HAK İLE GÜCÜN BİTMEYEN HESABI

HAK İLE GÜCÜN BİTMEYEN HESABI

KÖŞE YAZISI ¦ HAK İLE GÜCÜN BİTMEYEN HESABI / 27 Nisan 2026

Hayat,
Bazen bir masal gibi anlatılır, bazen bir kader gibi kabul edilir.
Oysa hakikat çok daha serttir.

Hayat, tarafsız kalınabilecek bir yer değildir.

Çünkü bu dünya, başından beri iki çizgi üzerine kuruludur.

Biri hak,
Diğeri güç.
Ve insan, her nefesinde o iki çizgiden birine basar.

Bir bakarsın karşına Köroğlu çıkar,
Zulme boyun eğmeyen, hakkını aramak için dağa çıkan bir adam.
Karşısında ise Bolu Beyi vardır.
Gücün arkasına saklanan, adaleti kendi çıkarına göre eğip büken bir düzen.

Köroğlu’nun elinde kılıç değil aslında vicdan vardır.
Bolu Beyi’nin elinde ise makam değil, korku vardır.

Ve tarih, bu ikisinin mücadelesini sadece bir destan olarak yazmaz,
Bir ölçü olarak yazar.

Bir başka yerde, bir sözün darağacına yürüdüğünü görürsün,

Pir Sultan Abdal çıkar karşına.
Sözü satmayan, inancını eğip bükmeyen bir ozan,
Karşısında ise Hızır Paşa,
Dün aynı sofrayı paylaşanlar, bugün farklı taraflara düşmüştür.

Biri hakikatin yükünü taşır,
Diğeri gücün gölgesine sığınır.
Pir Sultan’ın boynuna geçirilen ip, bir son değil,
Bir duruşun mührüdür.

Çünkü bazen kaybetmek, en büyük kazançtır.

Bunu anlayamayanlar, kazandığını sandığı her şeyi aslında çoktan kaybetmiştir.

Ve zaman değişir.
Ama hikâye değişmez.

Bu kez Çukurova’da çıkar karşımıza aynı kavga.
İnce Memed olur bir çocuk
Ezilir, susar, büyür.
Ve bir gün susmamayı öğrenir.

Karşısında ise Abdi Ağa vardır.

Toprağı sahiplenen, insanı ezen, gücü kendine hak sanan bir düzenin adı.
İnce Memed’in isyanı bir başkaldırıdan fazlasıdır.

O, insanın kendi korkusunu yenme hikâyesidir.

Aslında mesele çok açık…
Bu hayat,

Ne sadece güçlülerin kazandığı,
Ne de mazlumların hep kaybettiği bir yer değildir.

Bu hayat;
Kimin nerede durduğunun yazıldığı bir imtihandır.

Ya haksızlık karşısında susarsın,
Ya da bedelini ödeyip konuşursun.
Ya gücün yanında durursun,
Ya da hakkın.

Güç, gürültülüdür,
Hak ise sessizdir.
Ama gün gelir,
O sessizlik, en büyük hükmü verir.

Bugün de değişen hiçbir şey yok.

İsimler değişti,
Makamlar değişti,
Yüzler değişti,
Ama taraflar hâlâ aynı.

Ve herkes, bir gün aynaya baktığında
Kendi hikâyesindeki yerini görecek.

Köroğlu muydun,
Yoksa Bolu Beyi mi?

Pir Sultan mıydın,
Yoksa Hızır Paşa mı?

İnce Memed mi oldun,
Yoksa Abdi Ağa mı?

Cevabı kimseye vermeyeceksin,
Ama o cevap, seni tarif edecek.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 27 Nisan 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL