
KÖŞE YAZISI ¦ Şiddeti Alkışlayan Ekranlar.. / 11 Mayıs 2026
Bir toplumun çöküşü bazen sokakta başlamaz.
Önce ekranlarda başlar.
Bugün televizyonlarda, dijital platformlarda ve sosyal medyada yıllardır aynı tipler parlatılıyor.
Silahla konuşanlar,
Tehditle hükmedenler,
Kabadayılığı karakter sananlar,
Hukuku küçümseyip zorbalığı güç diye pazarlayanlar.
Üstelik bunlar yalnızca gösterilmiyor.
Karizmatik,
Delikanlı,
Saygın,
Herkesin hayran olduğu adam diye servis ediliyor.
Sonra dönüp gençlerin neden şiddete meyilli olduğunu konuşuyoruz.
Kimse kusura bakmasın ama,
bir neslin zihnine yıllarca zorbalığı kahramanlık diye işlerseniz, günün sonunda şiddetin gerçek hayatta karşınıza çıkmasına şaşırma hakkınız olmaz.
Çünkü insan, sürekli alkışlanan kötülüğe zamanla alışır.
Önce rahatsız olur.
Sonra normal görür.
Ardından hayranlık duymaya başlar.
İşte en tehlikeli kırılma da budur.
Bir çocuğun zihninde artık iyi insan değil, korku salan adam güçlü görünmeye başlıyorsa, orada yalnızca aile değil, medya da sınıfta kalmıştır.
Bugün yaşanan korkunç olayların arkasında sadece bireysel sapkınlıklar yoktur.
Topluma yıllardır enjekte edilen kirli bir kültür vardır.
Şiddeti erkeklik,
öfkeyi karakter,
silahı itibar,
mafya düzenini ise adamlık gibi gösteren bir çürüme vardır.
Daha acısı ise şudur.
Bu çürüme reyting getiriyor diye alkışlanıyor.
Oysa ekran masum değildir.
Ekran öğretir.
Ekran özendirir.
Ekran dönüştürür.
Genç zihinler gördüğü şeyi rol model alır.
Merhameti değil korkutmayı öğrenir.
Vicdanı değil tahakkümü benimser.
Ve bir süre sonra toplum, kendi elleriyle büyüttüğü karanlığın içinde yaşamaya başlar.
Bugün herkes şiddetten şikâyet ediyor ama şiddeti besleyen kültüre kimse dokunmak istemiyor.
Çünkü kirli düzen sadece suç üretmiyor, para, reyting ve sahte kahramanlar da üretiyor.
Unutulmamalıdır ki;
Bir toplumda kötülük sürekli parlatılıyorsa, suç yalnızca tetiği çekende değildir.
O tetiği “karizma” diye pazarlayanlarda da vardır.
Şiddeti romantize etmek masum değildir.
Bu, topluma karşı işlenmiş kültürel bir suçtur.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 11 Mayıs 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)