
KÖŞE YAZISI ¦ Bir İnsanın Değil, Umutların Yargılandığı Süreç / 18 Temmuz 2026
Toplumlar bazen yalnızca depremlerle, sellerle ya da yangınlarla sınanmaz.
Bazen de en büyük sınav, güven duygusunun sarsılmasıdır.
Yıllarca yardım faaliyetleriyle anılan Haluk Levent, özellikle Ahbap çatısı altında yürütülen çalışmalarla milyonlarca insanın gönlünde farklı bir yer edinmişti. Depremde, afette, yangında ve selde; devlet kurumlarının yanında, hiçbir karşılık beklemeden çalışan binlerce gönüllü, yalnızca ihtiyaç sahiplerine ulaşmanın mücadelesini verdi.
Bugün ise kamuoyuna yansıyan gelişmeler ve yürütülen hukuki süreç, yalnızca bir ismi değil; o isme güvenen insanların umutlarını da ağır bir sınavın içine sürükledi.
Çünkü güven, en zor kazanılan; en kolay kaybedilen değerdir.
Belki hukuk sonunda farklı bir karar verecek, belki bütün iddialar açıklığa kavuşacak. Hukukun vereceği karar elbette herkes için bağlayıcıdır. Ancak toplum vicdanında oluşan kırgınlığı ve güven kaybını telafi etmek, mahkeme kararlarından çok daha zor olacaktır.
Asıl üzücü olan da budur.
Çünkü burada yalnızca Haluk Levent konuşulmuyor.
Burada, hiçbir çıkar gözetmeden çalışan binlerce Ahbap gönüllüsünün emeği konuşuluyor.
Burada, yardım etmek için elini taşın altına koyan gençlerin kırılan umutları konuşuluyor.
Burada, zor günlerde tutunacak bir iyilik hareketi arayan insanların sarsılan inancı konuşuluyor.
Bir toplumda insanlar yardım kuruluşlarına da, gönüllülük hareketlerine de güvenemez hâle gelirse, bunun bedelini yalnızca bir kişi ödemez; bütün toplum öder.
Daha da önemlisi, bu tür olaylarda kamuoyu yalnızca görünen isimlerin değil, varsa sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde eşit şekilde hesap vermesini bekler. Adalet, seçerek işlediğinde güven üretmez; tam tersine yeni soru işaretleri doğurur.
Bugün ihtiyacımız olan şey; kişileri yüceltmek ya da peşinen mahkûm etmek değildir.
İhtiyacımız olan; şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun herkes için aynı şekilde işlemesidir.
Çünkü kişiler gelir geçer…
Fakat kaybedilen güveni yeniden inşa etmek, yıllar alır.
Ve unutulmamalıdır ki; bir toplumun en büyük serveti ne parasıdır ne de makamları…
En büyük serveti, birbirine duyduğu güvendir.
O güven yıkıldığında, geriye sadece enkaz kalır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 18 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)