
KÖŞE YAZISI ¦ Dalındayken Kıymeti Bilinmeyen Yaprak… / 25 Temmuz 2026
Ağaç dalındayken bilmezmiş yaprağın kıymetini, düşünce anlarmış onu ne kadar çok sevdiğini.
Hayatın en büyük pişmanlıkları, çoğu zaman kaybettiklerimizden değil, zamanında kıymetini bilemediklerimizden doğar.
İnsan, sahip olduğu nimetlerin, dostlukların, emeklerin ve fedakârlıkların değerini çoğu zaman onların gölgesinde yaşarken fark edemez. Çünkü sürekli yanında olanı sıradan sanır. Oysa alışmak, değerini azaltmaz, sadece farkındalığımızı köreltir.
Bir ağacın dalındaki yaprak da böyledir. Dalını süsler, gölgesini büyütür, kökünden aldığı hayatı bütün ağaca taşır. Varlığı sessizdir, gösterişi yoktur. Kimse tek tek yaprakları saymaz, onların ağaca kattığı güzelliği her gün yeniden düşünmez. Ama sonbahar geldiğinde, birer birer toprağa düşmeye başladıklarında ağacın yalnızlığı da görünür hâle gelir. İşte insan, eksikliği hissettiği anda varlığın gerçek kıymetini anlamaya başlar.
Ne acıdır ki hayat, çoğu zaman bu gerçeği bize geç öğretir.
Anne-babamızın duasını, bir dostun samimiyetini, bir arkadaşın sadakatini, bir eşin fedakârlığını, bir evladın sevgisini ya da omuz omuza yürüdüğümüz insanların emeğini,onlar yanımızdayken yeterince hissedemeyiz. Günlük telaşlar, hırslar, kırgınlıklar ve dünyanın geçici hesapları, gönlümüzün üzerini örter. Sonra bir ayrılık olur, bir mesafe girer, bazen de geri dönüşü olmayan bir veda yaşanır. İşte o an, bir zamanlar sıradan sandığımız her ayrıntının aslında ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark ederiz.
Vefa, kaybettikten sonra gözyaşı dökmek değildir. Vefa, insan yanındayken değerini bilmektir. Çünkü mezar taşlarına bırakılan çiçekler, yaşarken esirgenen sevgiyi geri getirmez. Ardından söylenen güzel sözler de, zamanında susulan teşekkürlerin yerini doldurmaz.
Bugün insan ilişkilerinin en büyük yarası da tam burada başlıyor. Herkes daha fazlasını ararken elindekini tüketiyor. Daha iyisini bulma telaşıyla kendisine iyi gelen insanları kaybediyor. Makamlar uğruna dostluklar, menfaat uğruna vefalar, hırs uğruna yılların hatırı feda ediliyor. Oysa insanı zenginleştiren sahip oldukları değil, kıymetini bildikleridir.
Hayat, bize her gün sessizce aynı dersi veriyor. Mevsimler değişiyor, insanlar değişiyor, makamlar el değiştiriyor, yollar ayrılıyor. Hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Kalıcı olan geride bıraktığımız iz, gösterdiğimiz vefa ve gönüllerde kurduğumuz yerdir.
Bugün yanında olan insanın değerini bilmeyen, yarın yokluğuna ağıt yakar. Elindeki nimeti küçümseyen, kaybettiğinde onun yerine hiçbir şeyi koyamaz. Çünkü bazı eksiklikler zamanla kapanmaz; sadece insan o boşlukla yaşamayı öğrenir.
Belki de bu yüzden hayatın en büyük olgunluğu, sahip olduklarımızı kaybetmeden önce onların kıymetini bilmektir. Bir teşekkürü ertelememek, bir özrü geciktirmemek, bir gönlü kırmamaya gayret etmek ve sevdiklerimize sevgimizi zamanında gösterebilmektir.
Dalından kopan yaprak, belki rüzgârla yeniden savrulur; ama bir daha aynı dala tutunamaz. İnsan da böyledir. Bazı insanlar gider, bazı fırsatlar kaybolur, bazı gönüller kırılır. Ardından ne kadar pişman olursak olalım, zaman geriye dönmez.
Asıl marifet, yaprak dalındayken kıymetini bilmektir. Çünkü kaybedildikten sonra hissedilen sevgi, çoğu zaman gecikmiş bir vicdan muhasebesinden ibarettir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 24 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)