Etkinlik

Başkan Kenan Kuru: “Ziya Gökalp’ı anmak, anlamak ve yüzyılımız”

Başkan Kenan Kuru: “Ziya Gökalp’ı anmak, anlamak ve yüzyılımız”

Turan Ülküsü Kalkınma ve Dayanışma Derneği Genel Merkezince 14 Ekim 2026 tarihinde planlanan, KTÜ, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının paydaşlığı ile gerçekleşen etkinlikte Genel Başkan Kenan Kuru açılış konuşma yaptı. KTÜ Rektör Vekili Ali ile Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Yüksel Gülay’ in yaptığı konuşmalar izleyicilerin ilgisi ile gerçekleşti

Turan Ülküsü Derneği Genel Başkanı Kenan Kuru: Ziya Gökalp’ı anmak, anlamak ve yüzyılımız…

Ziya Gökalp’ın doğumunun 150. Yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımızca “2026 yılının Gökalp’ı anma yılı” olarak ilan edilmesi nedeniyle bir aradayız. Sevgili gençler, sivil toplum kuruluşlarımızın Başkanları, hanımefendiler, beyefendiler, Basının güzide temsilcileri gösterdiğiniz ilginize Genel Merkez yönetim kurulu arkadaşların adına da teşekkür ediyorum. Ayrıca paydaş olarak bu etkinlikte yer alan Karadeniz Teknik Üniversitene ve Sayın Rektörüne, Şehri emin olan ve kadim şehir olarak yer almış Trabzon Büyükşehir Belediyemizin Sayın Büyükşehir Belediye Başkanına teşekkür ederek saygılarımızı sunuyorum. Hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz.

Saygıdeğer konuklar, İçinde bulunduğumuz yüzyılda herkesin, Türkçülüğe ve Turancılığa nasıl bakabileceğini sağlamak gerekmektedir. Tarihin hızlandığı bir yüzyıldayız. Yeni yüzyıl. Diğer bir ifadeyle 21. asır olarak nitelendirilen bu yüzyılda, yeni bir ruhla dünyaya bakmak gerekmektedir. Türk ve Türkiye yüzyılında T.C. Devletimizin bu uğurdaki resmi çalışmalarının yanında, sivil toplum kuruluşunun objektiflikle yapacağı hizmetleri çok önemli hale gelmiştir. Çünkü bizlere çok büyük imkânlar sunulsa da; Türk dünyasının kalkınmasını ve dayanışmasını görmek bu uğurda hizmet etmekle mümkün olabilecektir.

Her şeyden önce gerek Ülkemizde, gerek Türk dünyasında ve gerek İslam ülkelerinde daima milli bilinci uyandırmaya ve güçlendirmeye çalışılmalıdır. Bunun için sivil toplum kuruluşları ve resmi makamların dayanışmasının daha güçlü birlik içinde olmasıyla temin edilebileceği görülmelidir. Türkçülüğün Ülküsü Turan’dır. Günümüzde 400 milyona yakın Türkün, bir millet olarak ideali ve heyecanının özünü; dilde, edebiyatta, kültürde ve sanatta birleştirmek ve bu çalışmaları yapmak üzere TURAN ÜLKÜSÜ Kalkınma ve Dayanışma ile tanımlanmış, Genel Merkez sorumluluğu ile Dernek tüzel varlığıyla, meşru ve hukuki haklarla yer almıştır. Kızıl elmayı hayal ederken gözünün önünde eski sahip olduğu Türk dünyasını gören TURAN ÜLKÜSÜ Derneği Milletini tanı, ümmetini tanı anlayışına sadıktır.

Türklük Kültürel bir çalışma ve yenileme hedefidir. Ülkümüz Kültür bakımından Türk dünyasının birleşmesidir ve kültürümüzde de Turan’dır. Ve toplumsal hayat dediğimiz de; dini, ahlakı, hukuku, iktisadi, dil ve bilimsel olarak bunların toplamına verilen ad olduğu gibi, medeniyette olmaktadır. İşte kültürle medeniyet arasında ki benzerlik nokta budur. Kültür milli olduğu halde medeniyet milletlerarasıdır. Milli konular gibi dini hassasiyetlerini yüksek vasıfla taşımanın gerçekçiliğini Dini endişesi olanların milli duyarlılıklarındaki bakışları, Milli endişesi olanların dini duyarlılıklarına bakışları olarak görmek gerekmektedir. Türkçülüğün ve Turancılığın ne olduğunu, kültür ve medeniyeti, tarihi ve sosyal idealizmi, milli bilinci ve dayanışmayı güçlendirmeyi ele aldığını asla unutmamalıyız. dedi.

Prof. Dr. Bayram Sevinç sunumuzda: Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp: Milli Bünye Analizi ve Yeni Yüzyılın İnşa Paradigması

Türk sosyolojisinin kurucu isimlerinden Ziya Gökalp, doğumunun 150. yılında yeniden gündemde. Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülüş döneminde millî kimlik, toplumsal dayanışma ve modernleşme meselelerine çözüm arayan Gökalp’in düşünceleri, günümüzün küresel krizleri, kültürel kimlik tartışmaları ve yeni dünya düzeni arayışları açısından da önemini koruyor.
Bu kapsamda KTÜ Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bayram SEVİNÇ tarafından yapılan “Sosyo-politik İnşa Dönemlerinde Tefekkürün Grameri” başlıklı sunum, Gökalp’i yalnızca Türk milliyetçiliğinin fikir öncülerinden biri olarak değil, büyük toplumsal krizler karşısında yeni bir düşünce ve kurumlar sistemi geliştirmeye çalışan kurucu bir sosyolog olarak ele almıştır.

