KENDİ YARANA NEDEN SUSARSIN?

KENDİ YARANA NEDEN SUSARSIN?

KÖŞE YAZISI ¦ KENDİ YARANA NEDEN SUSARSIN? / 14 Eylül 2026

Eğer yaşadıkların bir başkasının başından geçseydi, Allah ona merhamet etsin, ne ağır bir imtihan… der, onun haline üzülürdün.
Belki teselli etmek için yanına gider, sabrı tavsiye eder, duasına ortak olurdun.
Fakat aynı acının öznesi sen olunca sustun.

Kalbini kaskatı bir sessizlik kapladı. Gözyaşlarını içine akıttın, kırıldığın yerleri görmezden geldin. Her darbeyi sabır, her suskunluğu metanet, her vazgeçişi teslimiyet zannettin.

Peki, bu gerçekten sabrın olgunluğu muydu, yoksa gafletin derinliği mi?

Çünkü sabır, insanın yarasını inkar etmesi değildir.
Sabır, acıyı görmek, ondan ders çıkarmak ve yine de istikametini kaybetmemektir.

Gaflet ise aynı ateşte defalarca yanıp hala bunun bir ikaz olduğunu anlayamamaktır.

İnsan bazen başkalarının yaşadıklarından kolayca ibret alır fakat kendi başına gelenlerin dilini çözemez.

Başkasının acısında kaderi görür, kendi acısında yalnızca talihsizliği… Başkasına yapılan haksızlık karşısında ayağa kalkar, kendisine yapılanı ise içine gömerek sessizliğini erdem sayar.

Oysa kalp, başkasının yarasıyla yumuşayıp kendi yarasıyla taşlaşıyorsa orada durup düşünmek gerekir.

Belki yaşadıkların seni yıkmak için değil, uyandırmak için geldi.

Belki kapanan kapılar bir mahrumiyet değil, yanlış yollardan korunmandı.
Belki kaybettiğini sandığın insanlar senden alınmadı, sana gerçekte kim oldukları gösterildi. Belki de canını yakan her hadise, artık görmen gereken hakikate yapılmış bir davetti.

Ey yolcu!
Sana anlatılan kıssalardan ibret almayı bildin de sana yaşatılanların neden birer ders olduğunu göremedin?

Her acıyı kader diyerek geçiştirmek teslimiyet değildir.

Bazen kader, insana susmasını değil, uyanmasını, sınır çizmesini ve kendi kıymetini hatırlamasını öğretir.

Sükût her zaman sabır değildir.
Bazen korkudur, bazen alışkanlık, bazen de insanın kendi acısına yabancılaşmasıdır.

Gerçek sabır ise insanı uyuşturmaz, olgunlaştırır. Onurunu çiğnetmez, aksine neye razı olup neye karşı durması gerektiğini öğretir.

Kendi yaranı küçümseme.
Sana yaşatılanları yalnızca bir acı olarak değil, bir işaret olarak da oku.

Zira bazı imtihanlar dayanıp geçmen için değil, değişmen, uyanman ve aynı karanlığa bir daha dönmemen için gelir.

İnsan bazen yarası iyileşince değil, yaranın kendisine ne anlatmak istediğini anlayınca kurtulur.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 14 Eylül 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL