
KÖŞE YAZISI ¦ BAYKAL’IN İSTİFASINDAN ÇIKARILACAK DERSLER / 13 Mayıs 2026
Tarih 7 Mayıs 2010…
Sabahın erken saatleri…
Türkiye, siyaset tarihinin en büyük krizlerinden birine uyandı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında internete servis edilen görüntüler kısa sürede ülkenin gündemine oturdu. Ankara karışmıştı. Televizyonlar olağanüstü yayınlara geçmiş, siyaset kulisleri adeta yangın yerine dönmüştü.
Daha sonra ortaya çıktı ki bu olay, FETÖ’nün siyaset mühendisliği operasyonlarından biriydi.
Kasetle siyaset dizayn edilmeye çalışılmış, Türkiye’nin ana muhalefet partisine operasyon çekilmişti.
Ama bütün bunların yanında unutulmaması gereken başka bir gerçek daha vardı.
O günün siyasetinde, her şeye rağmen utanma, mahcubiyet ve sorumluluk duygusu tamamen ölmemişti.
Baykal, yaşananlardan yalnızca 72 saat sonra görevinden ayrıldı.
Çünkü o dönemlerde siyasetçiler, koltuğa yapışmayı meziyet sanmıyordu.
Bugün ise Türkiye bambaşka bir siyasi tabloyla karşı karşıya,
Ortaya saçılan rüşvet iddiaları…
Para kuleleri,
Şaibeli ilişkiler,
İhale tartışmaları,
Kayıtlar, görüntüler, itiraflar,
Eskiden bunların onda biri konuşulsa yer yerinden oynardı.
Bugün ise bırakın istifayı, en küçük bir mahcubiyet bile göremiyoruz.
Tam tersine; her skandalın ardından aynı senaryo devreye sokuluyor.
Bu siyasi operasyon…
Bu iktidarın oyunu…
Bu devletin planı…
İyi de ortada konuşulan ilişkiler, para trafiği ve iddialar yokmuş gibi davranınca gerçek değişiyor mu?
Asıl tehlikeli olan da budur zaten.
Çünkü bir toplumda yanlış yapanlardan daha tehlikeli olan şey, yapılan her yanlışı körü körüne alkışlayan yapılardır.
Bugün bazı çevrelerde öyle bir fanatizm oluştu ki,kim neye karışırsa karışsın savunuluyor.
Yeter ki kendi mahallesinden olsun,
İşte çürüme tam burada başlıyor.
Siyaset, hesap verme kültürünü kaybettiği anda yozlaşır.
Yozlaşan siyaset ise zamanla kendisini hukukun, ahlakın ve milletin üstünde görmeye başlar.
Bugün yaşanan tablo tam olarak budur.
Bir dönem temiz siyaset, ahlak, şeffaflık sloganları atanların, şimdi ortaya çıkan iddialar karşısında üç maymunu oynaması ibretliktir.
Daha da ibretlik olanı şu ki;
Eskiden insanlar suçlamalardan kurtulmak için masumiyetlerini ispat etmeye çalışırdı.
Şimdi ise bazıları hiçbir şey olmamış gibi davranarak zaman kazanmanın yeterli olduğunu düşünüyor.
Çünkü utanma duygusunun zayıfladığı yerde, hesap verme kültürü de yok olur.
Ama unutulan bir gerçek var ki;
Millet görüyor.
Hem de her şeyi görüyor.
Bugün alkışlayanlar olabilir,
Bugün sosyal medya trolleriyle algı yapanlar olabilir,
Bugün her skandalı örtmeye çalışan şakşakçılar olabilir,
Ama toplumun vicdanı günü geldiğinde en ağır hükmü verir.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Hiçbir güç sonsuz değildir.
Hiçbir siyasi yapı dokunulmaz değildir.
Hiçbir propaganda düzeni gerçekleri sonsuza kadar örtemez.
Baykal’ın istifası bugün hâlâ konuşuluyorsa bunun sebebi yalnızca bir kaset meselesi değildir.
O günün siyasetinde, bütün yanlışlara rağmen, en azından istifa diye bir kavram hâlâ vardı.
Bugün ise bazıları için ne ahlakın, ne mahcubiyetin, ne de onurlu bir geri çekilişin artık hiçbir anlamı kalmamış görünüyor.
Oysa insan bazen en büyük rezilliği, yaptığı yanlışlarla değil, o yanlışlardan utanmamaya başladığı gün yaşar.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 13 Mayıs 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)