

KÖŞE YAZISI ¦ HADDİNİ BİLDİRMEK DE BİR ADALETTİR / 10 Nisan 2026
Toplumlar sadece iyilikle değil, adaletle ayakta durur.
İyilik merhametin, adalet ise karakterin eseridir.
Hz. Ali ne güzel söylemiş;
“Hak edene haddini bildirmek de fakiri giydirmek kadar sevaptır.”
Çünkü hayat, sadece mazluma el uzatmakla değil, zalime sınır çizmekle de anlam kazanır.
Bugün en büyük yanılgılardan biri şudur.
Sessiz kalmayı erdem sanmak,
Susmayı olgunluk zannetmek,
Haksızlık karşısında geri durmayı “büyüklük” diye pazarlamak,
Oysa gerçek büyüklük;
Doğru yerde konuşabilmek,
Gerektiğinde tavır koyabilmek,
Ve en önemlisi, haddi aşana “dur” diyebilmektir.
Çünkü had bilmeyenlerin çoğalmasının tek sebebi,
Haddini bildirmeyenlerin suskunluğudur.
Bir toplum düşünün;
Fakire el uzatan çok,
Ama zalime ses çıkaran yok,
Orada iyilik vardır belki,
Ama adalet yoktur.
Adaletin olmadığı yerde ise huzur barınmaz.
Haddini bilmeyen insan, önce sınırları zorlar,
Sonra o sınırları yok sayar,
Ve en sonunda kendini hukukun, ahlakın ve vicdanın üstünde görmeye başlar.
İşte o noktada, susmak suçtur.
Çünkü suskunluk, zalimin en büyük destekçisidir.
Bugün birilerine haddini bildirmekten çekinenler,
Yarın o hadsizliğin altında ezilmeye mahkûmdur.
Unutmamak lazım;
Bir yetimin başını okşamak ne kadar kıymetliyse,
Bir zalimin önünde dimdik durmak da o kadar kıymetlidir.
Merhamet, mazluma;
Sertlik, zalime yakışır.
Ve bazen en büyük iyilik,
Birine iyilik yapmak değil,
Haddini hatırlatmaktır.
Çünkü herkes yerini bilirse,
Hiç kimse başkasının hakkına göz dikmez.
İşte o zaman gerçek anlamda adalet tesis edilir.
Ve adalet varsa,
Toplum nefes alır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 10 Nisan 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)