İmparatorluğun çöküşünden yeni bir toplum tasarımına Darülfünundaki sosyoloji çalışmalarıyla disiplinin Türkiye’de kurumsallaşmasına öncülük etti. Kızıl Elma, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak ve Türkçülüğün Esasları gibi eserleriyle modern Türkiye’nin düşünsel kuruluşuna önemli katkılar sağladı. Aynı zamanda eski kurumların işlevlerini kaybettiği, toplumsal aidiyetlerin sarsıldığı ve yeni bir meşruiyet düzeninin arandığı tarihsel bir kırılmaydı. Gökalp’in temel meselesi, bu çok katmanlı buhrandan yeni bir toplumsal düzenin nasıl çıkarılabileceğiydi. Buhran karşısında yeni bir mefkûre Gökalp’e göre toplumsal krizler yalnızca ekonomik veya siyasi tedbirlerle aşılamazdı. Toplumun ortak değerlerini, dayanışma bağlarını ve geleceğe ilişkin hedeflerini yeniden kurması gerekiyordu.

Fransız sosyolog Durkheim’ın toplumsal dayanışma ve anomi kavramlarından etkilenen Gökalp, geleneksel bağların çözülmesinin ahlaki ve toplumsal bir boşluk yarattığını düşünüyordu. Bu noktada onun düşüncesinin merkezine yerleşen kavram “mefkûre”, yani ortak ülküydü. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak Gökalp’in en bilinen düşünsel formülü olan “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”, birbirine karşıt görülen üç yönelimi uzlaştırmayı hedefliyordu. Türkleşmek, toplumun kendi diline, tarihine ve kültürel kimliğine dayanmasını; İslamlaşmak, dinî ve ahlaki değerlerin toplumsal dayanışmadaki rolünü; muasırlaşmak ise çağdaş bilim, teknoloji ve kurumlardan yararlanmayı ifade ediyordu. Bu üçlü yaklaşım, Batılılaşmanın mutlaka kültürel kimlikten vazgeçmek anlamına gelmediği düşüncesine dayanıyordu.

Gökalp’in bu çerçevede geliştirdiği en önemli kavramsal ayrım, hars ve medeniyet ayrımıydı. Hars, bir milletin kendine özgü dilini, geleneklerini, ahlakını ve estetik dünyasını ifade ederken medeniyet, farklı toplumların ortaklaşa yararlanabildiği bilimsel, teknik ve kurumsal birikimi temsil ediyordu. Yeni dünya düzeninde Gökalp’i yeniden okumak Gökalp’in düşüncelerinin günümüzde yeniden tartışılmasının önemli nedenlerinden biri, yaşadığı dönemin sorunlarıyla bugünün küresel gelişmeleri arasında kurulabilecek benzerlikler. 19 yüzyılın sonlarında uluslararası güç dengeleri değişirken imparatorluklar çözülüyor, ulus-devletler yükseliyor ve toplumlar yeni kimlik arayışlarına yöneliyordu. Bugün de küreselleşmenin geleceği, ulusal egemenlik, kültürel farklılıklar, uluslararası kurumların meşruiyeti ve teknolojik dönüşüm gibi meseleler dünya siyasetinin merkezinde bulunuyor.

Toplumlar bir yandan kültürel kimliklerini ve siyasi özerkliklerini korumaya çalışırken diğer yandan küresel bilimsel, ekonomik ve teknolojik sistemlere katılmak zorunda kalıyor. Ancak Gökalp’in geliştirdiği kavramları günümüz koşullarına doğrudan aktarmak yerine tarihsel bağlamları içerisinde eleştirel biçimde değerlendirmek gerekiyor. Çünkü kültür ile medeniyet arasındaki sınırlar, çağdaş dünyada onun dönemindekinden çok daha geçirgen ve karmaşık hale gelmiş durumda. 150 yıl sonra süren tartışma 25 Ekim 1924’te, henüz 48 yaşındayken vefat eden Ziya Gökalp, kısa ömrüne rağmen Türkiye’nin düşünce tarihinde kalıcı bir iz bıraktı. Doğumunun 150. yılında Gökalp’i yeniden önemli kılan, yalnızca geçmişteki etkisi değil, ortaya attığı soruların bugün de tartışılıyor olması. Bir toplum kendi kültürel kimliğini koruyarak nasıl modernleşebilir? Siyasi ve toplumsal krizler karşısında ortak bir gelecek fikri nasıl oluşturulabilir? Bilimsel ilerleme ile kültürel süreklilik arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

Toplumsal dayanışma, özgürlük ve eşitlikle nasıl bağdaştırılabilir? Gökalp’in düşünce mirası, bu sorulara hazır cevaplar vermekten çok, onları tarihsel ve sosyolojik bir perspektifle yeniden ele alma imkânı sunuyor. Doğumunun 150. yılında Ziya Gökalp’i anmak, yalnızca bir düşünürü hatırlamak değil; Türkiye’nin modernleşme serüvenini, toplumsal kimliğini ve geleceğe ilişkin arayışlarını yeniden tartışmak anlamına geliyor. Konferans bitimi TURAN ÜLKÜSÜ Derneğince Sunumu yapan Prof. Dr. Bayram Sevinç’ e, KTÜ Rektörlüğüne ve Trabzon Büyük Şehir Belediye Başkanlığına Ziya Gökalp’ın fotoğrafının yer aldığı onurluk takdim edildi. Ve fotoğraf çekimiyle kapandı.

Haber Merkezi

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL