
KÖŞE YAZISI ¦ Şımaranın Düşmanı Kendisi Olur. Haset, Kibir ve Ehlibeyt’in Bize Bıraktığı Büyük Ders.. / 26 Haziran 2026
Şımardıysan, artık başka bir düşmana ihtiyacın kalmamış demektir.
İnsanlık tarihi bize gösteriyor ki, insanı yıkan felaketler çoğu zaman dışarıdan değil, kendi iç dünyasından gelir.
Nice devletler ordularla değil, hırsla, hasetle ve kibirle çökmüştür.
Nice insanlar düşmanlarının gücüyle değil, kendi nefsinin esiri olduğu için kaybetmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan kıssalar da aslında bunun en büyük şahididir.
Hz. Âdem’i cennetten ayıran aşırı istek ve hırs, Kabil’i kardeş katili yapan haset, Şeytanı ebedî lanete sürükleyen ise kibir olmuştur.
İnsanlık değişse de nefis değişmemiş, çağlar ilerlese de aynı imtihanlar farklı suretlerde önümüze çıkmıştır.
Haset, başkasının sahip olduğu nimeti yok etmek istemektir.
Oysa haset edilen kişi değil, önce haset eden yanar.
Çünkü kıskançlık, insanın kalbindeki huzuru kemiren görünmez bir ateştir.
Başkasının mutluluğundan rahatsız olan bir gönül, kendi saadetini de kaybetmeye mahkûmdur.
Kibir ise insanın kendi sonunu hazırlayan en büyük tuzaktır.
İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, tevazuyu kaybettiği gün düşmeye başlar.
Çünkü büyüklük iddiası, kulun haddini unutmasıdır.
Şımarmak, insanın kendi nefsine yenildiğinin en açık işaretidir.
Tarih boyunca bu karanlık duyguların en büyük hedeflerinden biri de Ehlibeyt olmuştur.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek emaneti olan Ehlibeyt, sadece bir soyun değil, adaletin, merhametin, ilmin ve ahlakın temsilcisi olmuştur. Onların yaşadığı zulümler, aslında hak ile menfaatin, erdem ile ihtirasın mücadelesidir.
Özellikle İmam Hasan (a.s.), bu konuda insanlığa unutulmaz bir ders bırakmıştır.
O, ümmetin kanı dökülmesin diye makamından feragat etmiş, iktidarı değil birliği tercih etmiştir. Çünkü onun nazarında gerçek zafer, koltuğu korumak değil, insanları korumaktı. Hakikatin gücünün makamdan daha üstün olduğunu bilenler, tarihin en onurlu sayfalarına isimlerini yazdırmışlardır.
Fakat ne yazık ki, tarih boyunca hakikati temsil edenler çoğu zaman hasedin ve iftiranın hedefi olmuşlardır.
Fazilet, eksikliği olan gönüllerde rahatsızlık uyandırır. Işık ne kadar parlarsa, ona gölge düşürmek isteyenler de o kadar çoğalır.
Ancak unutulan bir gerçek vardır ki;
Hakikat geçici olarak susturulabilir; fakat asla yok edilemez.
Ehlibeyt sevgisi de bunun en büyük delilidir. Asırlar boyunca türlü zulümlere rağmen onların adı gönüllerden silinmemiş, aksine daha da büyüyerek insanlığın ortak vicdanında yer etmiştir.
Bugün bize düşen görev; hırsın değil kanaatin, hasedin değil muhabbetin, kibrin değil tevazunun tarafında durmaktır.
İnsanın gerçek büyüklüğü, ne kadar yükseldiğinde değil, yükselirken ne kadar mütevazı kalabildiğinde gizlidir.
Unutmamak lazım ki;
Şımaran insanın artık dışarıda bir düşman aramasına gerek yoktur.
Çünkü kibir, insanın içine yerleşmiş en büyük düşmandır.
Haset ise sahibini, hedef aldığı kişiden önce tüketen görünmez bir afettir.
Ehlibeyt’in bize bıraktığı en büyük miras da budur.
Makamdan önce ahlakı, Güçten önce adaleti, Zaferden önce insanlığı tercih etmek,
İşte asıl kurtuluş, tam da burada saklıdır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 26 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)