
KÖŞE YAZISI ¦ Kelebek Değil, Arı Ol! / 11 Haziran 2026
Hayatın en büyük yanılgılarından biri, insanların kendilerini başkalarının gözünde değerli kılmaya çalışmasıdır.
Kimileri alkış peşinde koşar, kimileri beğenilmek için yaşar, kimileri de hayatını başkalarının takdirine göre şekillendirir.
Oysa insanın gerçek değeri, hakkında söylenen sözlerde değil, ortaya koyduğu emekte, ürettiği değerde ve bıraktığı izde saklıdır.
Tam da bu noktada kulağımıza küpe olması gereken bir söz var.
Birinin kelebeği olmak zorunda değilsin.
Arı ol. Kendi işine bak, balını yap ve gerektiğinde insanları sok.
İlk bakışta sert gibi görünen bu cümle, aslında hayatın özeti niteliğindedir.
Kelebek mi olacağız, arı mı?
Kelebek, güzelliğiyle dikkat çeker.
İnsanlar onu gördüğünde hayranlık duyar.
Ancak ömrü kısadır. Gösterdiği ihtişam kadar kalıcılığı yoktur.
Bir çiçekten diğerine konar, bir süre göz kamaştırır ve sonra sessizce kaybolur gider.
Bugün toplumda da birçok insan kelebeğin peşinden gidiyor.
Görünmek, konuşulmak, ilgi çekmek, gündemde kalmak, Sanki hayatın amacı bunlarmış gibi yaşıyorlar.
Oysa dikkat çekmekle değer üretmek aynı şey değildir.
Arı ise bambaşka bir karakterdir.
Kimse onu alkışlamaz.
Kimse onun ne kadar çalıştığını gün boyu izlemez. O da zaten bunun peşinde değildir.
Sabahın ilk ışığında işe koyulur, çiçek çiçek dolaşır, sabırla çalışır ve sonunda ortaya bal çıkarır.
Yani fayda üretir.
İşte insanın da asıl vazifesi budur.
Başkalarının hayatını izlemek yerine kendi hayatını inşa etmek,
Dedikodu üretmek yerine değer üretmek,
Şikâyet etmek yerine çalışmak,
Gösteriş yapmak yerine eser bırakmak,
Çünkü dünya, konuşanlardan çok üretenlerin omuzlarında yükselir.
Ne yazık ki günümüzde birçok insan başkalarının ne yaptığıyla o kadar meşgul ki kendi yapması gerekenleri unutuyor.
Kimin nereye geldiğini, kimin ne kazandığını, kimin ne söylediğini takip etmekten kendi yolculuğunu ihmal ediyor.
Oysa başarı, başkalarına bakarak değil, kendi işine odaklanarak elde edilir.
Arı, başka arıların ne yaptığıyla ilgilenmez.
O, kendi görevini bilir.
Çünkü bilir ki her geçen gün biraz daha üretirse, sonunda ortaya kıymetli bir eser çıkacaktır.
Bir başka önemli nokta da şu ki;
Arı sakin bir canlıdır.
Durup dururken kimseye saldırmaz.
Kimseyle gereksiz mücadeleye girmez.
Fakat emeğine uzanan bir el olduğunda, kovanına zarar vermeye kalkışıldığında da sessiz kalmaz.
İnsan da böyle olmalıdır.
Her tartışmanın içinde yer almak zorunda değildir.
Her kavgaya taraf olmak zorunda değildir.
Herkese cevap vermek zorunda değildir.
Ama hakkına, emeğine ve onuruna sahip çıkmak zorundadır.
Çünkü nezaket başka şeydir, teslimiyet başka şey,
Sabır başka şeydir, sessizlik başka şey,
Olgunluk başka şeydir, boyun eğmek başka şey,
Hayatın bize bunları yaşayarak gösteriyor.
Sürekli kendini anlatmaya çalışanlar değil, ortaya koyduğu eserlerle konuşanlar kalıcı olur.
Gösteriş yapanlar unutulur.
Üretenler hatırlanır.
Gürültü çıkaranlar kaybolur.
İz bırakanlar yaşar.
Bu yüzden kimsenin kelebeği olmaya çalışma.
Kimsenin ilgisine, onayına ve alkışına mahkûm olma.
Kendi yoluna bak.
Kendi işini yap.
Kendi balını üret.
Ve gerektiğinde de emeğini korumaktan çekinme.
Çünkü hayatın sonunda insanı değerli kılan şey, kaç kişinin onu alkışladığı değil, kaç kişiye fayda sağladığıdır.
Unutmayalım ki;
Kelebekler hayranlık uyandırır.
Ama dünyayı değiştirenler daima arılar olmuştur.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 11 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)