
KÖŞE YAZISI ¦ İYİLİK, ZULME BOYUN EĞMEK DEĞİLDİR.. / 21 Eylül 2026
İslam, insana merhameti öğretir ama zilleti öğretmez. Affetmeyi över ama haksızlığa teslim olmayı emretmez.
Sabır ister ama sabrı korkaklık, suskunluk ve şahsiyetsizlik hâline getirmez.
Ne yazık ki yıllardır bazı kavramların içi boşaltıldı.
“Sana taş atana gül at.”
“Boş ver, Allah’a havale et.”
“Sus, büyüklük sende kalsın.”
Peki nereye kadar?
Birileri sana iftira atacak, sen susacaksın.
Onuruna saldıracak, sen sineye çekeceksin.
Hakkını yiyecek, sen sabır diyeceksin.
Seni aşağılayacak, emeğini hiçe sayacak, itibarına saldıracak, sen de bütün bunlara sessiz kalmayı erdem zannedeceksin.
Hayır…!
Kur’an’ın öğrettiği vakar bu değildir.
Kur’an-ı Kerim’de, “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” buyrulur. (A‘râf, 7/199)
Cahilden yüz çevirmek korkmak değildir.
Onun seviyesine inmemek, onun çirkin üslubuyla kirlenmemektir.
Fakat yüz çevirmek, hakkından vazgeçmek anlamına da gelmez.
Şûrâ Suresi’nde ise kötülüğün karşılığının onun dengi olduğu, bununla birlikte affedip barışı sağlayanın mükâfatının Allah katında bulunduğu bildirilir. (Şûrâ, 42/40)
Demek ki mesele, insanın kendisini savunup savunmaması değildir. Mesele, hakkını savunurken adalet sınırlarını aşmamasıdır.
Sana iftira atan karşısında hakkını hukuk içinde aramak günah değildir.
Şerefini korumak kibir değildir.
Sınır koymak kötülük değildir.
Sana sürekli zarar veren birinden uzaklaşmak vefasızlık değildir.
Ve en önemlisi; insanın kendisini ezdirmesinin adı tevazu değildir.
Bazı insanlar sen sustukça kendisini güçlü zanneder. Sen alttan aldıkça biraz daha ileri gider. Sen iyi niyet gösterdikçe bunu olgunluk değil, zayıflık olarak okur.
İşte tam orada sınır çizmek gerekir.
Çünkü merhamet başka, teslimiyet başkadır.
Sabır başka, zillete razı olmak başkadır.
Affetmek başka, kötülüğün devam etmesine izin vermek bambaşkadır.
İslam, insanın zalim karşısında şahsiyetini kaybetmesini değil; adaleti kaybetmeden dimdik durmasını öğütler.
Kim olursa olsun…
Sana sistematik biçimde zarar veriyorsa mesafeni koy.
İftira atıyorsa hukuk önünde hakkını ara.
Hakkını gasp ediyorsa mücadele et.
Seni aşağılamaya çalışıyorsa seviyesine düşmeden haddini ve sınırını göster.
Ama bütün bunları yaparken sen de zalimleşme.
Çünkü hak ararken haksızlaşmak, mücadele ederken karşı çıktığın insana dönüşmek demektir.
Bizim ölçümüz öfke değil, adalettir.
Duruşumuz intikam değil, haktır.
Sabrımız korkudan değil, vakardan gelir.
Hiç kimse dinin merhamet dilini kullanarak insanlardan susmalarını, ezilmelerini ve haklarından vazgeçmelerini beklemesin.
İyilik yapmak başka, kötülüğe teslim olmak başkadır.
Biz gül yetiştirmeyi de biliriz, sabretmeyi de…
Ama bize atılan taşları görmezden gelip, taş atanlara meydanı boş bırakmayı erdem zannetmeyiz.
Çünkü bazen en büyük sabır susmak değil, haksızlığa dönüşmeden, haksızlığın karşısında dimdik durabilmektir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 21 Eylül 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)