz artık hataya değil,
hata yapanın kim olduğuna bakıyoruz.
Eğer “bizdense” susuyoruz,
“onlardansa” linç ediyoruz.
İşte çürümenin merkezi burasıdır…!
Oysa ahlakın partisi olmaz.
Onurun ideolojisi yoktur.
Yanlış, kim yaparsa yapsın yanlıştır.
Siyasetçinin hayatı sıradan değildir.
Çünkü o, sadece kendini temsil etmez.
Bir şehri, bir kurumu,
hatta bazen bir fikri temsil eder.
Ve o koltuk,
sadece yetki vermez,
aynı zamanda sınav verir.
Bu sınavın adı karakterdir.
Şunu açık ve net söylemek gerekir.
Nefsine yenilenin,
millete söz söyleme hakkı yoktur.
Ama aynı şekilde;
hukuku, mahremiyeti ve insan onurunu çiğneyerek
siyasi hesap yapanların da
bu millete verecek bir dersi yoktur.
Bugün yapılması gereken çok nettir.
Kim olursa olsun,
hangi partiden gelirse gelsin,
zafiyet gösteren de,
o zafiyeti kirli hesaplara alet eden de
aynı şekilde sorgulanmalıdır.
Çünkü siyaset,
kişisel tatminin değil,
toplumsal sorumluluğun makamıdır.
Unutmamak gerekir ki;
Bir insanın büyüklüğü,
taşıdığı unvanla değil,
o unvanın ağırlığını taşıyabilme gücüyle ölçülür.
Ve bugün ne yazık ki;
Pek çok kişi makamını büyütürken,
kendini küçültmektedir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 31 Mart 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)