
KAMUOYUNA YAZILI AÇIKLAMA…
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. yıl dönümünü milletçe büyük bir gurur ve coşkuyla kutladığımız bu anlamlı günde, Tokat Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen törenlerde yaşandığı öne sürülen bir olay, kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturmuştur.
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında 75 metre uzunluğundaki şanlı Türk bayrağımızın geçişi sırasında, protokolde bulunan iki mülki idare görevlisinin ayağa kalkmadığı yönündeki görüntüler ve iddialar, milletimizin ortak değerlerine gösterilmesi gereken hassasiyet bakımından açıklığa kavuşturulmalıdır.

Türk bayrağı, bu milletin bağımsızlığının, egemenliğinin, şerefinin ve uğruna can verilen vatan topraklarının en kutsal sembollerinden biridir.
O bayrağın renginde aziz şehitlerimizin kanı, dalgalanışında milletimizin hürriyet iradesi, gölgesinde ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığı vardır.
Devletin mülki idare makamlarında görev yapanlar, yalnızca kendi şahıslarını değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vakarını, otoritesini ve kurumsal kimliğini temsil etmektedir.
Bu nedenle devletin temsil makamlarında bulunmak, yalnızca bir unvan taşımak veya protokolde yer almak değildir. O makamın gerektirdiği devlet terbiyesini, sorumluluğu ve millî değerlere gösterilmesi gereken hassasiyeti her şartta ortaya koymaktır.
Özellikle ülkemizde birlik, beraberlik, kardeşlik ve toplumsal barışın güçlendirilmesinin konuşulduğu bir dönemde, Cumhuriyet Bayramı törenlerinde ortaya çıkan böylesine tartışmalı bir görüntünün izaha muhtaç olduğu açıktır.

Buradan ilgili mülki idare görevlilerine açıkça soruyorum….
75 metrelik şanlı Türk bayrağımız geçerken neden ayağa kalkmadınız?
Amacınız neydi?
Vermek istediğiniz mesaj neydi?
Ayağa kalkmamanızın makul bir gerekçesi var mıydı?
Varsa çıkın, kamuoyuna açıklayın…
Elbette tek bir görüntü üzerinden hiç kimsenin niyeti hakkında kesin hüküm vermiyoruz. Ancak devletin temsil makamlarında bulunan kişilerin davranışlarıyla ilgili kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesini istemek, demokratik toplumun ve kamusal hesap verebilirliğin doğal gereğidir.
Burada mesele şahıslar üzerinden bir tartışma yürütmek değil, devletin temsil sorumluluğunu ve milletimizin ortak değerlerine gösterilmesi gereken saygıyı hatırlatmaktır.
Hiç kimse unutmasın ki; devlet makamları şahsi mülk değildir. O makamlar, millete hizmet edilmesi için emanet edilmiş görev yerleridir.
Makam sahibi olmak kimseye milletin ortak değerleri karşısında ayrıcalık tanımaz. Aksine, daha büyük bir sorumluluk yükler.
Devlet ciddiyeti, yalnızca makamın sağladığı yetkilerle değil, o makamı taşıyanların sergilediği tutum, davranış ve kamuoyuna karşı gösterdiği açıklıkla ölçülür.

Türk bayrağı hiçbir siyasi görüşün, makamın, zümrenin veya şahsın tekelinde değildir.
O bayrak, 86 milyonun ortak değeri, bağımsızlığımızın mührü ve aziz şehitlerimizin emanetidir.
Dolayısıyla söz konusu görüntülere ilişkin makul bir gerekçe bulunuyorsa bunun açıklanması, aksi halde kamuoyunda oluşan hassasiyetin ciddiyetle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak, ilgili görevlilerden ve yetkili makamlardan kamuoyunu tatmin edecek açık ve anlaşılır bir izahat bekliyoruz.
Bu çağrımızın amacı kimseyi peşinen suçlamak değil, devletimizin itibarını, Cumhuriyetimizin değerlerini ve milletimizin bayrağına duyduğu saygıyı korumaktır.
Çünkü devletin makamlarında bulunanların, milletin hassasiyetlerine karşı kayıtsız kalma lüksü yoktur.
Unutulmamalıdır ki;
Makam geçicidir, devlet bakidir.
Koltuk emanettir, bayrak ise bu milletin namusudur….
Musa ÖZDEMİR
Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
29 Ekim 2026 – Tokat
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)