BAZI İNSANLAR ÖLMEZ, SESLERİ UZAKTAN GELİR…

BAZI İNSANLAR ÖLMEZ, SESLERİ UZAKTAN GELİR…

KÖŞE YAZISI ¦ BAZI İNSANLAR ÖLMEZ, SESLERİ UZAKTAN GELİR… / 25 Eylül 2026

Neşet Ertaş’ı Vefatının Yıl Dönümünde Rahmetle Anıyoruz.

Spiker sorar….
— Neden diğer türküler sizinkiler kadar tutulmuyor?
Neşet Ertaş, Anadolu insanının bütün samimiyetini taşıyan o içten üslubuyla cevap verir.
— Biz çekmediğimiz derdin türküsünü söylemeyiz gızım…

İşte bu söz, onun sanatını da hayatını da anlatmaya yeter.

Neşet Ertaş yaşamadığı acıyı anlatmadı, gönlüne değmeyen sözü sazına taşımadı.
Yoksulluğu da gurbeti de sevdayı da ayrılığı da bizzat yaşadı.
Çektiği her derdi gönül süzgecinden geçirerek türküye dönüştürdü.

Belki de bu yüzden onun türküleri yalnızca kulağa değil, doğrudan insanın yüreğine dokundu.
Söylediği her sözde yaşanmışlık, her ezgide alın teri, her nağmede gerçek bir hayat vardı.

O, bir sazın birkaç teline koca bir Anadolu’nun hikayesini sığdırdı.

Türkülerinde yalnızca söz ve ezgi yoktu. Bir annenin gözyaşı, bir babanın sessizliği, bir gurbetçinin memleket özlemi ve bir aşığın yüreğinde taşıdığı derin yara vardı.
Sazını eline aldığında bozkır susar, insan kendi içine dönerdi.
Çünkü Neşet Ertaş, bizim söyleyemediklerimizi söyler, içimize attığımız acıları dile getirirdi.

Türkü, bu milletin yalnızca müziği değildir. Türkü, hafızamız, vicdanımız, sevdamız, isyanımız ve duamızdır. Bir milletin yaşadıkları tarihe yazılırken hissettikleri türkülere emanet edilir.

Âşık Veysel’i, Neşet Ertaş’ı, Pir Sultan Abdal’ı, Âşık Mahzuni Şerif’i ve Abdurrahim Karakoç’u olan bir memleketin ruhu hiçbir zaman teslim alınamaz. Onların sözleri, toprağın altındaki kökler gibi milletin gönlünü beslemeye devam eder.

Türküleri böylesine derin, ozanları böylesine güçlü olan bir milleti hiç kimse yıkamaz.

“Bozkırın Tezenesi” bugün aramızda değil. Ancak bazı insanlar ölmez,yalnızca sesleri biraz uzaktan gelmeye başlar.
Bir sazın teli titrediğinde, bir bozkır akşamına türkü düştüğünde, bir gönül sevdayla sınandığında Neşet Ertaş yeniden doğar.

Onun türkülerini dinlerken bazen geçmişimizi, bazen yarım kalan sevdamızı, bazen kaybettiklerimizi, bazen de kendi içimizde sakladığımız hakikati buluruz.

Büyük usta, 25 Eylül 2012’de bu dünyadan göçtü, fakat gönüllerden hiç gitmedi. Ardında yalnızca türküler değil, Anadolu insanının vakarını, samimiyetini, tevazusunu ve gönül zenginliğini bıraktı.

Vefatının yıl dönümünde Neşet Ertaş’ı rahmet, minnet ve tarifsiz bir özlemle anıyorum.

İyi ki geçtin bu dünyadan büyük usta…
İyi ki bize gönülden türküler bıraktın.

Neşet Ertaş…
Bir ömürlük türkü, sonsuzlukta yankılanan bir ses.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 25 Eylül 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL