
KÖŞE YAZISI ¦ ON YEDİ YILIN ARDINDAN: EMEK, DOSTLUK VE VEFA / 04 Eylül 2026
Bazı vedalar, insanın hayatında alışkanlığa dönüşmüş yakınlıkların ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatır. Bir telefonla ulaşabildiğiniz, aynı masada oturduğunuz, mesleğin telaşını ve hayatın yükünü paylaştığınız bir dostunuzun başka bir şehre gideceğini öğrenince, birlikte geçirilen yıllar gözünüzün önünden geçer.
Ekrem kardeşimizin Tokat’tan ayrılarak İzmir’de yeni bir hayata hazırlanması, bende böyle bir duygu uyandırıyor. Birlikte yapacağımız daha çok iş, paylaşacağımız daha çok zaman olduğunu düşünürken şimdi kendisini uğurlamanın hüznünü yaşıyoruz.
Dile kolay, on yedi yıl…
Bir insanın ömrünün önemli bir bölümü. İçinde emek, fedakârlık, yorgunluk, sevinç ve sayısız hatıra bulunan uzun bir zaman. Bir şehre verilen yıllar yalnızca takvimle ölçülmez; kurulan dostluklarla, dokunulan hayatlarla ve geride bırakılan izlerle anlam kazanır.
Ekrem kardeşimiz, on yedi yıl önce geldiği Tokat’ta böyle bir iz bıraktı. Zamanla bu şehrin sokaklarını olduğu kadar insanlarını da tanıdı. Dertlerine ortak oldu, sevincini paylaştı. Tokat, onun için bir görev yeri olmaktan çıkarak hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği bir yuvaya dönüştü.
Bu şehrin haberlerini yaparken kendi ömrünün on yedi yılını da Tokat’ın hikâyesine kattı.
TRT ve Anadolu Ajansı muhabiri olarak Tokat’ın sesini duyurdu. Şehrimizin güzelliklerini, kültürünü, insanını ve mücadelesini anlattı. Ekrana yansıyan birkaç dakikanın, okuyucuya ulaşan birkaç satırın arkasında çoğu zaman saatler süren bir çaba, sabır ve mesleki sorumluluk vardı.
Gazeteciliğin dışarıdan pek görülmeyen tarafı da burada başlar. Haber yayımlanır, gündem değişir; fakat gazetecinin tanıklık ettiği her şey geride kalmaz.
Bir şehit cenazesinde evladının ardından feryat eden annenin sesi, bir kazada oğluna çaresizlikle seslenen babanın yüzü, zor günlerde yardım bekleyen insanların bakışları hafızaya yerleşir. Gazeteci, yüreği yanarken de görevini yapmak, gördüğünü doğru ve insan onurunu gözeterek anlatmak zorundadır.
Ekrem kardeşimiz, on yedi yıl boyunca Tokat’ın acısına da sevincine de tanıklık etti. Tokatspor’un heyecanını paylaştı; insanların yardıma ihtiyaç duyduğu günlerde sahada oldu. Şehrin hayatını haberleştirirken mesleğimize ve Tokat’ın tanıtımına değerli katkılar sundu.
Benim için bütün bunları tamamlayan en önemli özelliği ise insanlığıydı.
Kendisini hiçbir zaman fitnenin tarafında görmedim. İnsanları birbirinden uzaklaştıran tartışmaların yerine dostluğu, dayanışmayı ve birlikte çalışmayı önemseyen bir tavır sergiledi. Mesleki tecrübesinin yanında sağduyusuyla da çevresine güven verdi.
Bir de güler yüzü ve esprileri…
En yorgun anımızda söylediği bir sözle hepimizi güldürür, bulunduğu ortama neşe katardı. Mesleğin ağır gündemi içinde bile insanlarla kurduğu sıcak ilişkiyi korurdu. Onun yanında sohbetin de yolculuğun da ayrı bir tadı vardı.
İnsanı tanımak için ya onunla yolculuk etmek ya da alışveriş yapmak gerektiği söylenir. Biz Ekrem kardeşimizi, cemiyet kongremizden önce çıktığımız Karadeniz ve Gürcistan gezisinde yol arkadaşı olarak da tanıdık.
O yolculukta kitaplara konu olacak hikâyelerimiz oldu. Hatırladıkça hâlâ güldüğümüz olaylar, uzayıp giden sohbetler ve dostluğumuzu pekiştiren anılar biriktirdik. Bugün geriye dönüp baktığımda, gördüğümüz yerler kadar birlikte geçirdiğimiz o güzel zamanları da hatırlıyorum.
Ekrem kardeşim, o gezinin bütün hikâyelerini burada anlatmaya kalksak köşe yazısının sınırlarını epey aşarız. Bir kısmı da yeniden buluşacağımız sofralara kalsın…
İnsanın ardından özlenen, yaptığı işler kadar birlikteyken başkalarına hissettirdikleridir.
Ekrem kardeşimiz bizde böyle bir yer edindi. Cemiyetimizin başkan yardımcısı olarak kendisiyle birlikte görev yapmaktan mutluluk duydum. Bu yeni dönemde tecrübesinden ve mesleğe bakışından daha fazla yararlanacağımıza, birlikte güzel çalışmalar yapacağımıza inanıyordum. Bu nedenle ayrılığı, benim için aynı zamanda değer verdiğim bir yol arkadaşının uzaklaşması anlamına geliyor.
Elbette dostluk, sevdiğimiz insanların geleceğine kendi hüznümüzün ötesinden bakabilmeyi de gerektirir. Ekrem kardeşimiz ailesiyle birlikte yeni bir hayat kurmaya, emeğini ve birikimini başka bir şehirde değerlendirmeye gidiyor. Kendisinin ve ailesinin huzuru, bizim için her şeyden kıymetli.
