
KÖŞE YAZISI ¦ HUKUKUN ÜSTÜNDE HİÇ KİMSE YOKTUR.. / 06 Haziran 2026
Bir hukuk devletinin en önemli özelliği, adaletin kişilere göre değil, kurallara göre işlemesidir.
Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmaya ilişkin yaptığı açıklama da tam olarak bu gerçeğin altını çizen önemli bir devlet duruşudur.
Bakan Gürlek’in ortaya koyduğu tavır, yalnızca bir soruşturma hakkında yapılan bilgilendirme değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biri olan hukuk devleti anlayışının güçlü bir ifadesidir.
Çünkü adaletin olduğu yerde ayrıcalık olmaz.
Adaletin olduğu yerde imtiyaz olmaz.
Adaletin olduğu yerde servet, makam, şöhret ve nüfuz, hukukun önüne geçemez.
Son günlerde kamuoyunda tartışılan olayda, kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşları hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine yargının harekete geçmesi son derece doğal ve hukuk devletinin gereğidir.
Bir kişinin iş insanı olması, ekonomik güce sahip bulunması veya toplumda tanınan bir isim haline gelmesi; kullandığı ifadeleri hukukun denetiminden çıkarmaz.
Tam aksine, toplum önünde bulunan kişilerin kullandıkları dil konusunda daha dikkatli ve daha sorumlu olmaları gerekir.
Çünkü söylenen her söz yalnızca bir cümle değildir.
Bazen bir söz, milyonlarca insanın kalbine dokunur.
Bazen bir söz, toplumsal huzuru zedeler.
Bazen de bir söz, insanların onurunu hedef alır.
İşte bu nedenle hukuk, kişinin kim olduğuna değil; ne söylediğine ve ortaya çıkan sonucun toplumsal etkisine bakar.
Sayın Akın Gürlek’in açıklamasında özellikle vurguladığı nokta da budur.
Kadınların onurunu zedeleyen, insanları kökenleri üzerinden ayrıştıran, toplumsal hassasiyetleri yaralayan ifadeler; hangi amaçla söylenirse söylensin kabul edilemez.
Bu tür sözlerin daha sonra şakaydı, fıkraydı, mizah amaçlıydı gibi gerekçelerle savunulmaya çalışılması da meselenin özünü değiştirmez.
Çünkü gerçek mizah insanları aşağılamaz.
Gerçek mizah ayrıştırmaz.
Gerçek mizah, insan onurunu hedef almaz.
Toplumların huzuru; karşılıklı saygı, ortak değerler ve hukuk kuralları üzerine inşa edilir.
Bu temeller sarsıldığında ise zarar gören yalnızca bir kişi ya da bir kesim değil, toplumun tamamı olur.
Bugün burada asıl konuşulması gereken şey, bir kişinin kimliği değil, hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır.
Eğer hukuk yalnızca güçsüzlere işliyor, güçlülerin kapısında duruyorsa orada adalet yoktur.
Ancak hukuk; zengin-fakir, güçlü-güçsüz, makam sahibi-vatandaş ayrımı yapmadan herkese aynı şekilde uygulanıyorsa işte o zaman gerçek anlamda adalet vardır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin gücü de tam olarak buradan gelmektedir.
Hiç kimsenin serveti,
Hiç kimsenin makamı,
Hiç kimsenin nüfuzu,
Hiç kimsenin toplumdaki konumu,
Adaletin ve hukukun üstünde değildir.
Devletin görevi, vatandaşlarının onurunu korumak; hukukun üstünlüğünü tavizsiz şekilde yaşatmaktır.
Toplumun beklentisi de budur.
Çünkü güçlü devletlerin temeli güçlü ekonomiyle değil, güçlü adaletle ayakta kalır.
Ve unutulmamalıdır ki,
Bir ülkede hukuk herkes için eşitse, o ülkede güven vardır.
Bir ülkede adalet herkes için işliyorsa, o ülkede huzur vardır.
Bir ülkede hiç kimse kendisini hukukun üstünde göremiyorsa, işte orada gerçek devlet vardır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 06 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)