
KÖŞE YAZISI ¦ Soytarıokrasi.. / 04 Ağustos 2026
Devletleri yıkan her zaman dış düşmanlar değildir. Bazen en büyük çöküş, alkış seslerinin hakikatin önüne geçtiği saraylarda başlar.
Çiçero’ya, “Roma İmparatorluğu nasıl yıkıldı?”
diye sorduklarında verdiği cevap asırlara meydan okuyacak kadar ibretliktir.
“Bilgisizdik ve çok konuşuyorduk.”
Bir medeniyet, bilgiyi kaybettiğinde gürültüyü hikmet zanneder. Konuşan çoğalır, düşünen azalır.
Alkış yükselir, akıl susar.
Yıllar sonra Mihail Gorbaçov’a “En büyük hatanız neydi?” diye sorulduğunda verdiği cevap da aynı hakikatin başka bir yüzüdür.
“Hatayı hep kendi dışımızda aramaktı.”
Çünkü kendini sorgulamayan yönetimler, başkalarını suçlamayı alışkanlık hâline getirir. Her başarısızlığın bir suçlusu vardır ama aynaya bakan yoktur.
Büyük İskender ise kendisini hiçbir zaman eleştirmeyen vezirine şöyle seslenmiştir.
“Sen benim hiçbir hatamı görmediysen cahilsin. Gördüğün hâlde söylemediysen de hainsin.”
İşte gerçek devlet adamlığı budur. Kendisine alkış değil, hakikat söyleyecek insanlar ister. Çünkü eleştiriden korkan yönetici, gerçeğin değil egosunun esiridir.
Ne yazık ki tarih boyunca birçok yönetim, etrafını “Evet efendim” diyen dalkavuklarla doldurdu. O saatten sonra doğruyu söyleyenler düşman, menfaat için alkışlayanlar ise sadık ilan edildi.
Oysa kralların gerçek gücü ordularından önce, çevrelerindeki insanların karakterinden gelir. Gücünü yalnızca soytarılarından alan bir yönetim, ilk fırtınada ayakta kalamaz.
Napolyon’un meşhur sözü de bunu anlatır. İlk büyük yenilgisinin ardından komutanlarını toplar ve mağlubiyetin sebebini sorar. Komutanlardan birisi;
“Birçok sebep var…” diyerek söze başlar.
“Birincisi cephanemiz bitti…”
Napolyon sözünü keser.
“Diğerlerini söylemenize gerek yok.”
Çünkü bazen tek bir yanlış, bütün mazeretleri anlamsız hâle getirir.
Bugün de değişen bir şey yok.
Bilginin yerini slogan, istişarenin yerini alkış, liyakatin yerini kör sadakat aldığında kurumlar güçlenmez,içten içe çürümeye başlar. Doğruyu söyleyenler susturulursa, yanlışlar büyür. Yanlışlar büyüdükçe de devlet değil, yalnızca birkaç kişinin egosu korunmuş olur.
Unutulmamalıdır ki bir yöneticiyi ayakta tutan, onu sürekli övenler değil, gerektiğinde yanlışını cesaretle söyleyen insanlardır. Çünkü hakikat acı olabilir,fakat yalan alkışı, sonunda en ağır bedeli millete ödetir.
Allah,eleştiriden korkmayan yöneticiler, makamı değil emaneti taşıyan idareciler ve doğruyu söylemekten çekinmeyen vicdan sahibi insanlar nasip etsin.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 04 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)