Üç Ayrı Cephe, Aynı Ağır Bedel

Üç Ayrı Cephe, Aynı Ağır Bedel

KÖŞE YAZISI ¦ Üç Ayrı Cephe, Aynı Ağır Bedel / 21 Temmuz 2026

Devletler her zaman cephede yenilmez.
Ne tankla yıkılırlar, ne de topla…
Asıl yıkım, zihinler işgal edildiğinde, kurumlar içeriden çürütüldüğünde ve millet birbirine düşürüldüğünde başlar.

Yakın tarihimize dönüp baktığımızda,
Türkiye’nin farklı yöntemlerle ama benzer sonuçlar doğuran ağır sınavlardan geçtiğini görüyoruz.
Kimi zaman dışarıdan kurulan stratejik dengelerle, kimi zaman devletin içine sızan örgütlü yapılarla, kimi zaman da yıllarca süren kanlı terör eylemleriyle,

Yöntemler farklıydı.
Maskeler farklıydı.
Söylemler farklıydı.
Fakat ödenen bedel hep aynıydı.

Bugün geriye dönüp baktığımızda üç önemli güvenlik başlığı dikkat çekiyor: NATO ekseninde yıllardır süregelen güvenlik tartışmaları, FETÖ’nün devletin en mahrem kurumlarına kadar uzanan yapılanması ve PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın temsil ettiği silahlı terör anlayışı.

Elbette bunların tarihî geçmişleri, örgütsel yapıları ve hedefleri aynı değildir. Ancak Türkiye’nin güvenliği, toplumsal huzuru ve devlet yapısı üzerinde bıraktıkları etkiler bakımından ortaya çıkan tablo dikkatle değerlendirilmelidir.

NATO, resmî olarak bir savunma ittifakıdır.
Ancak özellikle Soğuk Savaş sonrasında ve terörle mücadele sürecinde bazı müttefik ülkelerin izlediği politikalar, Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleriyle çoğu zaman örtüşmedi. Terör örgütlerine yönelik yaklaşımlar, savunma sanayii kısıtlamaları ve bölgesel gelişmeler, kamuoyunda uzun yıllardır tartışılan önemli güvenlik başlıkları arasında yer aldı.

FETÖ ise çok daha sinsi bir yol izledi.
Silahla gelmedi…
Üniformayla gelmedi…
İnancı istismar etti.
“Eğitim” dedi…
“Hizmet” dedi…
“Diyalog” dedi…
Sonra devletin en mahrem kurumlarına kadar sızdı.
Liyakati değil sadakati esas aldı.
Milletin vergileriyle büyüdü, milletin imkânlarıyla güç kazandı ve sonunda milletin silahını yine bu millete doğrultacak kadar büyük bir ihanete kalkıştı.

Diğer tarafta ise PKK terörü vardı.
Yıllarca kimlik ve özgürlük söylemlerini kullanarak şiddeti meşrulaştırmaya çalıştı.
Geride ise yalnızca acı bıraktı.
Kan…
Gözyaşı…
Yetim kalan çocuklar…
Evladını toprağa veren analar…
Sönen ocaklar…
Terör hiçbir zaman bir halkın hakkını savunmadı.
Terör yalnızca acıyı büyüttü.

Dikkat edin…

Biri uluslararası dengeler üzerinden baskı kurmaya çalıştı.
Biri devletin içine sızarak içeriden çökertmeyi hedefledi.
Biri ise silahla milletin kardeşliğini hedef aldı.
Karargâhlarda…
Devlet dairelerinde…
Dağlarda…

Adresler farklıydı.
Yöntemler farklıydı.
Fakat sonuç değişmedi.
Şehit olan askerdi…
Şehit olan polisti…
Hayatını kaybeden sivillerdi…
Gözyaşı döken analardı…
Türk de ağladı…
Kürt de ağladı…

Çünkü acının dili, dini ve kimliği yoktur.
İşte bu yüzden Türkiye’nin asıl meselesi yalnızca sınırlarının ötesindeki tehditler değildir.
Asıl mesele, içeride hangi zaaflara izin verildiği, hangi yanlışların zamanında görülemediği ve devletin hangi alanlarının ihmale uğradığıdır.

Hiçbir tehdit, içeride kendisine uygun bir zemin bulmadan bu kadar büyüyemez.
Hiçbir yapı, devletin zaaflarından beslenmeden bu kadar güçlenemez.
Hiçbir terör örgütü, toplumsal fay hatlarını kullanmadan onlarca yıl varlığını sürdüremez.

Bugün geçmişe öfkeyle değil, ibretle bakmak zorundayız.

Devletin en büyük gücü silahı değil, adaletidir.
Milletin en büyük gücü kalabalığı değil, birlik ruhudur.
Ve hiçbir ideoloji, hiçbir örgüt, hiçbir dış hesap, bu milletin ortak geleceğinden daha kıymetli değildir.

Türkiye geçmişte ağır bedeller ödedi.

Artık aynı acıları yeniden yaşamamak için güçlü kurumlara, hukukun üstünlüğüne, liyakate, millî egemenliğe ve toplumsal birlik ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Güçlü devlet, yalnızca sınırlarını koruyan değil, adaleti ayakta tutan devlettir.
Güçlü millet ise farklılıklarını ayrılık sebebi değil, ortak geleceğinin zenginliği olarak gören millettir.
Geçmişten ders çıkarabilirsek, yarınlarımız daha güçlü olacaktır.

Aksi halde tarih, ihmallerini affetmeyen milletlere aynı bedeli yeniden ödetir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 21 Temmuz 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL