

KÖŞE YAZISI ¦ VEFA BİR TESLİMİYETTİR / 11 Nisan 2026
Vefa,
Bugünün dünyasında en çok konuşulan ama en az yaşanan kavramlardan biri.
Oysa vefa; kuru bir söz değil, bir duruştur.
Bir iddia değil, bir imtihandır.
Ve en önemlisi…
İnsanın özünü ortaya koyan en büyük aynadır.
Vefa, özünle ve ruhunla bir teslimiyettir.
Birine, bir davaya, bir hatıraya ya da bir iyiliğe kendini adamak,
Şartlara göre değişmeyen, zamana göre eksilmeyen bir bağlılıktır.
Vefa; ısrarlı ve kesintisiz bir takip,
Fedakârlığın en doğru zamanını kollayabilmektir.
Çünkü herkes iyi günde dosttur.
Ama vefa, kötü günün kapısını çaldığında belli olur.
Her şey yolundayken yanında olan çoktur.
Ama rüzgâr tersine döndüğünde, işte o zaman gerçekler ortaya çıkar.
Vefa; her şartta, her zorlukta muhatabının karşısında
İyiliğe, sevgiye ve dostluğa teslim olabilmektir.
Ve bu teslimiyet, zayıflık değil,
Aksine karakterin en güçlü halidir.
Hatırlayın…!
Bir film repliğinde Ramiz Dayı’nın dediği gibi;
“Teslim olunmadan sadık olunmaz, yeğen.”
İşte vefa tam da budur.
Arının kovana,
Balığın denize,
Tohumun toprağa,
Kuşun gökyüzüne,
Koyunun çobana,
Askerin komutanına olan teslimiyeti gibi…!
Doğal, içten ve tartışmasız bir bağlılık…!
Vefa, iyi günde pek anlaşılmaz.
Asıl yüzünü zor günlerde gösterir.
Çünkü vefanın en uygun iklimi, zorlu zamanlardır.
Zor zamanda yanında olan bir insan,
Sana sadece destek olmaz,
Sana kendinden bir parça bırakır.
O yüzden diyorum ki;
İspatlanmış bir vefa,
İspatlanmamış on sadakat sözünden daha kıymetlidir.
Çünkü söz kolaydır,
Ama vefa, bedel ister.
Elini zamanında tutan varsa,
Günü geldiğinde sen de tutacaksın,
Düştüğünde kaldıran varsa,
Günü geldiğinde sen de kaldıracaksın,
Kapalı yolunu açan varsa,
Günü geldiğinde sen de açacaksın,
Eğer bunu yapamıyorsan,
Bu sadece eksiklik değildir.
Bu, nankörlüktür.
Bu, vefanın hançerlenmesidir.
Bugün en büyük sorunlardan biri de budur.
“Ben, ben, ben” diyenlerin çoğaldığı bir çağda yaşıyoruz.
Oysa vefa, “ben” değil “biz” olabilmektir.
Herkesin olduğu ama kimsenin olmadığı bir yerde,
İşte o “kimse” olabilmektir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bu bir çıkar ilişkisi değildir.
Bu bir alışveriş hiç değildir.
Bu, insan olmanın terazisidir.
O terazi bir kez bozuldu mu,
İnsanın içindeki denge de bozulur.
Mevlana’nın dediği gibi;
Köpeği köpeklikten çıkarıp insana dost yapan sadakat ve vefadır.
İnsanı insanlıktan çıkarıp köpekten aşağı yapan ise sadakatsizlik ve vefasızlıktır.
Bu söz, vefanın ne kadar ağır bir yük olduğunu anlatmaya yeter.
Çünkü vefa,
İnsanın insana bıraktığı en derin, en duygusal ve en ağır izdir.
O izi güzel bırakanlara selam olsun,
O izlere çamur bulaştıranlara ise,
Allah hidayet versin.
Çünkü onların yolculuğu
Uzun, zor ve çoğu zaman yalnızdır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 11 Nisan 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)