
KÖŞE YAZISI ¦ ÖLÜ TAKLİDİYLE KURTULUNMAZ… / 20 Haziran 2026
Bir ülkede korku normalleşmeye başladığında, sadece konuşanlar değil, susanlar da kaybetmeye başlar.
Bugün Türkiye’de yaşanan en büyük sorunlardan biri ekonomik kriz, yüksek enflasyon ya da yatırım eksikliği değildir.
Asıl sorun, insanların düşüncelerini açıklamaktan korkar hâle gelmesidir.
İş dünyası susuyor.
Sivil toplum susuyor.
Sendikalar susuyor.
Bürokrasi susuyor.
Akademi susuyor.
Yargı susuyor.
Herkes birbirine bakıyor.
Herkes görünmez olmaya çalışıyor.
Herkes başını öne eğip fırtınanın kendi kapısını çalmadan geçmesini bekliyor.
Oysa tarih boyunca hiçbir fırtına, başını kuma gömenleri es geçmedi.
Bugün bazı iş insanlarının hâlâ şu düşünceyle hareket ettiği görülüyor.
Biz siyasete karışmayalım.
Biz konuşmayalım.
Biz eleştirmeyelim.
Biz görünmeyelim.
Biz işimize bakalım.
Peki gerçekten öyle mi oluyor?
Susunca kurtuluyor musunuz?
Sessiz kalınca güvende mi oluyorsunuz?
Görünmez olmaya çalışınca görünmez mi oluyorsunuz?
Hayır.
Çünkü korkunun hüküm sürdüğü düzenlerde mesele ne söylediğiniz değildir.
Mesele, bir gün sıra size gelip gelmeyeceğidir.
Bugün yaşanan birçok olay gösteriyor ki; yıllarca tek kelime etmemiş olmak bile bazen kimseyi korumaya yetmiyor.
Korkunun mantığı hukuk değildir.
Korkunun mantığı güvence değildir.
Korkunun mantığı, herkesin her an tedirgin yaşamasıdır.
İşte bu yüzden sessizlik bir korunma yöntemi değil, korkunun yayılmasına verilen en büyük destektir.
Kimse iş insanlarından kahramanlık yapmasını istemiyor.
Kimse meydanlara çıkıp slogan atmasını istemiyor.
Kimse servetlerini ya da makamlarını riske atmalarını da istemiyor.
Ama en azından yanlış karşısında doğruyu söyleyebilmelerini beklemek bu milletin hakkıdır.
Çünkü bu ülke sadece gazetecilerin ülkesi değildir.
Sadece birkaç yazarın, birkaç akademisyenin, birkaç muhalif siyasetçinin omzunda taşınacak bir memleket değildir.
Bu ülke aynı zamanda sanayicinin de ülkesidir.
Tüccarın da ülkesidir.
İşçinin de ülkesidir.
Esnafın da ülkesidir.
Bu ülkede yatırım yapanların, fabrika kuranların, istihdam sağlayanların da geleceği bu ülkenin geleceğine bağlıdır.
Çocukları bu ülkede yaşayacak olanların susma lüksü yoktur.
Çünkü korku bulaşıcıdır.
Ama cesaret de bulaşıcıdır.
Bir kişi konuşur, iki kişi cesaret bulur.
İki kişi konuşur, on kişi cesaret bulur.
Toplumlar böyle ayağa kalkar.
Toplumlar böyle nefes alır.
Toplumlar böyle özgüven kazanır.
Malı mülkü korumak için sessiz kalanlar, yarın konuşabilecekleri bir ülke kalmadığında neyi korumuş olacaklar?
Ölü taklidi yaparak hiçbir toplum özgür kalamadı.
Ve unutulmamalıdır ki;
Korkunun kazandığı yerde, sonunda hiç kimse gerçekten güvende değildir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 20 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)