
KÖŞE YAZISI ¦ HESAP GÜNÜNÜN EN BÜYÜK ŞAHİDİ.. / 14 Temmuz 2026
İnsan, yaşadığı dünyada istediği kadar rol yapabilir. Yüzüne başka, arkasına başka konuşabilir.
Hakikati eğip bükebilir, iftirayı gerçek gibi gösterebilir, menfaat uğruna vicdanını susturabilir.
Belki insanların bir kısmını kandırabilir, belki alkış da toplayabilir.
Fakat unutulan bir hakikat vardır ki, o hakikat hiçbir zaman değişmez,
Allah, her şeyi bilendir.
Bir mahkeme düşünün…
Ne yalancı şahitlerin sözünün geçtiği, ne makamın, ne servetin, ne de nüfuzun hüküm ifade ettiği bir mahkeme…
Öyle bir mahkeme ki, hiçbir delilin karartılamadığı, hiçbir dosyanın kaybolmadığı, hiçbir gerçeğin gizlenemediği ilahi bir adalet divanı…
İşte orada en büyük şahit, her şeyi yaratan, her şeyi gören ve her şeyi bilen Allah’tır.
O gün kimse, “Beni yanlış anladılar.” diyemeyecek.
Kimse, “Ben öyle demek istememiştim.” diye mazeret üretemeyecek.
Gizli konuşmalar da, kapalı kapılar ardında çevrilen hesaplar da, kalplerde büyütülen kinler de, dillerden dökülen yalanlar da eksiksiz bir şekilde bilinmektedir.
İnsanlardan sakladığını Allah’tan saklayamazsın.
İnsanları kandırabilirsin, ama Allah’ı asla…
Bugün ikiyüzlülükle ayakta duranlar, yarın hakikatin karşısında diz çökeceklerdir.
Bugün hasetle başkasının kuyusunu kazanlar, yarın kendi kazdıkları çukurun hesabını vereceklerdir.
Bugün iftirayla insanların haysiyetiyle oynayanlar, yarın söyledikleri her sözün karşılığını tek tek göreceklerdir.
Çünkü ilahi adalet, ne unutur ne de ihmal eder.
Asıl mesele; insanların seni nasıl tanıdığı değil, Allah’ın seni nasıl bildiğidir.
Kalbini neyle doldurdun?
Merhametle mi?
Yoksa kinle, nefretle, kıskançlıkla ve hasetle mi?
Dilini hakikatin hizmetine mi verdin, yoksa yalanın ve fitnenin sözcüsü mü oldun?
İnsanların yüzüne gülerken arkalarından konuşmayı maharet mi sandın?
Mahşer günü maskeler düşecek, roller bitecek, alkışlar susacak.
O gün ne makam konuşacak ne şöhret ne de çevre…
Konuşacak olan yalnızca ameller olacaktır.
İnsan, dünyada nasıl bir ömür sürdüyse onunla Rabbinin huzuruna çıkacaktır.
Nasıl yaşarsan öyle ölür, nasıl ölürsen de öyle diriltilirsin.
İşte bu yüzden, hesabını yalnız insanlara göre yapanlar büyük bir yanılgı içindedir.
Asıl hesap, insanların önünde değil, Allah’ın huzurunda verilecektir.
Ve o huzurda hiçbir yalan ayakta kalamayacak, hiçbir ikiyüzlülük gizlenemeyecek, hiçbir haksızlık karşılıksız bırakılmayacaktır.
Öyleyse gelin, başkalarının kusurunu aramadan önce kendi vicdanımıza bakalım.
Hesap günü geldiğinde bizi kurtaracak olan, kurduğumuz cümleler değil, yaşadığımız hayat olacaktır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 14 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)