
KÖŞE YAZISI ¦ APTALLIKLA BESLENEN CEHALET… / 5 Haziran 2026
İnsanoğlu tarih boyunca pek çok tehlikeyle mücadele etti. Açlıkla, savaşla, hastalıklarla, doğal afetlerle,
Ancak bütün bu tehditlerden daha sinsi, daha kalıcı ve daha yıkıcı bir tehlike vardır.
Cehalet.
Fakat cehaletin de kendi içinde dereceleri vardır.
İnsan bazen bir konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmayabilir.
Bu son derece doğaldır.
Hatta sağlıklı olan da budur.
Çünkü insanın her şeyi bilmesi mümkün değildir. Bilmediğini bilen kişi araştırır, öğrenir, sorar ve kendini geliştirmeye çalışır.
Bu nedenle yarım bilgiye sahip olmak ya da bir konuda eksik kalmak, tek başına büyük bir felaket değildir.
Asıl tehlike, insanın bilmediğini fark etmemesidir.
Tam cehalet tam da burada başlar.
Tam cehalet karanlığın içinde oturup aydınlıkta olduğunu sanmaktır.
Bilgiden uzak olduğu halde kendisini bilgin kabul etmektir.
Gerçeklerle yüzleşmek yerine, kendi önyargılarını hakikat zannetmektir.
İşin ilginç tarafı şu ki;
Gerçek bilgi insanı mütevazı yapar.
İnsan öğrendikçe ne kadar az şey bildiğini fark eder.
Cehalet ise tam tersine kişiye sahte bir özgüven kazandırır.
Bu yüzden en çok konuşanlar çoğu zaman en çok bilenler değildir.
En kesin hükümleri verenler de çoğu zaman en sağlam bilgiye sahip olanlar değildir.
Bilgelik, şüphe etmeyi öğretir.
Cehalet ise sorgulamadan inanmayı..,
Ancak bütün bunlardan daha tehlikeli bir durum vardır.
Cehaletin aptallıkla birleşmesi,
Çünkü cehalet tedavi edilebilir.
Okuyarak, araştırarak, dinleyerek ve öğrenerek giderilebilir.
Fakat aptallık, çoğu zaman öğrenmeye direnç göstermektir.
Aptal insan yalnızca bilmeyen kişi değildir.
Aptal insan, bilmediği halde bildiğini iddia eden, yanlışını kabul etmeyen, gerçeği görmek istemeyen ve aklını kullanmayı reddeden kişidir.
Çünkü cahil insan öğrenebilir.
Ama aptallık, çoğu zaman cehaletin zırhı haline gelir.
Bugün yaşadığımız birçok sosyal, siyasal ve kültürel problemin temelinde de bu gerçek yatmaktadır.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar,
Araştırmadan hüküm verenler,
Duymak istediklerini gerçek, hoşlarına gitmeyeni yalan kabul edenler,
Toplumların ilerlemesini engelleyen en büyük yüklerden biridir.
Oysa medeniyet,bağıranların değil düşünenlerin eseridir.
Gelişim önyargıların değil sorgulayan akılların ürünüdür.
İnsanlık tarihine yön verenler, her şeyi bildiğini iddia edenler değil,öğrenmeye devam edenler olmuştur.
Bu nedenle mesele sadece cehalet değildir.
Asıl mesele, cehaletin kibirle birleşmesidir.
Çünkü insanın bilmemesi ayıp değildir.
Ayıp olan, bilmediği halde ahkâm kesmesi, öğrenmeyi reddetmesi ve bilgisizliğini bir meziyet gibi taşımasıdır.
Hayatta birçok hata telafi edilir.
Birçok yanlış düzeltilir.
Fakat aklını kullanmayı reddeden bir cehaletin topluma verdiği zarar, bazen yıllarca tamir edilemez.
Bu yüzden en büyük tehlike bilmemek değildir.
En büyük tehlike, bilmediğini bilmeden yaşamaktır.
Ve insanı felakete sürükleyen şey çoğu zaman cehaletin kendisi değil;
Cehaletin, aptallıkla kurduğu ortaklıktır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 05 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)