GÜÇ, İNSANIN KARAKTERİNİ ELE VERİR

GÜÇ, İNSANIN KARAKTERİNİ ELE VERİR

KÖŞE YAZISI ¦ GÜÇ, İNSANIN KARAKTERİNİ ELE VERİR / 02 Eylül 2026

“Hiç kimse aptalca şeyler söylemekten muaf değildir; asıl felaket, bunları büyük bir inançla söylemeye başladığımızda ortaya çıkar.”

İnsan yanılır…

Eksik düşünebilir, yanlış konuşabilir, hatalı kararlar verebilir.
Bunların hiçbiri tek başına büyük bir felaket değildir.

İnsanı asıl tehlikeye sürükleyen, yanlışını sorgulamak yerine ona körü körüne bağlanması, cehaletini hakikat, kibrini ise özgüven zannetmesidir.

Bir düşüncenin yüksek sesle söylenmesi, onu doğru yapmaz.
Bir iddianın sürekli tekrarlanması da ona hakikat değeri kazandırmaz. Ancak bazı insanlar, ellerine biraz güç ve imkân geçtiğinde kendi sözlerini tartışılmaz bir hüküm gibi görmeye başlar.

Eleştiriyi düşmanlık, uyarıyı saygısızlık, farklı düşünceyi tehdit kabul ederler. Kendilerine itiraz edilmemesini haklılıklarının delili, çevrelerindeki sessizliği ise sadakat zannederler.

Oysa çoğu zaman insanlar hak verdikleri için değil, makamdan, menfaatten ya da muhtemel bir zarardan çekindikleri için susarlar.

Güç, insanın karakterini değiştirmez, yalnızca gizlediği taraflarını görünür hâle getirir.

İnsanların durumlarını incelediğinizde çok açık bir gerçekle karşılaşırsınız;

Asil insanlar güçlendikçe daha mütevazı olur.
Yetkileri arttıkça sorumluluklarının da büyüdüğünü bilirler. Makamın geçici, insanlığın ve bıraktıkları izin kalıcı olduğunun farkındadırlar. Kendilerine gösterilen saygının şahıslarına değil, taşıdıkları göreve ait olabileceğini hiçbir zaman unutmazlar.

Karakteri zayıf insanlar ise güçlendikçe kibirlenir.

Bir makama oturunca kendisini vazgeçilmez, birkaç kişi alkışlayınca da tartışılmaz zannetmeye başlar.
Etrafındaki dalkavukların sözlerini halkın kanaati, korkudan doğan sessizliği toplumsal kabul sanır.

Bir süre sonra yalnızca kendisini onaylayanları yanında tutar.
Hakikati söyleyenleri uzaklaştırır, yanlışlarını alkışlayanları ödüllendirir. Böylece gerçek dostlarını kaybederken kendisini felakete götürecek sahte sadakatlerin arasında kalır.

Kibrin en tehlikeli tarafı da bu zaten,

İnsanı önce gerçeğe, sonra vicdanına, en sonunda da kendi sonuna karşı kör eder.

Gerçek büyüklük, insanları susturmakta, korkutmakta veya kendine boyun eğdirmekte değildir.
Güç sahibiyken adaletli kalabilmekte, öfkeliyken ölçüyü koruyabilmekte ve herkes alkışlarken dahi kendini sorgulayabilmektedir.

Tevazu insanı küçültmez, aksine yüceltir.
Kibir ise insanı büyük göstermez, yalnızca içindeki küçüklüğü daha görünür hâle getirir.

Bir insanın gerçek karakterini anlamak istiyorsanız, güçsüz olduğu günlerde söylediklerinden çok, güç kazandıktan sonra insanlara nasıl davrandığına bakın.

Çünkü makamlar gelip geçer, alkışlar diner, kalabalıklar dağılır…

Geriye yalnızca insanın karakteri ve ardında bıraktığı iz kalır.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 02 Eylül 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL