SPORUN ADI KARDEŞLİKTİR…

SPORUN ADI KARDEŞLİKTİR…

KÖŞE YAZISI ¦ SPORUN ADI KARDEŞLİKTİR… / 03 Eylül 2026

Bir spor kulübünün adı, tabelaya yazılmış birkaç harften ibaret değildir.
O isim, temsil ettiği şehrin tarihini, ortak hafızasını, kültürünü ve toplumsal değerlerini de üzerinde taşır.

Bu nedenle “Amedspor” adı etrafında yıllardır devam eden tartışmayı sıradan bir isim tercihinden ibaret görmek mümkün değildir.

Diyarbakır, binlerce yıllık geçmişi, farklı medeniyetlerden kalan izleri ve zengin kültürel mirasıyla Türkiye’nin en kadim şehirlerinden biridir.
Şehir, tarih boyunca farklı dönemlerde “Amid”, “Diyarbekir” ve nihayetinde “Diyarbakır” isimleriyle anılmıştır.

Tarihî isimler elbette bilimsel zeminde araştırılabilir ve tartışılabilir. Ancak geçmişten alınan bir ismin günümüzde siyasi ve ideolojik bir simgeye dönüştürülmesi, tarih tartışmasının sınırlarını aşar, toplumsal ayrışmayı derinleştiren başka bir anlam kazanır.

Bir spor kulübünün adı, temsil ettiği şehrin bugünkü ortak ve resmî kimliğini mi taşımalıdır, yoksa siyasi tartışmaların ve ideolojik hesapların aracı mı olmalıdır?

Trabzonspor’un adı “Trapezunda”, İzmirspor’un adı “Smyrna” değilse Diyarbakır’ı temsil eden bir kulübün isminde neden şehrin bugünkü resmi adı kullanılmamaktadır?

Bu soruyu sormak hiç kimseye düşmanlık değildir. Aksine, Diyarbakır’ın tarihine, kimliğine ve toplumsal bütünlüğüne karşı duyulan sorumluluğun bir gereğidir.

Asıl sorgulanması gereken bir başka konu ise Kürt vatandaşlarımız adına konuşma yetkisini kendinde gören çevrelerdir.
Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin asli unsurudur. Onların iradesi hiçbir terör örgütünün, yabancı vakfın, diaspora yapılanmasının veya siyasi çıkar çevresinin vesayetine bırakılamaz.

Kürtlerin düşüncesini yalnızca belirli siyasi yapıların temsil ettiğini iddia etmek, en büyük haksızlığı yine Kürt vatandaşlarımıza yapmaktır. Bu ülkede Kürtler adına artık Kürt vatandaşlarımızın kendileri konuşmalı, onların kimliği, acıları ve çocuklarının geleceği başkalarının siyasi hesaplarına malzeme edilmemelidir.

Bir dönem Diyarbakırspor, bu kadim şehrin ortak heyecanıydı. Tribünlerinde farklı düşüncelere sahip insanlar aynı renklere gönül veriyor, aynı golün sevincinde buluşuyordu.

Peki, Diyarbakırspor’a neden yeterince sahip çıkılmadı?

Yıllarca şehri yöneten yerel yönetimler ve etkili çevreler, Diyarbakırspor’un yaşatılması için neden gereken iradeyi göstermedi?

Bunlar cevabı kamuoyuna verilmesi gereken önemli sorulardır.

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ilgili kurumlar da kulüp isimleri konusunda yalnızca mevzuata bakmamalıdır. Tercih edilen isimlerin tarihsel, siyasi ve toplumsal anlamlarını da değerlendirmelidir.
Toplumu ayrıştırabilecek veya terör propagandasına zemin hazırlayabilecek her türlü girişime karşı açık ve tutarlı bir duruş sergilenmelidir.

Ancak burada önemli bir ayrım da yapılmalıdır.

Hiçbir taraftar kitlesi toptancı bir anlayışla suçlanmamalı, hiçbir insan yalnızca desteklediği takım nedeniyle terörle ilişkilendirilmemelidir. Eleştirilmesi gereken insanlar değil, sporu siyasi hedeflerin ve ayrılıkçı söylemlerin aracı hâline getiren zihniyettir.

Diyarbakır hepimizindir.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Arab’ıyla ve bu kadim şehre gönül veren herkesle Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçasıdır.

Spor sahaları ideolojik hesaplaşmaların, ayrılıkçı sloganların ve düşmanlıkların değil,mertçe rekabetin, dostluğun ve kardeşliğin adresi olmalıdır.

Çünkü spor, insan kanına ve ayrışmaya giden yolu değil, insanların birbirine yaklaşmasını sağlayan kardeşlik yolunu açar.

Sporun dili düşmanlık değil, dostluktur.

Sporun ruhu ayrılık değil, birliktir.

Sporun gerçek adı kardeşliktir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 03 Eylül 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL