
KÖŞE YAZISI ¦ Havlayan Değil, Havlatanı Tanımak.. / 04 Ağustos 2026
Siyasette de hayatta da en büyük yanılgı, yalnızca görünen aktörlere odaklanmaktır. Oysa asıl mesele çoğu zaman havlayan değil, onu havlatandır, konuşan değil, konuşturandır; saldıran değil, saldırıyı planlayan ve yöneten akıldır.
Süleyman Demirel’e atfedilen şu söz, yalnızca siyasetin değil, insan tabiatının da özünü anlatır.
“İt bizim eve doğru havlıyordu. O ite yemek verip kendi evimize alınca, bu sefer karşı eve doğru havlamaya başladı.”
Bu sözün verdiği mesaj açıktır.
Karakteri olmayanın yönü olmaz.
Menfaati neredeyse sadakati de oraya döner.
Dün övgüler dizdiğine bugün hakaret eden, dün omuz omuza yürüdüğünü bugün hedef gösteren insanlar, fikir değiştirdikleri için değil, çıkarlarının adresi değiştiği için saf değiştirirler.
Siyasetin en eski yöntemlerinden biri de budur. Önce bazı insanlar beslenir, ardından onlar bir araç hâline getirilir.
Kalemler kiralanır, diller yönlendirilir, algılar üretilir. Gürültü, hakikatin önüne geçirilmek istenir.
Böyle dönemlerde konuşulan sözden çok, o sözü kimin söylettiğine bakmak gerekir.
Çünkü kiralık sadakatin ömrü kısa olur. Menfaat üzerine kurulan her bağ, daha büyük bir menfaat karşısında çözülmeye mahkûmdur.
Dün alkış tutanlar, yarın aynı iştahla taş atabilir.
Zira onların bağlı olduğu değer, ilke, ahlak ve vicdan değil, elde edecekleri kazançtır.
Bu yüzden devlet yönetiminde de, kurumlarda da, dostlukta da esas ölçü, çok konuşanlar değil, zor zamanda duruşunu bozmayanlardır.
Karakter, şartlar değiştiğinde ortaya çıkar. Omurga ise rüzgâra göre yön değiştirmeyenlerde bulunur.
Tarih, gürültü çıkaranları değil, ilkesini koruyanları yazar. Menfaati uğruna saf değiştirenler günü kurtarabilir, fakat itibarlarını asla kurtaramazlar.
Çünkü değişmeyen hakikat şudur.
Havlayana değil, havlatana bakın. Konuşana değil, konuşturana bakın.
Çoğu zaman görünen yalnızca piyon, görünmeyen ise oyunu kuran akıldır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 04 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)