
KÖŞE YAZISI ¦ Son Pişmanlık Fayda Etmez / 21 Temmuz 2026
Bugün medyaya yansıyan açıklamasında Haluk Levent, “Ben yeterince iyi bir insan değilim, kötü bir babayım. Ünüme, hırsıma ve zaaflarıma yenildim. Ben kendimi affetmezken kimsenin beni affetmesini beklemiyorum.” diyerek kamuoyu önünde dikkat çeken bir özeleştiride bulundu.
İnsanın kendi hatasını kabul edebilmesi elbette önemlidir.
Ancak hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır.
Bazı pişmanlıklar, çok geç gelir.
Kur’an-ı Kerim’de Nisâ Suresi’nin 18. ayetinde, kötülükte ısrar edip ölüm gelip çattığında edilen tövbenin kabul edilmeyeceği bildirilir.
Buradaki mesaj yalnızca ölüm anıyla sınırlı değildir, insanın gerçeği görmesine rağmen yüzleşmeyi sürekli ertelemesinin de bir uyarısıdır.
Çünkü gerçek pişmanlık, artık başka seçenek kalmadığında söylenen söz değil; insanın hâlâ yanlıştan dönebilecek imkânı varken gösterdiği iradedir.
Hayatta güven, para gibi kazanılıp harcanan bir değer değildir.
Güven; yılların emeğiyle, samimiyetle ve istikrarla inşa edilir.
Özellikle milyonlarca insanın sevgisini kazanmış, toplum adına söz söyleyen, yardım kampanyalarına öncülük eden ve iyiliğin sembolü hâline gelen isimlerin omuzlarındaki sorumluluk çok daha ağırdır. Çünkü insanlar yalnızca yapılan yardıma değil, o yardımı yapan kişinin temsil ettiği değerlere de inanırlar.
İşte tam da bu nedenle yaşanan her kırılma, yalnızca bir kişinin meselesi olmaktan çıkar.
İnsanların kalbine düşen şüphe, gelecekte yapılacak nice iyiliğin önünü kesebilir.
Bir çocuğa uzanacak el geri çekilebilir…
Bir hastaya ulaşacak destek gecikebilir…
Bir ihtiyaç sahibine duyulan güven sarsılabilir…
En büyük kayıp da budur.
Çünkü güven kaybolduğunda, sadece bir isim yıpranmaz,iyiliğin kendisi de yara alır.
Bugün dile getirilen “Pişmanım.” sözleri, elbette kişisel bir muhasebenin ifadesidir.
Fakat kırılan güveni, yıkılan umutları ve insanların zihninde oluşan soru işaretlerini ortadan kaldırmaya tek başına yetmez.
Asıl üzerinde durulması gereken konu şudur:
Bu yaşananlardan gerçekten ders çıkarılacak mı?
İnsanların duygularını manipüle ederek, algıyı gerçeğin önüne koyarak, gösteriyi samimiyetin yerine geçirerek toplumsal güveni zedeleyenler; kısa vadeli alkışlar uğruna insanların umutlarını, güven duygusunu ve şehirlerin geleceğini gölgeleyenler, bir gün dönüp yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşecekler mi?
Çünkü hakikatin karşısında hiçbir algı sonsuza kadar ayakta kalamaz.
Gösteri biter…
Alkışlar diner…
Kalabalıklar dağılır…
Fakat gerçekler yerinde kalır.
Ve insan, eninde sonunda kendi vicdanıyla baş başa kalır.
İşte o zaman ne şöhretin, ne makamın, ne de alkışların bir anlamı kalır.
Hayatın değişmeyen hükmü şudur:
Son pişmanlık, çoğu zaman fayda etmez.
Çünkü bazı güvenler bir kez yıkıldığında yeniden kurulması yıllar alır, bazı bedeller ise yalnızca pişmanım demekle ödenmez.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 21 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)