
KÖŞE YAZISI ¦ İTİBAR SUİKASTIYLA SİYASET DİZAYN EDİLMEZ / 14 Ağustos 2026
Siyaset, fikirle, projeyle, hizmetle ve milletin karşısına çıkacak cesaretle yapılır. İnsanların onurunu, haysiyetini, ailesini ve itibarını hedef alarak değil.
Ne yazık ki son dönemde siyasetin ve toplumsal tartışmaların en tehlikeli taraflarından biri, insanların kişilik hakları üzerinden yürütülen sistematik yıpratma çabaları hâline geldi.
Sahte hesapların arkasına saklanarak yapılan paylaşımlar, yapay zekâyla üretilmiş veya manipüle edilmiş görüntüler, montajlar, kurgular, kaynağı belirsiz iddialar…
Bunların hiçbiri gazetecilik değildir.
Bunların hiçbiri siyaset değildir.
Bunların hiçbiri hak aramak değildir.
Bunun adı itibar suikastıdır.
Bu satırları dışarıdan konuşan biri olarak yazmıyorum.
Bu işlerden en fazla mağdur olmuş insanlardan biri olarak yazıyorum.
İnsanların hakkında nasıl algı oluşturulduğunu, bir yalanın nasıl dolaşıma sokulduğunu, sahte hesapların arkasından nasıl saldırıldığını bilenlerdenim. Tam da bu nedenle bugün aynı yöntem kime uygulanırsa uygulansın karşısında durmayı bir sorumluluk olarak görüyorum.
Hedefteki insanı severiz, sevmeyiz…
Konuşuruz, konuşmayız…
Siyasi düşüncesine katılırız veya karşısında dururuz.
Bunların hiçbirisi yapılan yanlışı meşru hale getirmez.
Yanlış, kime yapılırsa yapılsın yanlıştır.
Ortada bir itibar suikastı varsa kişinin kimliğine bakmam. Kime yakın olduğuna, hangi siyasi görüşü taşıdığına veya benimle arasındaki mesafeye göre vicdan terazisi kurmam.
Ben de bulunduğum koltukta oturuyorsam, insanların onuruna ve mesleğin itibarına yönelen böyle bir saldırı karşısında sessiz kalamam.
Zira bugün bana yapılan yönteme karşı çıkıp, yarın sevmediğim birine aynı şey yapıldığında susarsam savunduğum şey adalet değil, yalnızca kendi menfaatim olur.
İsimler değişebilir.
Ama bizim hukuka, ahlaka ve insan onuruna ilişkin tavrımız değişmemelidir.
Bir insan hakkında elinizde belge, bilgi ve hukuken anlam taşıyan bir delil mi var?
Adres bellidir.
Savcılık, mahkeme ve hukuk…
Gidersiniz, belgenizi teslim edersiniz. Devlet araştırır, savcı soruşturur, mahkeme hükmünü verir.
Ama elinizdeki delili yargıya götürmek yerine sahte hesaplara servis ediyor, insanların özel hayatını, ailesini ve itibarını toplumun önüne atıyor, yapay zekâ ürünü içeriklerle gerçek ile yalan arasındaki çizgiyi ortadan kaldırmaya çalışıyorsanız orada başka bir mesele vardır.
Orada artık hak arayışından değil, algı operasyonundan ve itibarsızlaştırma çabasından söz edilir.
Hele bütün bunların amacı siyaseti dizayn etmek, birilerini tasfiye etmek veya birilerine alan açmaksa mesele çok daha vahimdir.
Hiç kimseye böyle siyasi operasyon yapılmaz.
Bir insan suçluysa hükmünü sosyal medya vermez.
Mahkeme verir.
Bir insanın siyasi geleceğine de sahte hesaplar, montajlar ve yapay zekâ kurguları karar vermez.
Millet karar verir.
Bugün hoşunuza gitmeyen bir insan hedef alındığında sessiz kalabilirsiniz.
Hatta yapılanlardan siyasi menfaat umup içinizden alkışlayabilirsiniz.
Fakat kirli yöntemlerin kötü bir huyu vardır:
Bir gün sahibine de döner.
Bugün başkasının itibarı üzerinden kurulan düzen, yarın sizin şerefinizi hedef aldığında iş işten geçmiş olabilir.
Bu nedenle meselem kişiler değildir.
Meselemiz yöntemdir.
Kim bu işleri yapıyor, yaptırıyor veya organize ediyorsa insanların onurundan elini çekmelidir. Siyasetin hesabı sandıkta, suçun hesabı mahkemede görülür.
Sahte hesapların karanlığında değil.
İnsanların şerefini basamak yaparak siyasi gelecek inşa edemezsiniz.
İtibar suikastıyla siyaset dizayn edemezsiniz.
Yalanla, montajla ve algıyla kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar ayakta kalmaz.
Ben dün kendime yapılanın karşısında nasıl durduysam, bugün başkasına yapılanın karşısında da aynı yerde duruyorum.
Severim, sevmem.
Konuşurum, konuşmam.
Aynı düşünürüm, düşünmem.
Hiç fark etmez.
Ben bu koltukta oturduğum sürece, kime yapılırsa yapılsın insanların onuruna, haysiyetine ve itibarına yönelik böyle bir suikasta sessiz kalmam.
Zira susarsak yalnızca bir insanı değil, yarın hepimizin ihtiyaç duyacağı adalet duygusunu da kaybederiz.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 14 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)