DERİSİ YÜZÜLEN HAKİKAT: NESİMİ’NİN SUSMAYAN SESİ

DERİSİ YÜZÜLEN HAKİKAT: NESİMİ’NİN SUSMAYAN SESİ

KÖŞE YAZISI ¦ DERİSİ YÜZÜLEN HAKİKAT: NESİMİ’NİN SUSMAYAN SESİ / 07 Nisan 2026

Tarih, bazen kahramanlarını altın harflerle yazmaz,
Onları acıyla, kanla ve direnişle kazır zamanın hafızasına.

İşte o isimlerden biridir Nesimi.
Bir şairden öte, bir duruş,
Bir sözden öte, bir hakikat,

15.yüzyılın karanlık ikliminde, söz söylemenin bile cesaret istediği bir çağda yaşadı.
Ama o, korkunun değil; hakikatin tarafında olmayı seçti.

Dönemin egemen dili Arapça ve Farsçaydı.
Türkçe konuşmak, yazmak ve hele hele bu dilde hakikati haykırmak; küçümsenmek, dışlanmak demekti.

Ama Nesimi, halkın diliyle konuştu.
Çünkü o biliyordu ki hakikat, anlaşılmak içindir; gizlenmek için değil.

“Gonca güle minnet eylemem…” dediğinde, sadece bir şiir söylemiyordu.
O söz, eğilmeyen bir iradenin, boyun eğmeyen bir ruhun ilanıydı.

Ancak her çağda olduğu gibi, o dönemde de hakikatten rahatsız olanlar vardı.

Anlaşılmayanı anlamaya çalışmak yerine, yok etmeyi seçtiler.
Fikre karşı fikirle değil, zulümle karşılık verdiler.

Nesimi’nin düşünceleri “sığmadı” kalıplara,
Çünkü hakikat, dar zihinlere hiçbir zaman sığmaz.

Ve sonunda karar verildi.

Susturulmalıydı.

Halep’te verilen idam fetvası, sadece bir insanın değil; bir düşüncenin yargılanmasıydı.
Ama asıl utanç, bu yargının yöntemi oldu.

Nesimi’nin derisini yüzdüler;

Evet, bir insanı susturmak için derisini yüzdüler.
Ama unuttukları bir şey vardı.

Deriyi yüzebilirsiniz,
Ama hakikati asla.

Rivayet edilir ki, o an bile susmadı.
Şiir okumaya devam etti.
Çünkü o, ölümden değil; susmaktan korkuyordu.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, aslında kazananın kim olduğu çok açık.

Nesimi’nin adı hâlâ yaşıyor.
Sözleri hâlâ yankılanıyor.
Duruşu hâlâ ilham veriyor.

Onu susturmaya çalışanlar ise tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gitmiş durumda.

Demek ki hakikat, geç kalmaz,
Ama mutlaka kazanır.

Bugün de değişen çok şey yok.

Fikirler hâlâ yargılanıyor,
Sözler hâlâ baskı altına alınmak isteniyor,
Ve hakikati söyleyenler hâlâ yalnız bırakılıyor.

Ama Nesimi bize şunu öğretti.

Eğer bir insan, inandığı doğrular uğruna bedel ödemeyi göze alıyorsa,
O artık sadece bir insan değildir.
O, bir direniştir.

Nesimi bir “aşk şehidi” olarak anılır.
Ama onun aşkı sadece ilahi bir sevda değil; hakikate olan sadakattir.

O, bize eğilmemenin ne demek olduğunu gösterdi.
Satılmayan sözün, susmayan vicdanın ne kadar kıymetli olduğunu öğretti.

Bugün bize düşen ise çok net;

Hakikatin yanında durmak,
Kolay olanı değil, doğru olanı seçmek…
Ve hiçbir şartta,

Minnet etmemek;

Çünkü bazı insanlar ölmez,
Onlar, her çağda yeniden konuşur.

Ve bazı sözler vardır ki,
Derisi yüzülse bile susmaz.

Nesimi gibi.

¦¦¦

Musa Özdemir / 07 Nisan 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL