
KÖŞE YAZISI ¦ Riyayla Alınan Abdest, İftirayı Temizlemez / 30 Ağustos 2026
Devir döndü dolaştı, yalan dile, riya yüze, iftira insana bulaştı.
Bunlar kimileri için artık birer geçim davası oldu. İnsan, menfaati uğruna değerlerini tüketti, kendi ayıbını gizlemek için başkasının onuruna saldıracak kadar yozlaştı.
Kendi yaptıklarının konuşulmasını istemeyenler, önce başkalarına çamur atar. Gerçeklerle yüzleşmeye cesareti olmayanlar, yalanların arkasına saklanır. Bana da yapmadığım bir şey üzerinden iftira atarak adımı karalamaya kalktın.
Kendi pisliğini örtmek için beni hedefe koydun, fakat yalanını ne kadar büyütürsen büyüt, onu hakikate dönüştüremezsin.
Attığın çamur bana ulaşmadan önce senin ellerine ve vicdanına bulaştı. Çünkü iftira, karşısındakinin değil,onu atanın karakterini gösterir. Temiz insanların üzerine gölge düşürmeye çalışırken, aslında kendi karanlığını biraz daha görünür hâle getirirsin.
Bir de istihbaratçılık oynayıp devletin kritik noktalarında görev yapan insanların isimlerini şahsi menfaatlerin için kullanıyorsun.
Sahte nüfuz hikâyeleri anlatıyor, tanıdığın birkaç isim üzerinden kendine güç devşirmeye çalışıyorsun. Bilmelisin ki devlet, kimsenin şahsi nüfuz alanı değildir.
Devletin makamları da hiç kimsenin kirli hesaplarına kalkan yapılamaz.
El değmemişi arar isen yüce dağlardaki kar gerek…
Sevmeyi bilmek için insana göz bebeğinden daha yakın bir gönül gerek…
Nice servetler vardır, içinde alın teri değil, haksızlık, kul hakkı ve mazlumların ahı vardır.
Paranın çokluğu insanı değerli, çevresinin genişliği de dokunulmaz yapmaz. Servetinin içinde kul hakkı, iftira ve haksızlık varsa o zenginlik değil, günü geldiğinde sahibinin omuzlarına binecek ağır bir yüktür.
Bir de kollarını sıvayıp abdest alıyor, alnını secdeye koyuyorsun…
Oysa riyayla alınan abdest, iftirayla kirlenen dili temizlemez.
Namaz yalnızca alnı yere koymak değildir, önce niyeti, vicdanı ve ahlakı doğrultmaktır. İnsanlardan sakladığın gerçekleri Allah’tan saklayamazsın.
Kul hakkının hesabı da gösterişli dindarlıkla kapanmaz.
Düştüğün o karanlık çukurdan seni ne paran, ne sahte itibarın ne de adını kullandığın insanlar çıkarabilir.
Bu dünyada hukuk ve hakikat, öbür dünyada ise ilahi adalet mutlaka hükmünü verecektir.
Ben ne Yunus’um ne Karacaoğlan’ım…
Benim derdim, onların derdini çoktan aşmış.
Ben kendi kendime yanarım; fakat bana atılan iftirayı da kendi pisliğini örtmek isteyenlerin yanına bırakmam.
Hakikatin bazen geciktiğini sanabilirsiniz, ancak hakikat kaybolmaz. Gün gelir perde açılır, herkes saklamaya çalıştığı gerçeklerle baş başa kalır. O gün geldiğinde ne yalanların arkasına saklanabilirsiniz ne de kullandığınız isimler sizi koruyabilir.
Çünkü iftiranın sustuğu yerde hakikat, insanın kaçtığı yerde ise vicdan konuşur.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 30 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)