
KÖŞE YAZISI ¦ Güç Sarhoşluğu ve Tarihin Acı Dersi… / 07 Ağustos 2026
Tarih, kendisini yenilmez görenlerin nasıl bir anda yalnızlaştığını ve hesap vermek zorunda kaldığını defalarca göstermiştir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de Romanya’nın eski lideri Nicolae Ceaușescu’dur.
21 Aralık 1989’da Bükreş’te binlerce kişinin önünde konuşuyordu.
Devletin bütün imkânları elindeydi.
Etrafında alkışlayan kalabalıklar, emrine hazır bürokrasi ve sarsılmaz görünen bir iktidar vardı. Ancak birkaç dakika içinde yükselen protesto sesleri, yıllarca korkuyla ayakta tutulan düzenin aslında ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkardı.
Dört gün sonra aynı adam, askerî bir mahkemenin önünde yargılandı ve kurşuna dizilerek idam edildi.
Takvim sadece dört gün ilerlemişti. Fakat tarihin hükmü çoktan verilmişti.
Bu hadise, yalnızca bir diktatörün sonu değil; gücünü adaletten değil korkudan alan bütün yönetim anlayışlarının ibretlik hikâyesidir.
Bugün bulunduğu makamı şahsî mülkü gibi gören, Bana bir şey olmaz,rahatlığıyla hareket eden, kendisini hukukun, vicdanın ve millet iradesinin üzerinde görenler, tarihin bu sayfasına dikkatle bakmalıdır.
Kibir, önce gerçeği örter, sonra dostunu ve milletini unutturur. En sonunda ise insana kendi sonunu bile göremez hâle getirir. Alkışlarla beslenen egolar, eleştiriyi düşmanlık sayar. Menfaat çevrelerini sadakat zannedenler, gerçekle yüzleştiklerinde ise yapayalnız kalırlar.
Makamlar gelip geçicidir. Asıl kalıcı olan adalet, vicdan ve geride bırakılan itibardır.
Gücüne güvenerek insanları küçümseyenler, o güç ellerinden çekildiğinde ne kadar yalnız kaldıklarını acı bir şekilde öğreneceklerdir.
Tarih, koltukların büyüklüğünü değil, o koltukta sergilenen karakteri yazar. Güç sarhoşluğu geçer, tiyatrolar sona erer, kibir dağılır, alkışlar susar. Geriye sadece insanların vicdanında verilen hüküm kalır.
İnsan, yaptığı her davranışın ve verdiği her kararın hesabıyla er ya da geç yüzleşecektir. Hesaplaşmadan helalleşme olmayacak zaten,
Seni geldiğin gibi cıpcıplak
Bırakacağım,
Dün ulaşılmaz görünen nice isim, bugün yalnızca ibret olarak anılıyorsa, bunun sebebi makamlarını değil, ölçülerini kaybetmiş olmalarıdır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 07 Ağustos 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)