
KÖŞE YAZISI ¦ El Aklıyla Gezen Baş, Kendi Yolunu Kaybeder / 18 Temmuz 2026
İnsan ömrü boyunca binlerce söz duyar.
Kimi kulağından girer çıkar, kimi bir süre zihninde dolaşır.
Fakat öyle sözler vardır ki; yıllar geçse de eskimez. Çünkü onlar bir döneme değil, insanın fıtratına söylenmiştir.
Zaman değişse de anlamını kaybetmez, aksine her çağda yeniden doğrulanır.
Âşık Veysel’in şu dizeleri de böylesine büyük bir hayat dersidir.
“Sadık bir yâr bulup yaşa, onun dışındaki boşa…
Binbir türlü hâl gelir, el aklıyla gezen başa.”
Bu söz, yalnızca dost seçmeyi anlatmaz.
Aynı zamanda insanın iradesini, karakterini ve hayat karşısındaki duruşunu anlatır.
Bugün insanın en büyük yalnızlığı, etrafında insan olmaması değil,kendi sesiyle baş başa kalamamasıdır.
Çağımız, düşünmeyi değil tekrarlamayı, hakikati aramayı değil kalabalığa uymayı öğretiyor.
Birileri konuşuyor, milyonlar peşinden gidiyor.
Birileri yön gösteriyor, sorgulamadan inanılıyor.
Sonra da aynı insanlar, yaşadıkları hayatın neden kendilerine ait olmadığını anlamaya çalışıyor.
Oysa insanı yanlış yola düşüren çoğu zaman cehaleti değil, başkasının aklını kendi aklının önüne koymasıdır.
Âşık Veysel’in “el aklı” dediği tam da budur.
İnsan elbette istişare eder, fikir alır, büyüklerini dinler. Fakat aklını kiraya veremez. Vicdanını başkasına teslim edemez.
Çünkü emanet edilen akıl, zamanla sahibini de yabancılaştırır.
Kendi hakikatinden uzaklaşan insan, en sonunda aynaya baktığında bile kendini tanıyamaz.
Hayatın binbir türlü hâli vardır.
Makam gelir, servet gider. Dost görünen düşman olur, düşman sandığın dost çıkar. Rüzgâr her gün başka yönden eser.
Böyle zamanlarda insanı ayakta tutan şey kalabalığın alkışı değil, vicdanının sessiz ama şaşmaz pusulasıdır.
Âşık Veysel, toprağın dilini bilen bir bilgeydi. O, Anadolu’nun irfanını, insanın mayasını ve hayatın hakikatini birkaç dizeye sığdırmayı başardı.
Bu yüzden onun sözleri sadece okunmaz; yaşanır, hissedilir ve yıllar sonra bile insanın içine dokunur.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, başkalarının doğrularını ezberlemek değil, kendi vicdanımızın sesini yeniden duyabilmektir.
İnsan, kendi yolunu kaybettiği gün, dünyayı kazansa da kendini kaybeder.
Unutmayalım ki;
Sadakat yalnızca bir dosta değil, önce hakikate gösterilir.
Hürriyet ise istediğini söyleyebilmekten önce, hiçbir kalabalığın aklına esir olmadan yaşayabilmektir.
Gönül gözüyle görenlere, hakikati kalabalıklarda değil vicdanında arayanlara ve el aklıyla değil, irfanıyla yürüyenlere selam olsun.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 18 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)