
KÖŞE YAZISI ¦ Bir Komutanın Ardından; Sessiz Gücün Adı Muhittin Fisunoğlu.. / 10 Mayıs 2026
Bazı insanlar vardır.
Hayatları boyunca çok konuşmazlar ama bulundukları makamların ağırlığını sessizlikleriyle hissettirirler.
Gösterişten uzak dururlar, reklama ihtiyaç duymazlar, kendilerini değil görevlerini öne çıkarırlar.
Ve bir gün aramızdan ayrıldıklarında anlarız ki; aslında bir insan değil, bir devlet ciddiyeti eksilmiştir hayattan.
Emekli Orgeneral Muhittin Fisunoğlu da işte böyle bir isimdi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en kritik kademelerinde görev yapmış, ömrünü vatanına adamış bir asker,
Tugaylardan tümenlere, kolordulardan ordu komutanlıklarına uzanan büyük bir sorumluluğun taşıyıcısı…
1987 yılında orgeneralliğe yükseldiğinde artık Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli komuta kademesindeydi.
Önce Ege Ordusu Komutanlığı, ardından 1. Ordu Komutanlığı görevlerini üstlendi.
Ve 1 Ocak 1991 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine getirildi.
Ama onun hikâyesi yalnızca askerî başarılarla anlatılacak bir hikâye değildir.
Çünkü Muhittin Fisunoğlu aynı zamanda Tokat’ın yetiştirdiği önemli devlet adamlarından biriydi.
Memleketine olan bağlılığını hiçbir zaman unutmayan, görev yaptığı her yerde Tokat’ı gönlünde taşıyan bir isimdi.
Özellikle alayın Tokat’a kazandırılması sürecinde gösterdiği çaba bugün hâlâ şehir hafızasında saygıyla anılır.
O dönem ortaya koyduğu irade, yalnızca askerî bir kararın parçası değildi, aynı zamanda memleketine duyduğu aidiyetin ve sorumluluk duygusunun açık bir göstergesiydi.
Bazı insanlar geldikleri yeri unuturlar,
Bazıları ise makamı ne kadar büyürse büyüsün memleketini yüreğinde taşımaya devam eder.
Muhittin Fisunoğlu ikinci gruptaydı.
Fakat onun hayatındaki en dikkat çekici kırılma noktalarından biri, 1993 yılında yaşandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yıllardır süregelen teamüllere göre, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Muhittin Fisunoğlu’nun Genelkurmay Başkanı olması bekleniyordu.
Ankara’daki askerî ve bürokratik çevrelerde de doğal süreç bu yöndeydi.
Ancak siyaset bazen teamülleri değil, tercihleri esas alır.
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, terörle mücadeledeki uyumu gerekçe göstererek Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in görev süresini uzatma kararı aldı.
Bu karar yalnızca bir görev uzatması değildi.
Aynı zamanda Muhittin Fisunoğlu’nun önüne çekilmiş siyasi bir perdeydi.
Ve o perde, onun Genelkurmay Başkanlığı yolunu tamamen kapattı.
Belki birçok insan olsaydı konuşurdu,
Kırılırdı,
Sitem ederdi,
Manşetlere oynardı…
Ama Muhittin Fisunoğlu devlet terbiyesini bozmadı.
Sessiz kaldı.
Vakarlı durdu.
Ve 30 Ağustos 1993 tarihinde emekliye ayrıldı.
Bugün dönüp baktığımızda aslında en büyük eksikliğimizin makam değil, vakar olduğunu görüyoruz.
Çünkü artık insanlar görevdeyken devleti temsil etmeyi değil, gücü temsil etmeyi tercih ediyor.
Görevden ayrılınca da kırgınlıklarını devletin önüne koyuyorlar.
Oysa eski kuşak askerlerde başka bir anlayış vardı.
Devlet şahıslardan büyüktü.
Muhittin Fisunoğlu da o anlayışın son temsilcilerinden biriydi.
Bugün onu uğurlarken yalnızca emekli bir orgenerali değil,
Bir dönemin disiplinini, devlet ciddiyetini, sadakat anlayışını ve sessiz vakarını da uğurladık.
Mekânı cennet olsun…
Ruhu şad olsun…
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 10 Mayıs 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)