
KÖŞE YAZISI ¦ EVLAT İMTİHANI; BİR BABANIN SESSİZ FERYADI / 31 Ekim 2026
İnsanın hayatta yaşadığı en ağır imtihanlardan biri, kendi evladıyla sınanmasıdır. Yabancının kırdığı kalp zamanla iyileşir, dostun açtığı yara bir gün kapanır. Ancak evladın anne babasının yüreğinde açtığı yaranın tarifi kolay değildir.
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh’un oğluyla yaşadığı hadise, insanlığa asırlardır önemli bir ders vermektedir.
Hz. Nuh, tufan başladığında oğluna, Yavrucuğum, Bizimle beraber sen de bin diye seslenir. Ancak oğlu babasının çağrısını dinlemez, kendisini kurtaracağına inandığı dağa sığınır ve tufanda boğulur.
Bir peygamber bile kendi evladına doğru yolu göstermesine rağmen onun tercihini değiştirememiştir.
Demek ki baba olmak yol göstermektir, evladın yerine akıl etmek, onun yerine doğruyu seçmek değildir.
Bugün nice anne baba aynı imtihanı yaşıyor.
Ömrünü evladına adamış, kendi ihtiyaçlarından vazgeçmiş, onun geleceği için saçlarını ağartmış insanlar, gün geliyor bir güzel söze, bir hatır sorulmasına hasret kalıyor.
Bazı evlatlar, anne babalarının fedakarlığını bir emek değil, kendilerine verilmesi gereken bir hak olarak görüyor. Nasihati baskı, tecrübeyi çağ dışılık, endişeyi hayatlarına müdahale sayıyor.
Oysa bir babanın her uyarısının arkasında otorite kurma arzusu değil, bazen yılların tecrübesi ve evladını kaybetme korkusu vardır.
Elbette anne babalar da hatasız değildir. Evlatlarını anlamak, dinlemek ve gerektiğinde kendi yanlışlarıyla yüzleşmek zorundadırlar. Ancak hiçbir anlaşmazlık, saygısızlığı ve vefasızlığı haklı çıkarmaz.
Kur’an-ı Kerim’de, Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa kendilerine öf! bile deme (İsrâ, 23) buyurulur.
Ne kadar anlamlı bir uyarı…
Bugün bir babanın nasihatinden sıkılan evlat, yarın o sesi duymak için dünyaları vermeye razı olabilir. Annesinin telefonunu açmayan çocuk, bir gün o numaranın bir daha aramayacağını anladığında gerçek pişmanlığı yaşayabilir.
Ben de bir babayım. Evlatla sınanmanın, içinden geçenleri anlatamamanın, kırıldığın halde sevmekten vazgeçememenin ne demek olduğunu bilirim.
Bazen bir baba susuyorsa söyleyecek sözü kalmadığından değil, evladının kalbini kırmamak için kendi kalbinin kırılmasına razı olduğundandır.
Hz. Nuh kıssasından çıkarılacak en büyük derslerden biri de şudur. Akrabalık bağı, iman ve ahlakın önüne geçmez. İnsan kendi tercihlerinin sorumluluğunu taşır.
Evlatlar anne babalarının kıymetini bilmeli, anne babalar da çocuklarının hataları yüzünden kendilerini tüketmemelidir.
Çünkü sevgi fedakarlık ister ama fedakarlık, insanın kendi hayatını yok sayması demek değildir.
Son sözüm evlatlara…
Babanızın sessizliğini güçsüzlük, annenizin merhametini mecburiyet sanmayın.
Hayattayken kıymetini bilmediğiniz insanların mezarı başında dökülecek gözyaşları, zamanında esirgediğiniz bir güzel sözün yerini tutmaz.
Bir babanın en büyük acısı, evladını kaybetmekten korkarken onun tarafından gönülden terk edilmektir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 31 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)