
KÖŞE YAZISI ¦ Sadakatin Olmadığı Yerde Dostluk Olmaz.. / 02 Ağustos 2026
Toplumları ayakta tutan sadece kanunlar değildir. Aileyi aile, dostu dost, milleti millet yapan görünmeyen bağlar vardır.
O bağların en kıymetlisi ise sadakattir.
Sadakat kaybolduğunda güven yıkılır,
Güven yıkıldığında ise geriye yalnızca çıkar ilişkileri kalır.
Ne yazık ki çağımızın en büyük ahlaki sorunlarından biri, insanların karakterleriyle değil, oynadıkları rollerle değer görmeye başlamasıdır. Samimiyetin yerini hesaplar, vefanın yerini menfaat, dostluğun yerini ise geçici ortaklıklar aldı.
Artık birçok insan, hakikati söylemek yerine işine geleni söylemeyi, doğru olanın yanında durmak yerine güçlü olanın yanında görünmeyi tercih ediyor.
Sosyal medyada Mehmet Âkif Ersoy’a atfedilen şu söz, aidiyeti kesin olarak doğrulanmamış olsa da yaşadığımız dönemin ruhunu anlatmaya yetiyor.
“Artık iki yüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça, iki yüzlü değil, yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım. Asıl düşündürücü olan sözün kime ait olduğu değil, hayatın içinde ne kadar karşılık bulduğudur.”
Eskiden dostluk, zor günde belli olurdu. Bugün ise bazı insanlar iyi günde omuz omuza yürürken, ilk fırtınada yön değiştirebiliyor. Yüzünüze tebessüm edenler, arkanızdan farklı cümleler kurabiliyor. Başarınızı kutluyor gibi görünenler, başarısızlığınızı sessizce bekleyebiliyor.
Menfaat sona erdiğinde ise dostluk zannedilen birçok ilişkinin aslında pamuk ipliğine bağlı olduğu anlaşılıyor.
İşte bu sebeple Resûlullah Efendimiz (sav), insan karakterini ölçen en önemli uyarılardan birini yapmıştır.
“İnsanların en kötüsü, birilerine bir yüzle, diğerlerine başka bir yüzle gelen iki yüzlü kimselerdir.” (Buhârî, Ahkâm, 27)
Yine bir başka hadis-i şerifte şöyle buyurur.
“Münafığın alameti üçtür. Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz ve kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhârî, Îmân, 24)
Bu ölçüler, başkalarını yargılamaktan önce kendimizi muhasebe etmemiz için bir pusuladır. Çünkü insanın gerçek karakteri, rahat zamanlarda değil, menfaatinin bittiği, çıkarının çatıştığı ve bedel ödemesi gerektiği anlarda ortaya çıkar.
Sadakat, sözle ifade edilen bir duygu değil; davranışla ispat edilen bir ahlaktır.
Hayat, herkese hak ettiği değeri er ya da geç verecektir.
İki yüzlülük kısa vadede kazandırıyor gibi görünse de en büyük kaybı güven alanında yaşatır. Güvenini kaybeden insanın ise ne dostluğu kalır ne de itibarı. Buna karşılık dürüstlükten ve vefadan ayrılmayan insanlar, belki alkışlanmaz, fakat daima saygıyla hatırlanırlar.
Bu nedenle insanların güzel cümlelerine değil, zor günlerdeki duruşlarına bakın. Verilen sözlerin tutulup tutulmadığına, emanetin korunup korunmadığına ve menfaat ortadan kalktığında ilişkinin devam edip etmediğine dikkat edin. Çünkü dostluk, birlikte gülmekten önce birlikte yük taşımaktır.
Unutulmamalıdır ki sadakat, karakterin en ağır imtihanı, güvenin ise en sağlam temelidir. Dostluk da ancak bu temel üzerine inşa edildiğinde anlam kazanır.
Çünkü sadakatin olmadığı yerde dostluk olmaz, karakterin olmadığı yerde ise hiçbir ilişki ayakta kalamaz.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 02 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)