
KÖŞE YAZISI ¦ ÜRETİCİ TÜKENİRSE, TÜRKİYE KAYBEDER..! / 29 Ekim 2026
Türkiye’de tarım ve hayvancılığın en büyük sorunlarından biri, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasıdır.
Tarlasında alın teri döken çiftçi de ahırında gece gündüz çalışan hayvancı da artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Mazot, yem, elektrik, gübre, işçilik ve diğer giderler sürekli artarken, üreticinin sattığı ürünün fiyatı aynı hızla yükselmiyor.
Üreten yoruluyor, borçlanıyor, zarar ediyor; ancak emeğinin karşılığını almakta zorlanıyor.
Süt üreticisinin yaşadığı sıkıntılar bunun en açık örneğidir.
Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Mayıs 2026 tarihinde litre başına 24,30 TL olarak belirlenen çiğ süt referans fiyatı, temmuz ayında da değiştirilmedi. Oysa yaklaşık altı aylık süreçte motorin fiyatları yüzde 33, kesif yem fiyatları yüzde 25,5, dolar kuru ise yüzde 10,5 oranında arttı.
Üstelik veterinerlik, ilaç, enerji, işçilik ve finansman giderlerindeki artışlar bu hesabın dışında.
Peki, üreticinin bütün giderleri artarken süt fiyatı neden yerinde sayıyor?
Daha düşündürücü olan ise süt fiyatlarına yapılan artışların hemen ardından yem fiyatlarının da yükselmesi. Üretici henüz zamlı süt parasını eline alamadan yem zamlarıyla karşılaşıyor. Bir taraftan verilen, diğer taraftan geri alınıyor.
Oysa süt fiyatı kadar süt-yem dengesi de önemlidir. Üretici kazandığı parayla hayvanını besleyemiyorsa açıklanan fiyatın hiçbir anlamı kalmaz.
Maliyetlerini karşılayamayan üretici önce yemden, bakımdan ve diğer giderlerinden kısmaya çalışıyor. Bunun sonucunda süt verimi düşüyor, hayvan sağlığı riske giriyor. Zarar büyüdüğünde ise hayvanlarını satmak, işletmesini küçültmek veya üretimden tamamen çekilmek zorunda kalıyor.
Asıl tehlike de burada başlıyor.
Çünkü kapanan her ahır, yalnızca bir ailenin geçim kapısının kapanması değildir. Aynı zamanda ülkenin üretim gücünden, kırsal istihdamından ve gıda güvenliğinden kayıp demektir.
Bugün çiftçinin ve hayvancının yaşadığı sıkıntıları görmezden gelenler, yarın artan et ve süt fiyatlarından, azalan üretimden ve dışa bağımlılıktan şikayet etme hakkını kendilerinde görmemelidir.
Türkiye’nin artık üreticiyi borçla ayakta tutmaya çalışan değil, üretimden kazanç sağlayabileceği şartları oluşturan politikalara ihtiyacı var.
Çiğ süt referans fiyatı güncel maliyetler dikkate alınarak yeniden belirlenmeli, yem fiyatlarındaki artışlar yakından takip edilmeli ve üreticinin emeğini koruyacak kalıcı bir sistem oluşturulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki çiftçi ve hayvancı yalnızca kendi geçimini sağlamıyor, bu ülkenin toprağını, kırsal hayatını ve milyonlarca insanın sofrasını ayakta tutuyor.
Üreticiyi korumadan tüketiciyi, çiftçiyi kazandırmadan tarımı, hayvancıyı yaşatmadan hayvancılığı koruyamazsınız.
Artık üreticiye sürekli sabır ve fedakarlık tavsiye etmek yerine, emeğinin karşılığını alabileceği ekonomik şartları sağlamak gerekiyor.
Çünkü sabrın da fedakarlığın da bir sınırı var.
Çiftçi kazanmalı ki üretim devam etsin. Hayvancı yaşamalı ki ahırlar kapanmasın. Üretici ayakta kalmalı ki Türkiye kendi geleceğini koruyabilsin.
Unutmayalım ki; üreticinin kaybettiği bir ülkede, günün sonunda kazanan hiç kimse olmayacaktır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 29 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)