144 GÜNDÜR CEVAPSIZ KALAN BİR ACI…

144 GÜNDÜR CEVAPSIZ KALAN BİR ACI…

KÖŞE YAZISI ¦ 144 GÜNDÜR CEVAPSIZ KALAN BİR ACI… / 04 Nisan 2026

Bazı acılar vardır; üzerinden zaman geçtikçe hafiflemez, aksine derinleşir.

Çünkü o acıyı büyüten şey sadece kayıp değildir.
Cevapsızlıktır.

Bugün 144’üncü gün,

Gürcistan üzerinde düşen C-130 kargo uçağımızın ardından geçen bu süre, artık sadece bir bekleyişin değil; bir sessizliğin, bir belirsizliğin ve giderek büyüyen bir vicdan muhasebesinin süresi hâline gelmiştir.

O gün gökyüzünde sadece bir uçak düşmedi.
20 vatan evladı şehadete yürüdü.
20 ocak söndü.
20 hikâye yarım kaldı.

İlk günlerde yapılan açıklamalar netti.

Kara kutu inceleniyor, kısa süre içerisinde gerekli bilgiler kamuoyuyla paylaşılacak dendi.

Bu ifade bir temenni değil, bir taahhüttü.
Devletin millete verdiği bir söz,

Ancak bugün geldiğimiz noktada, aradan geçen 144 güne rağmen bu sözün karşılığının hâlâ verilmemiş olması, kamu vicdanında derin bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.

Elbette her kazanın kendine özgü teknik boyutları vardır.
Elbette incelemeler titizlik ister.

Ama bu kadar uzun süren bir sessizlik, artık sadece teknik bir sürecin değil; iletişim eksikliğinin ve şeffaflık ihtiyacının da göstergesi hâline gelmiştir.

Çünkü bu mesele yalnızca bir kaza raporu değildir.

Bu mesele,
Bir annenin gözyaşıdır.
Bir babanın içine attığı feryattır.
Bir evladın cevapsız kalan sorusudur.

Ne oldu?
Nasıl oldu?
Önlenebilir miydi?

Bu sorular sadece ailelerin değil, 85 milyonun ortak sorusudur.

Devletin büyüklüğü; sadece krizleri yönetmekle değil, o krizlerin hesabını açık ve net bir şekilde verebilmekle ölçülür. Şeffaflık, bir zafiyet değil; aksine güçlü devlet refleksinin en önemli göstergesidir.

Bugün bu milletin beklentisi çok açıktır.

Spekülasyonlara mahal bırakmayacak, teknik ve idari tüm yönleriyle ortaya konmuş, net bir açıklama yapılması gerekir.

Ne eksik, ne fazla,
Sadece hakikat.
144 gün…

Bir gerçeğin ortaya çıkması için yeterince uzun bir süre.
Artık mesele bir kazanın nedenini öğrenmenin ötesine geçmiştir.

Bu, devlet ile millet arasındaki güven bağının korunması meselesidir.

Şehitlerimize borcumuz, sadece onları rahmetle anmak değildir.
Onların ardında bıraktığı sorulara cevap bulmak,
Ve aynı acıların bir daha yaşanmaması için gereken iradeyi ortaya koymaktır.

Bu millet acıyı her zaman taşımıştır taşır.
Sabreder,
Ama cevapsızlığı kabullenmez.

Unutmamız gereken bir gerçeğinde altını çizmek gerekir.

Hakikat geciktikçe, sadece zaman değil,
Güven de yıpranır.

¦¦¦

Musa Özdemir / 04 Nisan 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL