Bir Maçı Değil, Bir Zihniyeti Kaybediyoruz

Bir Maçı Değil, Bir Zihniyeti Kaybediyoruz

KÖŞE YAZISI ¦ Bir Maçı Değil, Bir Zihniyeti Kaybediyoruz / 12 Temmuz 2026

Milli Takım elendi…

Evet, üzüldük.

Kimi hakemi suçladı, kimi teknik direktörü, kimi futbolcuyu…

Oysa asıl soru bambaşka;

Gerçekten kaybettiğimiz sadece bir futbol maçı mı?

Bana göre hayır.

Biz yıllardır bir maçtan çok daha fazlasını kaybediyoruz.

Çünkü mesele, doksan dakikaya sığacak kadar basit değil.

Bir ülke aklı ikinci plana iterse, liyakati göz ardı ederse, kurumlarını zayıflatırsa, planlamayı günü kurtaran hesaplara kurban ederse, o ülke yalnızca futbolda değil, hayatın her alanında geriye düşmeye başlar.

Bugün sahada gördüğümüz tablo, yıllardır verilen yanlış kararların, ihmal edilen eğitimin, göz ardı edilen disiplinin ve heba edilen insan potansiyelinin doğal sonucudur.

Futbolda kaybediyoruz…

Sanatta kaybediyoruz…

Bilimde kaybediyoruz…

Ekonomide kaybediyoruz…

Ahlakta kaybediyoruz…

Çünkü başarı, birbirinden bağımsız alanlarda ortaya çıkan tesadüflerin değil,ortak bir medeniyet anlayışının ürünüdür.

Eğer bir ülkede çocuklar eşit fırsatlarla yetişemiyorsa,

Yetenek yerine yakınlık ödüllendiriliyorsa,

Üreten değil, görünür olan değer görüyorsa,

Bilim insanı, sanatçı, sporcu ve fikir insanı aynı ciddiyetle desteklenmiyorsa,

Kaybetmek artık bir istisna değil, kaçınılmaz bir sonuç hâline gelir.

Ne yazık ki biz, her başarısızlığın ardından sebepleri sorgulamak yerine suçlu arıyoruz.

Bir gün hakemi…

Bir gün teknik direktörü…

Bir gün futbolcuyu…

Sonra içimiz rahatlıyor.

Ama değişen hiçbir şey olmuyor.

Çünkü sorun kişilerde değil, kişileri ortaya çıkaran sistemdedir.

Bir ülkenin gerçek gücü, kriz anlarında verdiği tepkilerle değil, o krizleri doğurmayacak kurumları inşa edebilme becerisiyle ölçülür.

İşte tam da bu yüzden bugün şu soruyu cesaretle sormak zorundayız,

Biz bu ülkenin çocuklarına gerçekten dünya ile yarışabilecek bir düzen kurabildik mi?

Eğer bu soruya gönül rahatlığıyla “Evet” diyemiyorsak, konuşmamız gereken şey bir maçın skoru değildir.

Çünkü skor tabelası yalnızca son perdeyi gösterir.

Asıl hikâye, yıllar önce sınıflarda, spor salonlarında, laboratuvarlarda, atölyelerde, kültür merkezlerinde ve kurumların koridorlarında yazılmaya başlanmıştır.

Bir milletin geleceği yalnızca stadyumlarda belirlenmez.

Okullarında belirlenir.

Üniversitelerinde belirlenir.

Adaletinde belirlenir.

Ekonomisinde belirlenir.

Sanatında, biliminde ve ahlak anlayışında belirlenir.

Sahaya çıkan on bir futbolcu, aslında o büyük tablonun sadece görünen yüzüdür.

Bugün kaybettiğimiz maçın ardından yine birkaç gün konuşacağız.

Sonra unutacağız.

Ama unutulmaması gereken şey şudur.

Eğer aklı, liyakati, eğitimi, disiplini, adaleti ve kurumsal anlayışı yeniden ayağa kaldıramazsak, yarın başka bir sahada, başka bir alanda yine aynı hayal kırıklığını yaşayacağız.

Çünkü mesele yalnızca futbol değildir.

Mesele, nasıl bir ülke olmak istediğimizdir.

Kazanan toplumlar, başarısızlıklarına bahane üretenler değil, eksikleriyle yüzleşme cesareti gösterenlerdir.

Belki de artık skorları değil, o skorları doğuran zihniyeti konuşmanın zamanı gelmiştir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 12 Temmuz 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL