
KÖŞE YAZISI ¦ YEMEN AĞITLARDA YAŞAYAN ORTAK HAFIZAMIZ / 05 Temmuz 2026
“Burası Muş’tur, yolu yokuştur, giden gelmiyor, acep ne iştir?”
Bir türkünün içine sığdırılmış koca bir hüzündür Yemen…!
Bazı coğrafyalar vardır, haritalarda uzak görünür ama milletlerin hafızasında yanı başımızda yaşamaya devam eder.
Yemen, bizim için yalnızca bir ülkenin adı değil, ayrılığın, fedakârlığın, sabrın ve geri dönmeyen binlerce Anadolu evladının ortak hatırasıdır.
Bugün Yemen denildiğinde çoğumuzun zihninde savaş, yoksulluk ve insani dram canlanıyor.
Oysa bizim tarihimizde Yemen, nesilden nesile aktarılan ağıtların, yarım kalmış hikâyelerin ve ömür boyu evladının yolunu bekleyen anaların sessiz gözyaşlarının adıdır.
Milletlerin hafızası yalnızca zaferlerle şekillenmez.
Kimi zaman en derin izleri, kayıplar ve acılar bırakır. Yemen de işte böyle bir hatıradır,unutulmayan, unutturulmayan ve her nesilde yeniden hissedilen ortak bir vicdan muhasebesidir.
Anadolu’nun dört bir yanından gençler, devletin çağrısına kulak vererek Yemen yollarına düştüler. Kimi Tokat’tan, kimi Sivas’tan, kimi Erzurum’dan, kimi Rumeli’den yola çıktı. Arkalarında analarını, babalarını, sevdiklerini ve umutlarını bıraktılar.
Çoğu, bu yolculuğun son yolculukları olacağını bilmiyordu.
Kavurucu çöl sıcakları, salgın hastalıklar, yokluk ve savaşın ağır şartları binlerce canı bizden kopardı.
Nice yiğit, doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta toprağa verildi.
Birçoğunun mezarı bile bilinmiyor.
Fakat isimleri, milletimizin hafızasında ve dualarında yaşamaya devam ediyor.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, o insanların hangi şehirden geldiğinin, hangi etnik kökene mensup olduğunun veya hangi sosyal çevreden yetiştiğinin hiçbir anlamı kalmamıştır.
Onlar, aynı bayrağın altında birleşmiş, aynı sorumluluğu omuzlamış ve aynı kaderi paylaşmışlardır.
Acıları da artık hepimizin ortak acısıdır.
Tarih, yalnızca geçmişi anlatan kuru bir bilgi yığını değildir. Tarih, aynı zamanda insanlığın hafızasıdır. Geçmişin yaşanmışlıklarından ders çıkarmak, geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmanın en önemli şartlarından biridir.
Çünkü hafızasını kaybeden toplumlar, aynı yanlışları yeniden yaşamaya mahkûm olurlar.
Bugün Yemen toprakları yine gözyaşıyla, yoklukla ve savaşla mücadele ediyor. Dün Anadolu’nun evlatlarını bağrına emanet eden bu kadim coğrafya, bugün de insanlığın ortak vicdanına sesleniyor. Bu sese kulak vermek ise siyasi hesapların değil, insan olmanın gereğidir.
Vefa, yalnızca yaşayanlara gösterilen bir erdem değildir. Asıl vefa, uğruna bedel ödeyenleri, isimsiz kahramanları ve geride bıraktıkları hatıraları unutmamaktır.
Milletleri büyük yapan şey, yalnızca sahip oldukları güç değil, geçmişlerine gösterdikleri sadakat ve hürmettir.
Yemen, bizim için uzak bir diyar değil, fedakârlığın, sabrın ve ortak hafızamızın en derin sembollerinden biridir.
O topraklarda kalan her isimsiz mezar, Anadolu’nun bir parçası, bu milletin ortak vicdanıdır.
Belki de bu yüzden Yemen’i hatırlamak, yalnızca tarihin tozlu sayfalarını çevirmek değildir.
Aynı zamanda insan olmanın, vefanın ve sorumluluk duygusunun ne kadar kıymetli olduğunu yeniden idrak etmektir.
Bazı topraklar vardır ki; kilometrelerle değil,uğruna dökülen gözyaşlarıyla bize yakın olur.
Ve bazı türküler vardır ki, üzerinden asırlar geçse de bir milletin yüreğinde aynı sızıyı yaşatmaya devam eder.
Bugün Yemen’i öfkeyle değil ibretle, ayrışarak değil ortak insanlık değerleri etrafında birleşerek hatırlamalıyız. Tarih, kin üretmek için değil, geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyebilmek için okunmalıdır.
Binlerce Anadolu evladının geri dönemediği Yemen, ağıtlarda yaşayan ortak hafızamızın en hüzünlü sayfalarından biri olmaya devam ediyor.
Onları rahmetle, minnetle ve vefayla anıyoruz.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 05 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)