
KÖŞE YAZISI ¦ İYİLİK İZ BIRAKIR, KÖTÜLÜK LEKE… / 21 Ekim 2026
İnsan geride bıraktığıyla hatırlanır. Kimi iyiliğiyle, vefasıyla, zor zamanda uzattığı eliyle…
Kimi de bozduğu dostluklarla, taşıdığı sözlerle ve açtığı yaralarla. Söylenen güzel sözler unutulur, yaşatılan kırgınlıklar hafızada kalır.
Bazı insanlar dostluk kurarken bile kendine malzeme toplar. İlgi gösterir, derdinizi dinler, güveninizi kazanır. Ardından birinden duyduğunu diğerine taşır, işine gelmeyeni çıkarır, hesabına uyanı ekler. Siz içinizi açtığınızı sanırsınız, o başkasının yanında anlatacağı hikayeyi hazırlıyordur. Sır diye dinlediğini dedikoduya çevirmenin adı, güvene ihanettir.
İşin en çirkin tarafı, bütün bunların iyi niyet görüntüsü altında yapılmasıdır. Senin iyiliğin için söylüyorum diye başlayan konuşmalar, insanların arasına kuşku sokar. Hiç söylenmemiş sözlerin hesabı sorulur, yılların dostluğu birkaç çarpıtılmış cümleyle zedelenir. Ortalığı karıştıran kişi ise kenara çekilir, bazen kendi çıkardığı kavganın arabuluculuğuna bile soyunur. Hem kırgınlığın sebebi hem de herkesin iyiliğini isteyen kişi rolündedir.
Bu davranışın ardında çoğu zaman başkasının huzuruna tahammül edemeyen bir kıskançlık vardır. İki insanın yakınlığı rahatsız eder, birinin başarısı öfkelendirir. Emeğe çıkar, sevince gösteriş, dostluğa hesap yakıştırılır. Kusur bulunamadığında şüphe üretilir. Kendi mutsuzluğunu başkasının hayatını karıştırarak hafifletmeye çalışmak, ağır bir karakter zaafıdır.
Ye’cüc ve Me’cüc’ün çağrıştırdığı bozgunculuk, bazen insanın yakın çevresinde de karşılık bulur. Bir aileyi, bir dost meclisini, bir çalışma ortamını huzursuz etmek için kalabalık gerekmez. İnsanların hassasiyetlerini öğrenip bunları birbirlerine karşı kullanan tek bir kişi yeter. Küçük hesaplarla başlayan kışkırtmalar, yıllarca onarılamayan kırgınlıklara dönüşür.
Sonra aynı kişi dürüstlükten, ahlaktan, vefadan söz eder. Kendi anlattığı her hikâyede mağdur, her tartışmada haklıdır. Fakat geride kalanlara bakıldığında birbirine küsmüş insanlar ve boşa çıkmış güven görülür. Kötülüğü alışkanlık haline getirip iyiliği dilinden düşürmemek, düpedüz ikiyüzlülüktür.
Bir de özel konuşmaları ima yoluyla baskı aracına çevirenler vardır. Kendisine duyulan yakınlığı, insanların üzerinde üstünlük kurmak için kullanırlar. Böylece dostça açılmış bir kapı, içeridekilere huzursuzluk veren bir tehdidin girişine dönüşür. Bu tavır karşısındaki sessizlik de çoğu zaman yanlış yorumlanır. Oysa insanlar bazen korktuklarından değil, muhataplarına duydukları saygıyı çoktan kaybettiklerinden susar.
Zamanla konuşulanlar yan yana gelir. Birine başka, diğerine başka anlatılanların içinden gerçek görünür olur. O noktada güzel cümleler açıklama olmaktan çıkar; yeni bir kaçamak gibi duyulur. Çünkü güven bir kez hesap uğruna harcandığında, sonraki her söz geçmişin gölgesinde kalır.
İyilik iz bırakır, kötülük leke… İnsanın adının nasıl anılacağını, başkalarının hayatında bıraktığı karşılık belirler. En ağır itibar kaybı da budur: Adın anıldığında insanların aklına söylediklerinin değil, çevirdiğin hesapların gelmesi.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 21 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)