Makam Değil, Gönüllerde Bıraktığın İz Kalır

Makam Değil, Gönüllerde Bıraktığın İz Kalır

KÖŞE YAZISI ¦ Makam Değil, Gönüllerde Bıraktığın İz Kalır / 04 Ağustos 2026

Hayat, insana makamlar, ünvanlar ve sorumluluklar verir. Ancak bunların hiçbiri ebedî değildir. Kalıcı olan, geride bıraktığınız güzel hatıralar, insanların gönlünde edindiğiniz yer ve yıllar geçse de eksilmeyen muhabbetinizdir.

Ankara’da gerçekleştirilen Göçer ailesinin düğünü, aslında sadece iki gencin hayatını birleştirdiği bir merasim değildi. O gece, aynı zamanda insanın makamıyla değil, karakteriyle nasıl iz bıraktığının da en güzel örneklerinden biri yaşandı.

Prof. Dr. Celil Göçer’in milletvekilliği görevinin üzerinden yaklaşık on yıl geçti. Siyasetin temposu düşünüldüğünde bu oldukça uzun bir zaman.
Çünkü siyaset, çoğu zaman hızlı unutan bir hafızaya sahiptir. Makam değiştiğinde telefonlar susar, kalabalıklar dağılır, kapılar eskisi kadar sık çalınmaz. Koltuğa bağlı dostluklar, koltukla birlikte son bulur.

Ancak Ankara’daki tablo bambaşkaydı.

Farklı siyasi görüşlerden isimler, devlet protokolü, bürokratlar, akademisyenler, iş dünyasının temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının önde gelen isimleri aynı salonda buluştu.
Bu manzara bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı.

İnsanları bir araya getiren makam değil, gönüllerde bıraktıkları izdir.

Prof. Dr. Celil Göçer, siyasetin yanında hekimliğini hiçbir zaman ikinci plana bırakmadı. Milletvekilliği döneminde de sonrasında da telefonunu kapatmayan, hastasının derdiyle dertlenen, imkânı ölçüsünde insanların yanında olmaya çalışan bir hekim olarak yaşamını sürdürdü.
Çünkü bazı meslekler sadece ekmek kapısı değildir, vicdanın ve insanlığa hizmetin de adıdır.

İnsan hafızası ilginçtir…

Gösterişli konuşmaları zamanla unutur, ama zor gününde uzanan eli, içten bir tebessümü ve hiçbir karşılık beklemeden yapılan iyiliği kolay kolay unutmaz.

Belki de bu yüzden görev bittikten yıllar sonra bile insanlar aynı samimiyetle bir araya gelebiliyorsa, bunun sebebi siyasi güç değil, güven, vefa ve insanlık hukukudur.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak budur.

Makamın sağladığı geçici itibara değil, insan olmanın kazandırdığı kalıcı değere yatırım yapmak…

Çünkü makam, devletin emanetidir, günü gelir teslim edilir. Fakat güzel ahlak, samimiyet, vefa ve hizmet anlayışı, insanın ömrü boyunca taşıdığı en kıymetli mirastır.

Ankara’daki bu düğün bana bir kez daha şunu hatırlattı.

Hayatta yaptığınız hiçbir iyilik de hiçbir kötülük de unutulmuyor.

Bir gönle dokunduysanız, bir hastanın duasını aldıysanız, bir mazlumun elinden tuttuysanız, yıllar sonra bile bunun karşılığını görüyorsunuz.
Aynı şekilde kırılan gönüller, ihmal edilen insanlar ve geride bırakılan kötü izler de zamanın hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Hayatın gerçek muhasebesi seçim sandığında değil, insanların vicdanında yapılır.

Bu yüzden insan, makamını değil,karakterini büyütmelidir.

Çünkü gün gelir koltuklar boşalır, unvanlar değişir, alkışlar diner…

Fakat geriye adınız kalır.

Ve o adın ardından edilen dualar ya da söylenen sözler, aslında nasıl bir ömür yaşadığınızın en doğru özetidir.

Asıl başarı; görevde alkışlanmak değil, görev bittikten yıllar sonra bile aynı sevgi, aynı hürmet ve aynı samimiyetle hatırlanabilmektir. İşte insanın gerçek makamı da budur.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 04 Ağustos 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL