Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

ÜTÜSÜZ CÜMLELERİN ŞAİRİ: CAN YÜCEL

ÜTÜSÜZ CÜMLELERİN ŞAİRİ: CAN YÜCEL

KÖŞE YAZISI ¦ ÜTÜSÜZ CÜMLELERİN ŞAİRİ: CAN YÜCEL / 13 Ağustos 2026

Bazı şairler şiir yazar,
Bazılarıysa yaşarken şiirin kendisine dönüşür.

Can Yücel, işte o ikinci türdendi.

Kelimeleri ütülemez, cümlelerine kravat takmazdı.
Şiiri ağır ve ağdalı salonlardan çıkarıp yalınayak sokağa indirirdi. Sözü süslemeden, düşüncesini eğip bükmeden, hayatı gördüğü ve yaşadığı gibi anlatırdı.

Küfrederdi…

Ama onun küfrünün ardında çoğu zaman kuru bir kabalık değil, memlekete, düzene, yalana, ikiyüzlülüğe ve haksızlığa duyduğu katıksız bir öfke vardı.
En çok da insanın insana ettiğine yanardı.

Sonra birden…

O sert adamın, o hırçın cümlelerinin arasından insanın kalbine dokunan küçücük bir sevgi sözü çıkardı.

Can Yücel’in dünyası biraz da hayatın kendisiydi zaten.

Bir yanında buğulu bir rakı masası, diğer yanında bitmeyen memleket meselesi…

Bir yanında başkaldırı ve kavga, öbür yanında incecik bir aşk…

Bir yanında Ankara, Londra, İstanbul, yolun sonunda ise mutlaka Datça…

Can Yücel, Datça’ya yalnızca yerleşmedi. Biraz sığındı, biraz kucaklaştı, biraz da kendinden bir parça bıraktı oraya.

Eski Datça’nın taş evleri, begonvilleri ve dar sokakları arasında kendine başka bir dünya kurdu.
Denize baktı, insanlara dokundu, hayatı süzdü.

Belki de şunu çok iyi biliyordu:

İnsan dünyayı baştan sona değiştiremese bile, dünyaya nasıl bakacağını değiştirebilir.

Can Yücel’in sesini bugün hâlâ dipdiri tutan da budur.

Mükemmel değildi.
Zaten kusursuz görünmek gibi bir derdi de hiç olmadı. Yanlışları vardı, öfkesi vardı, taşkınlıkları ve çelişkileri vardı.

Yani bütün eksikleri ve fazlalıklarıyla insandı.

Belki de tam bu nedenle dizelerinde kendimizden bir parça bulduk.
Zira hayat da hiçbir zaman ütülenmiş cümlelerle ve kusursuz kafiyelerle akıp gitmiyor.

Bazen seviyoruz, bazen kaybediyoruz.
Bazen direniyoruz, bazen öfkeleniyoruz.
Bazen susuyor, bazen haykırıyoruz.

Sonra yeniden sabah oluyor…

Can Yücel, 12 Ağustos 1999’da aramızdan ayrıldı.

Bugün, o büyük vedanın 27’nci yıl dönümü.

Aradan geçen yıllar bize bir kez daha gösteriyor ki bazı insanlar gerçekten gitmiyor.

Bir sokağın kuytu köşesinde kalıyorlar…
Bir taş evin ahşap penceresinde…
Bir begonvilin gölgesinde…
Bir masada yarım kalmış kadehte…
Yahut yıllar sonra yeniden okunan birkaç dizede…

Can Yücel de öyle.

27 yıldır bedenen aramızda değil, ama kelimeleri hâlâ sokakta, öfkesi hala haksızlığın karşısında, sevgisi hala insanın içinde.

Datça’nın taş sokaklarında sanki hala o bildik sesiyle hayata söyleniyor.

Bazı şairlerin mezar taşında bir ölüm tarihi vardır.

Bazılarının ise şiirleri yaşamaya devam ettiği müddetçe ölüm tarihi yalnızca takvimde kalır.

Can Yücel, ütüsüz cümleleriyle hala aramızda…

Ölümünün 27’nci yıl dönümünde, büyük şairi saygıyla ve özlemle anıyorum.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 13 Ağustos 2026

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL