
KÖŞE YAZISI ¦ SON SÖZÜ MAHŞERE BIRAKTIK… / 18 Ağustos 2026
Sorumluluktan kaçıp başarının ortağı, başarısızlığın ise seyircisi olanları…
İşi ehline vermek yerine liyakati kişisel hesaplarına kurban edenleri…
Yüzünüze gülüp arkanızdan iş çevirenleri,dost ve arkadaş görüntüsüyle insanların arasına sızarak kurdukları ilişkileri önce reklama, ardından maddi kazanca dönüştürenleri…
Birinden duyduğunu diğerine taşıyarak insanları birbirine düşürenleri, sözleri çarpıtıp gönüllere nifak tohumu ekenleri…
Aralarında hiçbir sorun bulunmayan insanları şahsi hesapları uğruna birbirine düşman ederek ahirette bile yan yana gelemeyecek hâle getirenleri…
Sosyal medyanın sahte büyüsüne kapılıp nereden geldiğini, kimlerin desteğiyle yol aldığını ve hangi omuzlara basarak yükseldiğini unutanları…
Kadir kıymet bilmeyenleri, kendilerine uzatılan eli unutanları ve gördükleri iyiliği zaaf zannedenleri…
Ahde vefa göstermeyip üç kuruşluk menfaat uğruna birtakım PR’cıların değirmenine su taşıyanları Allah’a havale ediyorum.
Vefa, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir.
Zor zamanınızda yanınızda duranları, önünüzü açanları ve emeğinize omuz verenleri unutmamaktır.
İnsan, menfaati sona erdiğinde sergilediği tavırla gerçek karakterini ortaya koyar.
Dostluk görüntüsü altında güven devşirip bu güveni şahsi itibara ve maddi kazanca dönüştürmek, ne dostlukla ne insanlıkla ne de meslek ahlakıyla bağdaşır.
Birinden aldığını diğerine taşıyarak insanları karşı karşıya getirmek ise yalnızca dedikodu değildir.
Bu, dostlukları parçalayan, güveni ortadan kaldıran ve insanların arasına bilinçli biçimde nifak sokan ağır bir vebaldir.
İlişkileri çıkar aracı olarak görenlerin sadakati, menfaatlerinin devam ettiği yere kadardır.
Sosyal medyada kazanılan geçici ilgiye, birkaç alkışa ve sahte itibara kapılarak geçmişini unutanlar bilmelidir ki insanı değerli kılan takipçi sayısı değil, vefası, ahlakı ve zor zamanda sergilediği duruştur.
Biz, kimsenin hakkına girerek yol yürümedik. Dostluğumuzu pazarlık konusu yapmadık, insanların güvenini kişisel kazanca çevirmedik.
Yanımızda duranların kıymetini bildik.
Yollarımız ayrıldığında dahi kimsenin arkasından iş çevirmedik, çevirenlere de alet olmadık.
Bundan sonra ben dâhil herkes, kendi tercihlerinin, yaptığı haksızlıkların, bozduğu dostlukların ve kırdığı kalplerin sorumluluğunu taşısın.
Gezin, tozun, dünyanın geçici imkânlarıyla övünün…
Kendinizi güçlü, haklı ve dokunulmaz zannetmeye devam edin.
İyi ki ahiret var…
Biz son sözü mahşere bıraktık.
Gerçi sergilediğiniz tavırlar, inandığınızı söylediğiniz değerlerden ne kadar uzaklaştığınızı defalarca gösterdi.
Dilinizle Allah’a inandığınızı söyleseniz de davranışlarınız, parayı, makamı, çevreyi, sosyal medya alkışını ve menfaati putlaştırdığınızı ortaya koyuyor.
Nasıl olsa o büyük toplantıya herkes katılacak.
Orada hiçbir mazeret gerçeğin üzerini örtemeyecek,makam, para, çevre ve sosyal medya şöhreti hiç kimseyi hesabın dışında tutamayacak.
Orada reklam değil hakikat, menfaat değil vicdan konuşacak.
İnsanları birbirine düşürenler, dostlukları bozanlar, gönüllere nifak tohumu ekenler ve kırdıkları kalpler üzerinden kendilerine kazanç sağlayanlar da yaptıklarıyla baş başa kalacak.
Ve herkes, bu dünyada yaptığının karşılığını mutlaka görecek…
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 18 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)