

KÖŞE YAZISI ¦ ÖLÜM SON DEĞİLDİR! / 06 Nisan 2026
Hayatın telaşı içinde insan, en kesin hakikati çoğu zaman erteleyerek yaşar ölümü…
Oysa ölüm, bir son değil; bir başlangıcın eşiğidir.
Bir kapıdır. Bu âlemden başka bir âleme açılan.
İslam inancına göre ölüm, yok oluş değil; bir hâl değişikliğidir.
Ruhun bedenden ayrılmasıyla başlayan bu süreç, ebedî hayatın ilk adımıdır.
Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği üzere her nefis ölümü tadacaktır.
Bu hüküm, kaçınılmaz bir sonu değil; kaçınılmaz bir geçişi haber verir.
Düşünelim,
Hiç var olmayabilirdik. Ama var edildik.
Yaşıyoruz… Ve bu yaşam, beraberinde ölümü de getiriyor.
Demek ki ölüm, hayatın karşıtı değil; tamamlayıcısıdır.
Belki de bu yüzden ölüm, hayattan daha gerçektir.
Çünkü hayat bir ihtimaldi. Ama ölüm, bir hakikattir.
Hakikat ehlinin nazarında ölüm; bir terhistir, bir kavuşmadır, bir dinlenmedir.
Dünya meydanındaki imtihanın sona ermesi, ebedî yurda doğru yol alışın başlangıcıdır.
Tabiat bile bu gerçeği haykırır;
Kışın yapraklarını döken ağaçlar, baharda yeniden dirilir.
Toprağa düşen bir tohum çürür gibi görünür ama aslında yeni bir hayatın kapısını aralar.
Yani görünen yok oluş, hakikatte bir diriliştir.
Asıl mesele ölüm değil, nasıl yaşadığımızdır.
Çünkü ölüm, insanın aynasıdır.
Dünyada ne ektiysen, ahirette onu biçeceksin.
Bu yüzden ölümü hatırlamak, karamsarlık değil; farkındalıktır.
İnsan, ölümü düşündükçe dünyaya olan bağı hafifler, kalbi hakikate yönelir.
Unutulmamalıdır ki;
Ölüm, korkulacak bir karanlık değil; hazırlanılması gereken bir yolculuktur.
Ve belki de sorulması gereken en doğru soru şudur?
Biz bu yolculuğa ne kadar hazırız?
Gerçek hayat, kabirden sonra başlayacak bizler buna ne kadar hazırız.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 06 Nisan 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)