Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

DAVA, HAZIR SOFRAYA OTURANLARIN DEĞİLDİR

DAVA, HAZIR SOFRAYA OTURANLARIN DEĞİLDİR

KÖŞE YAZISI ¦ DAVA, HAZIR SOFRAYA OTURANLARIN DEĞİLDİR / 28 Ağustos 2026

Yola baş koyanlardan söz edebilmek için önce o yolun taşına elinizi, mücadelesine de yüreğinizi koymuş olmanız gerekir.

Düne kadar hiçbir yerde emeği, alın teri ve mücadelesi görülmeyenlerin bugün ortaya çıkıp davanın gerçek emektarlarını “Çer Çöp” diye aşağılaması, dava adamlığı değil, emeksizce oturulan koltuğu ganimet, hareketi de şahsi mülk zanneden siyasi bir şımarıklıktır.

Siz hangi yükü taşıdınız, hangi bedeli ödediniz, hangi zor günde sorumluluk aldınız da bugün insanlara dava ve sadakat dersi vermeye kalkıyorsunuz?

Bu hareketin içinde “Eski ülkücü” sıfatından başka hangi hikayeniz, hangi mücadeleniz ve hangi eseriniz var?

Hangi badirede öne çıktınız? Hangi davada taşın altına elinizi koydunuz?
Ortada ne bir emek ne bir bedel ne de örnek gösterilecek bir duruş yokken, yıllarını bu davaya adamış insanları küçümseme cüretini nereden buluyorsunuz?

Bulunduğunuz her ortamda iftira ve fitne yaymaktan, insanları birbirine düşürmekten başka ne yaptınız?

Hareketin liderine ve izlediği politikalara karşı çıkmayı alışkanlık haline getirip bugün sadakat nutukları atmanız, siyasi tutarsızlığınızın açık bir itirafıdır.
Dün hareketin iradesini tartışmaya açanların bugün o iradenin temsilcisi gibi davranması, kimseyi yanıltmasın.

Ülkemizin en kritik dönemlerinden birinde Genel Başkanımız, Bilge Liderimiz Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin üstlendiği tarihi misyona karşı çıkanlar,

“Terörsüz Türkiye” politikasını her fırsatta eleştirenler, hem 2023 genel seçimlerinde hem de 2024 yerel seçimlerinde açıkça muhalefet edenler, bugün hangi yüzle Ülkücülükten ve dava sadakatinden söz ediyor?

Dün liderinin karşısında saf tutanların bugün kurulmuş sofraya bir ganimete çöker gibi üşüşmesi sadakat değil, düpedüz siyasi fırsatçılıktır.

Zor günlerde ortada görünmeyip makam ve imkan kapıları aralandığında en öne koşanların bu davaya verecek ne dersi ne istikameti ne de ayarı vardır.

Hazır sofraya oturup geçmişi yok sayanlar, kendilerini o sofranın sahibi zannetmesin. Kimse sonradan oturduğu koltuğun gölgesine sığınıp yılların emeğini küçümsemeye kalkmasın. Bu hareket, kimin taş üstüne taş koyduğunu da kimin şartlara göre saf ve yön değiştirdiğini de çok iyi bilmektedir.

“Fabrika ayarlarına dönüyoruz” diyorsunuz…

Önce kendi siyasi hafızanızı tazeleyin, dün nerede durduğunuzu, kime karşı çıktığınızı ve hangi safta yürüdüğünüzü hatırlayın. Dün söylediklerini bugün inkar edenlerin bu harekete ayar vermeye kalkması, siyasi tutarsızlığın da ötesinde açık bir hadsizliktir.

Geçmişi olmayanların gelecek nutku atması, ilkeden değil menfaatten, davadan değil fırsattan beslenen bir siyaset anlayışıdır.
Makamı karakter, yüksek sesi de haklılık zannedenler bilmelidir ki koltuklar geçici, siyasi hafıza kalıcıdır.

İnsanları “ÇÖP” diye küçümserken aynaya bakmayı ihmal etmeyin. Rüzgarın önünde savrulanların, kökü olanlara verecek ne dersi ne de ayarı vardır.
Emeği olmayanın hüküm dağıtmaya, bedel ödemeyenin gerçek emektarları aşağılamaya hakkı da haddi de yoktur!

Bu dava, dün liderine karşı çıkıp bugün makam, mevki ve menfaat uğruna en önde görünmeye çalışanların sığınma kapısı değildir.
Fırsat kollayanların ganimet sofrası hiç değildir!

Bu hareket, bedel ödeyenlerin, zor zamanda dimdik duranların ve hiçbir karşılık beklemeden mücadele edenlerin omuzlarında yükselmiştir. Sonradan gelenlerin ilk işi geçmişi inkar etmek ve emektarları aşağılamak değil, o kutlu geçmişin karşısında saygıyla durmak olmalıdır.

Dün bu davanın yükünü taşımayanlar, bugün sahibi gibi davranamaz.
Dün karşısında duranlar, bugün istikamet tayin edemez.
Dün emek vermeyenler, bugün gerçek emektarları aşağılamaya hakı da hukku da yoktur.

Herkes haddini, yerini, geçmişini ve dün hangi safta durduğunu bilecek!

 

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir (Bir Ülkücü Kalem) / 28 Ağustos 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL