Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

AFET DÖNEMLERİNDE BİLGİ SAKLANMAZ

AFET DÖNEMLERİNDE BİLGİ SAKLANMAZ

KÖŞE YAZISI ¦ AFET DÖNEMLERİNDE BİLGİ SAKLANMAZ / 21 Mayıs 2026

Tokat bugün sıradan günlerden geçmiyor.

Şehir günlerdir olası taşkın ve afet riskine karşı teyakkuz halinde.
Artan yağışlarla birlikte devletin tüm kurumları sahada ciddi bir mücadele yürütüyor.

Ve hakkı teslim etmek gerekiyor;

Günlerdir Sayın Valimiz, Belediye Başkanımız, güvenlik güçlerimiz,
AFAD ekipleri, DSİ yetkilileri ve İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği başta olmak üzere tüm kurumlar gece gündüz sahada görev yapıyor.

Köprüler kontrollü şekilde kaldırılıyor, dere yataklarında çalışmalar sürdürülüyor. Riskli bölgelerde tahliyeler gerçekleştiriliyor, hayvanlar güvenli alanlara taşınıyor. Ekipler aralıksız nöbet tutuyor.

Açık konuşmak gerekirse;

Sahadaki koordinasyonda ciddi bir problem görünmüyor.

Devlet refleksi güçlü şekilde çalışıyor. Kurumlar büyük bir özveriyle mücadele ediyor. Bunu inkâr etmek de verilen emeği küçümsemek de vicdani değildir.

Ancak böylesine kritik dönemlerde göz ardı edilmemesi gereken başka bir mesele daha var:

Bilgi yönetimi…

Çünkü afet dönemleri yalnızca iş makineleriyle, tahliyelerle ve teknik müdahalelerle yönetilmez. Toplumun doğru, hızlı ve güvenilir bilgiye ulaşması da en az fiziki müdahale kadar hayati öneme sahiptir.

İşte bugün Tokat’ın en önemli eksiklerinden biri tam olarak budur.

Sahada güçlü bir koordinasyon varken, kamuoyunu bilgilendirme konusunda aynı profesyonellik ne yazık ki yeterince ortaya konulamıyor.

Basın bilgiye ulaşmakta zorlanıyor. Görüntü akışı sınırlı ilerliyor. Saatlerce resmi açıklama yapılmıyor. Ve ortaya ciddi bir bilgi boşluğu çıkıyor.

O boşluğu ise maalesef sosyal medya kaosu dolduruyor.

Eline telefon alan herkes gazeteci rolüne soyunuyor. Hiçbir sorumluluk taşımayan hesaplar, korku müzikleri eşliğinde videolar yayınlıyor, abartılı başlıklarla vatandaşın psikolojisiyle oynuyor.

Baraj patlıyor.
Şehir boşaltılıyor.
Tokat sular altında kalacak,

Teyit edilmemiş bilgiler kontrolsüz biçimde yayılıyor.

İşte tam da bu noktada bazı uygulamalar kamu vicdanını rahatsız ediyor.

Bir afet riskiyle karşı karşıyayız.

Böylesine olağanüstü bir süreçte hiçbir yetkili çıkıp da;
Burada sadece Anadolu Ajansı ve TRT çekim yapacak
diyemez.
Dememelidir de.

Çünkü bu şehirde yalnızca ulusal medya yok.

Bu şehirde günlerdir yağmurun altında çalışan, gecesini gündüzüne katan, vatandaşın doğru bilgiye ulaşması için mücadele eden yerel basın emekçileri de var.

Kimse yerel basını yok sayamaz.
Kimse bilgi üzerinde tekel oluşturamaz.
Kimse gazeteciler arasında ayrım yapamaz.

Hele hele afet dönemlerinde,

Çünkü gazetecilik,
Birilerinin sosyal medya görünürlüğünü artırma işi değildir.
Bir PR çalışması değildir.
Bir algı operasyonu hiç değildir.

Gazetecinin birinci görevi, kamuoyunu kendi yönlendirmeleri doğrultusunda şekillendirmek değil, gerçeği nesnel, tarafsız ve çarpıtmadan halka ulaştırmaktır.

Basının temel görevi;
Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını savunmaktır.

Gazete, televizyon, haber sitesi ya da ajans fark etmez…

Gerçek gazetecilik, toplumu yaşanan gelişmeler hakkında doğru, hızlı ve tarafsız biçimde bilgilendirme sorumluluğudur.

Çünkü bilgi gizlendiğinde söylenti büyür.
Şeffaflık azaldığında panik artar.
Basın dışlandığında ise sosyal medya manipülasyonu devreye girer.

Bugün Tokat’ın ihtiyacı sansür değildir.
Daha fazla korku değildir.
Daha fazla sosyal medya şovu hiç değildir.

Tokat’ın ihtiyacı;

Güçlü bir kurumsal enformasyon sistemi,
Şeffaf bir iletişim modeli
Ve basını sürecin doğal paydaşı olarak gören demokratik bir anlayıştır.

Çünkü mesele birkaç kişinin görünürlüğü değil;
Bir şehrin doğru bilgiyle ayakta kalabilmesidir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Afet dönemlerinde doğru bilgi hayat kurtarır.
Sansür ise yalnızca güveni sorgulatır.

¦¦¦

Musa Özdemir / 21 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL