
🗞️ GÜNLÜK DÜŞÜNCELER / BİR BABANIN ÇARESİZLİĞİ: TUFANIN GÖLGESİNDE BİR EVLAT HİKAYESİ
Bu sabah evden çıktığımda, arabada radyoyu açtım. Kanallar arasında gezinirken denk geldim bir programa.
Bir din adamı Hz. Nuh’un kıssasını anlatıyordu.
Tufanı… Gemiye uzanan o çaresiz eli… İmanla inkâr arasındaki o derin uçurumu;
Ve fark ettim ki, bu anlatı her zamanki gibi beni derinden etkiledi.
Arabayı sürmeye devam ettim ama zihnim bir kıssanın içinde yolculuğa çıktı.
Dedim ki, bu sadece bir tarih değil.
Bu, bugüne de konuşan bir hakikat.
O yüzden oturdum, bu satırları yazdım.
–♦—♦—♦–
“Gel Yavrum…”
Bazı anlar vardır ki sadece sözleri değil, yürekleri de susturur.
Kelime tükenir, boğaza düğümlenir. Göz bir noktaya dalar, kalp ağırlaşır.
İşte Hz. Nuh’un tufan öncesi oğluna uzattığı o el de tam olarak böyle bir andır.
“Gel yavrum…” diyor bir baba.
“Gel, tufanı görmüyor musun?”
Ne kadar sade ama ne kadar yakıcı bir çağrı,
Ama oğul, başka bir dağa tırmanmakta.
Belki kendi egosunun zirvesine, belki modern dünyanın sahte güvenliğine,
Belki sadece babasının sesini duymak istemediği için…
–♦—♦—♦–
Ve O An, Nuh Sadece Bir Baba
Evet, Hz. Nuh bir peygamberdi.
Rabbinden vahiy alırdı, mucizelere tanıklık etmişti.
Ama o an… Sadece bir babaydı.
Eli titriyordu, gözleri yaşlıydı, yüreği paramparçaydı.
Ve sonunda şöyle dedi.
“Ben mağlup oldum Rabbim…”
–♦—♦—♦–
Fili Bindirmişti, Arslanı da… Ama Evladını Değil
Gemisine fili bindirmişti, arslanı da
Kurdu, kuşu, en vahşisi ve en uysalıyla tüm mahlûkatı almıştı yanına.
Ama kendi evladını bindirememişti.
Çünkü iman zorla verilmez.
Tercihle gelir, gönülden.
Oğul bir seçim yaptı.
Dağa çıkmayı seçti.
Ama o gün, dağlar bile boğulmuştu.
–♦—♦—♦–
Bugün de Aynı Feryat, “Bin Şu Gemiye Evladım”
Bu kıssa sadece geçmişi anlatmaz.
Bugüne de ayna tutar.
Bugün de nice babalar var,
Evladının gözlerinin içine bakıp,
“Bin şu gemiye evladım…” diyen.
Nice anneler var,
Secdelerde gözyaşıyla dua döken,
Evladı için bir kurtuluş aralığı arayan.
–♦—♦—♦–
Her Çağın Kendi Tufanı Vardır
Evet, o gemi hâlâ duruyor.
Çünkü her çağın kendi tufanı var.
Ahlaki çöküş,
Adaletsizlik,
Merhametin kaybolduğu bir dünya,
Hakkın unutulduğu sokaklar.
Ama kurtuluş da hâlâ aynı yerde.
Allah’ın Gemisi’nde.
–♦—♦—♦–
“Gel Evladım…”
Gel evladım geç olmadan bin Allah’ın Gemisi’ne.
Bin hakikate,
Bin adalete,
Bin dürüstlüğe,
Bin sabra,
Bin merhamete,
Bin tevazuya,
Bin alın terine
Çünkü bazen tufan dışarıdan gelmez
İçimizde kopar en büyük fırtınalar.
–♦—♦—♦–
Bir El, Bir Gemi, Bir Fırsat
Belki bu satırları okuyan bir evlat,
Annesinin gözyaşlarını hatırlar bir gün,
Babasıyla arasındaki o sessiz duvarları,
Ve o uzanan eli,
Geç olmadan… biner o gemiye.
Allah’ın Gemisi’ne.
Ve unutmasın.
“Dağlar bile boğulmuştu o gün…
Kalbin de boğulmasın evlat”
–♦—♦—♦–
🖋️ Gölge Adam – Musa Özdemir
📅 20 Ağustos 2025 – Çarşamba
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)