
KÖŞE YAZISI ¦ SABIR, SESSİZCE DİRENMENİN ADIDIR.. / 20 Eylül 2026
İnsan, hayatın rahat zamanlarında değil,yollar daraldığında, yükü ağırlaştığında ve imtihan kapısını çaldığında belli olur.
Her şey yolundayken güçlü görünmek kolaydır.
Asıl güç, haksızlığa uğradığında öfkeye teslim olmamak, incindiğinde karakterinden vazgeçmemek, yalnız kaldığında doğrularını değiştirmemek ve şartlar ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın vakarını koruyabilmektir.
İşte sabır tam da burada anlam kazanır.
İmam Hüseyin’e (a.s.) atfedilen güzel bir söz vardır.
“İnsanın zorluklar karşısındaki sabrı, onun metanetini ve iradesini gösterir.
Sabır, her zorlu işin anahtarıdır.”
Sabır çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Sabretmek, susup her şeye razı olmak, haksızlığı kabullenmek ya da çaresizce beklemek değildir.
Sabır, insanın en zor zamanda bile aklını, vicdanını ve istikametini koruyabilmesidir.
Konuşabilecekken sözünü tartmak, karşılık verebilecekken öfkesine yenilmemek, aceleyle yanlış bir adım atmamak ve gerektiğinde zamanı hakem kılabilmektir.
Hayat insana zamanla önemli bir gerçeği öğretir.
Her mücadele gürültüyle kazanılmaz.
Her sessizlik çaresizlik değildir.
Her gecikme yenilgi değildir.
Her hesap da insan eliyle görülmez.
Bazen insan kaybettiğini düşünürken aslında korunmaktadır.
Bazen kapanan bir kapı, daha büyük bir yanlıştan uzaklaşmanın başlangıcıdır. Bazen geciken şey mahrumiyet değil, insanın henüz göremediği bir hikmettir.
İnsan bunu yaşarken anlayamayabilir.
Acının içindeyken yalnızca yarasını görür.
Fakat zaman geçtikçe neden bazı yollardan geçirildiğini, neden bazı insanların hayatından çıktığını ve neden bazı kapıların yüzüne kapandığını daha iyi kavrar.
İşte sabır, cevabını henüz bilmediğin sorular karşısında bile istikametini kaybetmemektir.
Sabreden insan yalnızca zamanı beklemez, kendisini de muhafaza eder.
Dilini öfkeden, kalbini kinden, aklını aceleden, vicdanını kötülükten korur.
Çünkü insanın en büyük zaferlerinden biri, kendisine yapılan kötülüklerin onu da kötü bir insana dönüştürmesine izin vermemesidir.
Hayatta bazıları sizi incitebilir.
Emeğinizi görmezden gelebilir, iyiliğinizi unutabilir, hakkınızı teslim etmeyebilir. Hatta iyi niyetinizi zayıflık, sessizliğinizi korkaklık, sabrınızı çaresizlik zannedebilir.
Bırakın öyle zannetsinler.
Başkalarının yaptıkları onların karakterini, sizin bütün bunlar karşısında sergilediğiniz duruş ise sizin karakterinizi anlatır.
İnsan bazen bu yüzden susar.
Korktuğundan değil…
Söyleyecek sözüm kalmadığından hiç değil…
Allah’a şükür, söyleyecek sözüm de var, söyleyecek yüzüm de.
Fakat bilirim ki her sözün bir zamanı, her hakikatin ortaya çıkacağı bir vakit vardır. Bazen susmak geri çekilmek değil; sözün kıymetini ve zamanını bilmektir.
Hakikatin en güzel tarafı da budur.
Onu bir süre örtebilirsiniz. Geciktirebilirsiniz. Görmezden gelebilirsiniz. Üzerine başka hikâyeler yazabilirsiniz.
Ama hakikati sonsuza kadar susturamazsınız.
Vakti geldiğinde hakikat, kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan kendi diliyle konuşur.
Ve gün gelir insan geriye dönüp baktığında, kendisini yıkacağını düşündüğü nice imtihanın aslında onu olgunlaştırdığını fark eder.
O zaman anlar ki sabır yalnızca beklemek değilmiş.
Sabır, yara alırken karakterini kaybetmemek, incinirken vicdanını kirletmemek, beklerken umudunu tüketmemek ve gecenin en karanlık anında dahi sabahın geleceğine inanmakmış.
Hayatın fırtınasız olması mümkün değildir.
Mesele fırtınanın hiç çıkmaması da değildir.
Asıl mesele, fırtınanın içinden geçerken yönünü, inancını ve kendini kaybetmemektir.
Çünkü sabreden insan bilir.
Gece ne kadar uzun sürerse sürsün, sabahın mutlaka bir vakti vardır.
Ve bazen en güçlü cevap, bağırmak, öfkelenmek ya da acele etmek değil, vakti gelene kadar dimdik durabilmektir.
“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
Bakara Suresi, 153
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 20 Eylül 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)