
KÖŞE YAZISI ¦ ESKİŞEHİR: ZAMANIN İÇİNDEN GEÇEN ŞEHİR… / 25 Nisan 2026
Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin 75. yılı dolayısıyla düzenlenen Türkiye Gazeteciler Federasyonu 70. Başkanlar Konseyi toplantısı, basın camiasını Eskişehir’de buluşturan önemli bir organizasyon olarak dikkat çekti.
Mesleki dayanışmanın güçlendiği, fikir alışverişinin derinleştiği bu anlamlı toplantı, aynı zamanda şehrin kültürel dokusunu ve vizyonunu yakından hissetme fırsatı sundu.
Bu buluşmaya ev sahipliği yapan Ayşe Ünlüce’nin zarif, naif ve ölçülü misafirperverliği ise organizasyona ayrı bir anlam kattı.
Gösterişten uzak ama incelikle hissedilen ev sahipliği anlayışı, Eskişehir’in ruhunu yansıtan en güçlü detaylardan biri olarak hafızalara kazındı.
Bazı şehirler vardır,
İçine girdiğiniz anda size sadece sokaklarını değil, ruhunu da açar.
Eskişehir işte tam olarak böyle bir şehir.
İlk adımı attığınızda modern bir Anadolu kentinde olduğunuzu hissedersiniz;
Ama birkaç sokak sonra tarih sizi kolunuzdan tutar ve bambaşka bir yolculuğa çıkarır.
Odunpazarı,
Ahşap evlerin arasından yürürken, her kapının ardında ayrı bir hikâye olduğunu hissedersiniz.
Renkli cumbalar, dar sokaklar ve taş kaldırımlar,
Burası sadece bir semt değil, geçmişin bugüne usulca dokunduğu bir hafızadır.
Ve o hafızanın en nadide parçalarından biriside;
Lületaşı…
Dünyada neredeyse sadece bu topraklarda çıkan bu eşsiz maden, ustaların elinde bir sanat eserine dönüşüyor.
Bir pipoya baktığınızda aslında sadece bir obje görmezsiniz;
Emek, sabır ve kültürün somutlaşmış halini görürsünüz.
Sonra şehir sizi alır,
Porsuk Çayı’nın kıyısına götürür.
Bir Anadolu şehrinde, Avrupa şehirlerini aratmayan bir atmosfer,
Gondollar süzülürken suyun üzerinde, insanlar sadece yürümüyor; hayatın tadını çıkarıyor.
Eskişehir’in belki de en güçlü yanı tam da burada gizli,
Denge,
Geçmiş ile gelecek,
Gelenek ile modernlik,
Sadelik ile estetik,
Hepsi aynı şehirde, aynı anda yaşıyor.
Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı ise bu şehrin vizyonunun bir başka yansıması.
Masal şatosundan bilim merkezine kadar uzanan bu alan, sadece çocuklara değil;
İçindeki çocuğu kaybetmeyen herkese hitap ediyor.
Ve elbette…
Sanatın şehri Eskişehir.
Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nden sokak sanatına kadar uzanan geniş bir yelpazede,
şehir size sürekli şunu hatırlatıyor.
“Yaşamak sadece nefes almak değildir, hissetmektir.”
Ama her güzelliğin içinde bir imtihan da vardır.
Bugün o dar sokaklarda gezerken, o tarihi dokunun içinde,
insana şu soru da ister istemez dokunuyor.
Geçmişin zarafetini koruyan bu şehirde,
biz bugünün hayatını ne kadar doğru ve temiz yaşayabiliyoruz?
Çünkü şehirler sadece taş ve topraktan ibaret değildir.
İçinde yaşayan insanların ahlakıyla şekillenir.
Harama bulaşmış bir kazanç,
en modern caddede bile huzur vermez.
Ve insan, ne kadar modernleşirse modernleşsin,
içindeki vicdan sustuğu anda
en karanlık sokakta yürüyormuş gibi olur.
İşte tam da bu yüzden
Eskişehir’in bize anlattığı asıl hikâye sadece estetik değildir;
aynı zamanda bir ölçüdür.
Diyor ki:
“Güzellik dışarıda değil, önce içeride başlar.”
Geçmişini koruyan şehirler ayakta kalır.
Ama değerlerini koruyan insanlar huzur bulur.
Bu şehir bağırmaz,
Ama kendini unutturmaz.
Sessizce gelir,
Kalbinizde yer eder.
Ve siz fark etmeden…
Sadece tekrar gelmek değil,
Daha doğru yaşamak istersiniz.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 25 Nisan 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)