Ancak bu ayrılığın üzerinde durmamız gereken bir başka tarafı daha var: Vefa.
Tokat’ın vefalı bir şehir olduğunu söyler, insanımızın kadirşinaslığıyla övünürüz. Bu sözlerin karşılığını, şehrimize emek veren insanlara gösterdiğimiz ilgiyle ortaya koymak zorundayız.
On yedi yıllık bir emeğin ardından güçlü bir teşekkür sunamıyorsak, vefa konusunda kendimizi sorgulamalıyız.
Gönlüm isterdi ki Ekrem kardeşimiz uğurlanırken valiliğimizin, belediyemizin, yıllarca emek verdiği ve danışmanlığını yaptığı sivil toplum kuruluşlarının sahiplenişini daha belirgin biçimde görelim. Şehrin kurumları, bu emeğin etrafında bir araya gelsin; kendisine Tokat adına içten bir teşekkür sunulsun.
Sorumluluk makamında bulunanlara açıkça söylemek isterim: Şehrin tanıtımı için verilen emeği görmek, o şehri temsil etme sorumluluğunuzun bir parçasıdır. İnsanları yalnızca ihtiyaç duyduğunuz zaman hatırlamakla bu sorumluluk yerine getirilmiş olmaz.
Etkinliklerinizin duyurulmasını, açıklamalarınızın yayımlanmasını, çalışmalarınızın kamuoyuna ulaşmasını beklediğiniz gazetecileri, hayatlarında yeni bir sayfa açarken de hatırlamalısınız. Bir telefon açmak, teşekkür etmek, bir veda buluşmasına öncülük etmek için büyük imkânlar gerekmez. Bunun için emeğe saygı duymak ve o saygının gereğini yapmak yeterlidir.
Bir teşekkürün bile esirgendiği yerde, vefa üzerine kurulan cümleler inandırıcılığını kaybeder.
Yoğunluk, böylesi bir duyarsızlığın mazereti olamaz. Makamların sorumluluğu, törenlere katılmak ve protokolde yer almakla sınırlı değildir. Şehrin insanına, emeğine ve hafızasına sahip çıkmak da o sorumluluğun içindedir.
Cemiyet olarak kurduğumuz sofranın samimiyeti bizim için çok değerlidir. Fakat bu samimiyet, kurumlardan beklenen duyarlılığın eksikliğini görmezden gelmemizi gerektirmez. Ekrem kardeşimizin on yedi yıllık emeğine daha geniş bir sahipleniş, daha özenli bir uğurlama yakışırdı.
Bunu dile getirmek, dostumuz adına ayrıcalık istemek değildir. Bir şehre verilmiş yılların hakkını teslim etmektir. Teşekkür bir lütuf gibi görülmemeli; emeğe duyulan saygının doğal karşılığı olmalıdır.
Tokat’ın vefası, bu şehrin insanlarının hayatında hissedilmelidir. Sorumluluk taşıyan herkes, temsil ettiği makamın bu konudaki tutumunu da değerlendirmelidir. Çünkü bir şehrin itibarı, kendisine hizmet eden insanlara nasıl davrandığıyla da şekillenir.
Ekrem kardeşimizin bizdeki yeri ise bellidir. Emeğini de dostluğunu da birlikte biriktirdiğimiz hatıraları da daima kıymetle anacağız.
İzmir’de çalışkanlığı, tecrübesi ve güler yüzüyle güzel dostluklar kuracağına inanıyorum. Tokat’ta mesleğimize kattığı değeri orada da sürdürecektir. En büyük dileğim, ailesiyle birlikte sağlık, huzur ve bereket içinde yaşayacağı bir hayata kavuşmasıdır.
Ailesinin fedakârlığını da ayrıca anmak gerekir. Gazetecinin mesaisi, evindeki hayatın akışını da etkiler. Yarım kalan sofralar, ertelenen planlar, ansızın çıkılan görevler… Ekrem kardeşimiz mesleğinin sorumluluğunu yerine getirirken ailesi de bu fedakârlığa ortak oldu. Yeni hayatlarının hepsine mutluluk getirmesini diliyorum.
Sevgili Ekrem kardeşim,
Aynı şehirde çalışmaktan, aynı mesleği paylaşmaktan ve cemiyetimizde birlikte sorumluluk üstlenmekten mutluluk duydum. On yedi yıllık emeğin, mesleğimize katkıların, dostluğun ve kardeşliğin için teşekkür ediyorum.
Sofralarımıza kattığın neşe, yolculuklarımızda biriktirdiğimiz hikâyeler ve en yorgun anımızda yüzümüzde bıraktığın tebessüm için de…
Bizden yana hakkımız helal olsun. Bilmeden kırdıysak, yoğunluğun içinde ihmal ettiysek, bir derdini zamanında fark edemediysek sen de hakkını helal et.
Tokat’ta kapısını çalacağın dostların, oturacağın bir sofran, ihtiyaç duyduğunda arayacağın kardeşlerin var. Yeniden buluştuğumuzda çayımızı içecek, birikenleri konuşacağız. Karadeniz ve Gürcistan yolculuğunun hikâyeleri açılacak; sen yine bir espriyle hepimizi güldüreceksin.
İzmir’de yeni bir hayat kurarken, Tokat’ta gönlünde yer edindiğin dostların kalacak.
Yolun açık olsun kardeşim. Emeğin karşılık bulsun, ailen huzur bulsun, yüzündeki tebessüm hiç eksilmesin.
Ailenle birlikte Allah’a emanet ol.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 04 Eylül 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)