
KÖŞE YAZISI ¦ SİYASETİN DENGESİ: CHP’DE KIRILMA MI, TOPARLANMA MI? / 28 Nisan 2026
Siyaset, sadece görünen yüzüyle okunursa eksik anlaşılır.
Asıl belirleyici olan satır aralarında gizli kalan, zaman zaman suskunlukla, zaman zaman da yönlendirmelerle kendini hissettiren o büyük dengedir.
Türkiye gibi köklü bir devlet geleneğine sahip bir ülkede, bazı siyasi partiler yalnızca birer parti değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi gibi yapılar, tarihsel hafızaları, temsil ettikleri kitleler ve sistem içindeki konumları itibarıyla, adeta devlet refleksiyle paralel hareket eden kurumsal yapılardır.
Bu nedenle bu partilerin yönü, sadece kendi iç meseleleri olarak değerlendirilemez.
Çünkü bu yapıların kontrolsüz şekilde savrulması ya da Türkiye’nin temel hassasiyetlerini zorlayacak bir çizgiye yönelmesi, sadece siyasi bir mesele değil, doğrudan sistemin dengesiyle ilgili bir konu olarak görülür.
Bugün CHP’de yaşanan tartışmalar tam da bu bağlamda anlam kazanıyor.
Bir yanda liderlik mücadelesi, diğer yanda partinin ideolojik ve kadrosal yön arayışı,
Ancak kulislerde konuşulanlara bakıldığında, sürecin sadece parti içi bir rekabetten ibaret olmadığı açıkça görülüyor.
Özellikle mutlak butlan gibi hukuki senaryoların dillendirilmesine rağmen, Ankara’da bu yönde güçlü bir iradenin olmadığı kanaati hâkim.
Böylesi bir müdahale, siyasetin doğal akışını zorlayacak ve daha büyük tartışmaları beraberinde getirecektir.
Asıl dikkat çeken gelişme ise akil isimler formülü.
Parti tabanında karşılığı olan, geçmişte farklı kesimlerle köprü kurabilmiş isimlerin devreye girerek Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir uzlaşı zemini oluşturması… Bu senaryo, sadece bir barış girişimi değil; aynı zamanda partinin yeniden toparlanma hamlesi olarak okunuyor.
Gerçek şu ki; CHP’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, iç mücadele değil,
iç bütünlüktür.
Ankara kulislerinde dile getirilen bir diğer önemli başlık ise, partinin kamuoyunda tartışma yaratan isimlerle arasına mesafe koyması gerektiği yönünde. Bu beklenti, sadece bir temizlik çağrısı değil, aynı zamanda güven tazeleme arayışı olarak ta görülüyor.
Bu noktada Silivri üzerinden yürüyen tartışmalar da sembolik bir anlam taşıyor. Mesele bir yer değil, bir duruş meselesidir.
Siyasetin hangi çizgide duracağı, hangi mesafeyi koruyacağı ve hangi mesajı vereceği belirleyici olacaktır.
Önümüzdeki süreç, CHP açısından sıradan bir kurultay süreci olmayacak.
Bu süreç ya bir toparlanmanın miladı olacak ya da daha derin bir ayrışmanın başlangıcı olacak.
Siyaset, boşluk kabul etmez. Güç, dağınıklığı affetmez. Ve en önemlisi, millet, kendi içinde kavga eden değil, yön veren bir siyaset görmek ister.
Şimdi soru şu:?
CHP, bu sınavdan güçlenerek mi çıkacak, yoksa kendi içindeki çatlakların ağırlığı altında mı kalacak?
Cevap, sadece partinin değil, Türkiye siyasetinin de yönünü belirleyecek.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 28 Nisan 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)