Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

DERİN BİR AKIL TÜRKİYE’Yİ NEREYE SÜRÜKLÜYOR?

DERİN BİR AKIL TÜRKİYE’Yİ NEREYE SÜRÜKLÜYOR?

KÖŞE YAZISI ¦ DERİN BİR AKIL TÜRKİYE’Yİ NEREYE SÜRÜKLÜYOR? / 22 Mayıs 2026

Türkiye artık yalnızca ekonomik bir kriz yaşamıyor.

Türkiye aynı zamanda;
adaletin aşındığı,
hukukun güven vermediği,
üretimin durduğu,
gençlerin umudunu kaybettiği,
emeklinin yaşam savaşı verdiği,
esnafın ayakta kalamadığı,
iş dünyasının önünü göremediği
çok ağır bir kırılma döneminden geçiyor.

Bugün sokakta konuşulan en büyük mesele artık siyaset değil,
gelecek korkusudur.

Çünkü insanlar yarının ne getireceğini bilmiyor.

Bir ülkede emekli açlık sınırında yaşıyorsa,
esnaf borçla dönüyorsa,
çiftçi üretimden çekiliyorsa,
sanayici yatırım yapmaktan korkuyorsa,
gençler bavul hazırlıyorsa,
orada mesele yalnızca ekonomi değildir.

Orada devletin taşıyıcı kolonları sarsılıyor demektir.

Ve bütün bunlar yaşanırken,
Türkiye’de güçlü bir muhalefet görüntüsünün sistemli şekilde zayıflatıldığı yönündeki kanaat her geçen gün büyüyor.

Aylardır Cumhuriyetin kurucu partisi olan CHP üzerinde çok büyük bir algı operasyonu yürütüldü.

Sosyal medya üzerinden itibarsızlaştırma kampanyaları yapıldı.
Parti içi tartışmalar bilinçli şekilde büyütüldü.
Toplumun gözünde güven duygusu aşındırıldı.

Ve bugün gelinen noktada,
“mutlak butlan” kararları üzerinden CHP’ye yönelik siyasi müdahale tartışmaları Türkiye’nin en büyük gündemi haline geldi.

Verilen bu “mutlak butlan” kararıyla birlikte,
yalnızca bir parti yönetimi değil,
aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu’nun,
sandığın
ve millet iradesinin de tartışmalı hale getirildiği yönünde çok ciddi endişeler oluşmuştur.

Çünkü demokrasinin temel meşruiyeti sandıktır.

Sandığın iradesi tartışmaya açıldığı anda,
demokrasinin taşıyıcı kolonları da zarar görür.

Bugün toplumun önemli bir kesimi,
yargı kararları üzerinden CHP’ye fiilen müdahale edildiğini,
parti iradesinin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını
ve üzerinden yeni bir siyasi dizayn sürecinin devreye sokulduğunu düşünüyor.

İşte tam da bu yüzden insanlar şu soruyu soruyor.

Bu yaşananlar gerçekten hukuk düzeninin doğal sonucu mu?

Yoksa Türkiye’de siyaseti yeniden dizayn etmek isteyen derin bir akıl mı devrede?

Çünkü güçlü muhalefetin olmadığı yerde demokrasi zayıflar.
Demokrasinin zayıfladığı yerde ise millet kaybeder.

Bugün gençlerin umudu kırılmış durumda.
Emekli tükenmiş durumda.
Esnaf çökmüş durumda.
İş insanı önünü göremiyor.
Üretim ciddi şekilde daralmış durumda.

İnsanlar artık hukuka güvenmiyor.

Çünkü adalet duygusu zedelendiğinde,
devletin en büyük dayanağı çöker.

Verilen bu kararın;
Türkiye’nin demokrasi kültürüne,
hukuk sistemine,
ülke ekonomisine
ve uluslararası itibarına ağır sonuçları olacaktır.

Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir.

Cumhuriyet;
hukuktur,
adalettir,
liyakattir,
üretimdir,
özgürlüktür
ve milletin kendi kaderine sahip çıkabilmesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi ise yalnızca bir siyasi parti değildir.

CHP,
bu milletin bağımsızlık hafızasıdır.
Kuvayı Milliye ruhudur.
Türk’ün millet egemenliği üzerine inşa ettiği Cumhuriyetin kurucu iradesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi;
kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi,
milletimizin egemenlik senedidir.

Ortada çok derin bir akıl olduğu hissediliyor.

Bu akıl gerçekten milli mi,
yoksa Türkiye’nin direnç noktalarını zayıflatmaya çalışan başka hesapların ürünü mü?

Bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.

Ama açık konuşmak gerekirse;

Benim umudum her geçen gün biraz daha azalıyor.

Çünkü bir milletin umudu tükenirse,
yalnızca ekonomisi değil,
geleceği de çöker.

¦¦¦

Musa Özdemir / 22 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL